BBM 72 - January 2024

BBM • JANUARY - OCAK 2024 71 COVER STORY • KAPAK DOSYASI “For sustainability, our first priority should be competing globally. We must scrutinize our exports and imports,” stated Özmen. Continuing his discourse, he remarked, “Currently, Turkey exports goods priced between 1.5 and 1.9 cents. How- ever, if our advanced counterparts engage in trade with prices ranging from 4 to 5 dollars, it indicates a misstep on our part. To assess Turkey globally, I evaluate its position among the 32 developed countries worldwide. Why has Turkey been cat- egorized as a developing country for so long? When will we attain developed status? We’ll achieve that when we make the right decisions. Clearly, we are overlooking something. Ger- many, once devastated in the 1940s, has achieved remark- able success in industry and technology. Over 80 years, they crafted a narrative that the world admires.” Why is there no Turkish brand in the Fortune 500? Despite having significant potential, we seem to be stifled by internal competition. In many sectors in Turkey, there’s a capacity dou- ble that of the demand, indicating an issue of overcapacity. Consequently, companies tend to remain localized, impacting their morale and motivation. Today, as a nation, we haven’t managed to compile our trade, industry, tourism, and agricul- ture inventories. Globally, the foundation of development lies in the col- laboration of the public, universities, and non-governmental organizations or professional associations. The apparent de- ficiency in our case implies that these three entities interact less frequently and don’t comprehend each other sufficient- “Sürdürülebilirlik için öncelikle dünya ile rekabet etmemiz lazım. Dünyaya ne ihraç ettiğimiz ve ne ithal ettiğimize bak- mamız lazım” diyen Özmen konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün Türkiye 1.5 ile 1.9 cent arasında ihracat yapıyor. An- cak rakibimiz olan gelişmiş ülkeler ise 4-5 dolarlarla ticaret yapıp ürün satıyorlarsa burada bir yerlerde hata yapıyoruz demektir. Ben Türkiye’yi dünya ile kıyaslarken dünyadaki gelişmiş 32 ülke içindeki konumuna bakarım. Türkiye ne- den yıllardır gelişmekte olan ülke olarak anılıyor? Ne zaman gelişmiş ülke olacağız? Doğruları yaptığımız zaman gelişmiş ülke olacağız. Demek ki bir şeyleri eksik yapıyoruz. 1940’lı yıllarda yerle yeksan olan Almanya bugün sanayi ve tekno- loji anlamında büyük başarılara imza atıyor. 80 yıllık bir sürü- de dünyanın imrenerek baktığı bir hikaye yazdılar. Neden Fortune 500’de bir tane Türk markası yok. Çok büyük imkanlarımız var ancak biz kendi içimizdeki rekabetle boğulup kalıyoruz. Türkiye’de birçok sektörde iki katı kapa- site bulunuyor. Bir kapasite fazlalığı sorunu var. Bu yüzden şirketler mahalli kalıyor. Bu da şirketlerin moral ve motivas- yonunu etkiliyor. Bugün ülke olarak ticaret, sanayi, turizm ve tarım envanterlerimizi çıkaramadık. Varsa da kaç yıl önceki envanterler bilemiyoruz. Dünyada kalkınmışlığın temelini kamu, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları veya mesleki örgütlerin birlikte çalış- ması oluşturuyor. Bizdeki eksiklik demek ki bu üçlü az gö- rüşüyor. Yeteri kadar bir birlerini anlamıyorlar. Bu dünyada keşfedilmiş bir modeli bu yeniden keşfetmenin anlamı yok. Düzgün bir şekilde uygulamamız gerekiyor. Türkiye’nin 86 milyon nüfusunun yaş ortalaması 32, Avrupa’nın 44. Biz on- lardan 12 yaş genciz. Bu muazzam bir potansiyel. Bunu doğ- ru yönlendirmemiz lazım. “Akıl teri ile alın terini” birlikte akıtıp gelişmiş ülkeler arasına girmeliyiz artık.” BU KADAR BÖLÜNMÜŞ TOPRAKLA TARIM ZOR Sunumunda Türkiye’nin hububat üretimi hakkında bilgiler paylaşan Erhan Özmen, ülkenin yıllık hububat üretiminin or- talama 35 milyon ton civarında olduğunu, ortalama tarım ala- nının ise 60 dekar olduğunu söyledi. Özmen, “ Bu 60 dekarla tarım üretimi yaparsanız ancak 35 milyon ton civarı hububat elde edersiniz. Miras bölünmeleriyle yapılan küçültmeler yü- zünden Türkiye tarımda yol alamıyor. Bugün Rusya’da dekar ortalaması 800, dekar ortalaması 1300 olan Ukrayna savaşta olmasına rağmen dünyaya buğday satıyor. Bu arazi yapısıyla biz başarılı olamayız” dedi. 11 yıl Türkiye Un sanayicileri Federasyonu (TUSAF) baş- kanlığını yapan ve Avrupa Birliği’nde de gözlemci üye sıfa- tıyla bulunan Erhan Özmen, un ve unlu mamuller sektörleri için şu değerlendirmelerde bulundu: “Birikimlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim; Bu- gün Türkiye un sanayisinde çok yüksek kapasite fazlası mevcut. Türkiye yıllık kişi başı 200 kilogramla dünyanın en

RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx