BBM 66 July - Temmuz 2023
BBM • JULY - TEMMUZ 2023 43 With proper management in these areas, increasing our annual wheat production from 20 to 32 million t is not a dream. If we carry out this whole process with the right man- agement approach and the right decisions in line with the interests of the country, we can achieve these production volumes. If we do so, believe me, there will no longer be any discussion about “Is Turkey self-sufficient in wheat?”. In addition to being self-sufficient, we can meet the export de- mand of the Turkish flour industry with local wheat produc- tion. Turkey is already writing success stories in flour, pasta, biscuit and bulgur exports. With the right planning and man- agement, we can become the flour and bakery products country of the world. One of the main themes of this year’s TFIF congress was ‘Technological Transformation in Production’. Are Turkish flour millers ready for this transformation? To uygun fiyata daha kaliteli ürünler üretebiliyorsunuz. Bundan dolayı bence Tarım Bakanlığı’nın öncülüğünde, gerekirse ya- sal düzenlemelerle her bir metrekare toprağımızı en iyi şekil- de verimli kullanmalıyız. İkincisi teknoloji. Teknolojiyi toprakla buluşturmak gerekiyor. Bu noktada da üniversitelerimizden, Tarım Bakanlığı’nın araş- tırma enstitülerinden, ziraat mühendislerimizden istifade etme- miz gerekiyor. Hangi bölgede hangi tohum kullanılmalı? İlaç ve gübreyi nasıl daha etkin kullanabiliriz? Sulamayı hangi şartlarda yapmalıyız? Bu bilgileri, üreticilerimize ulaştırmalıyız. Artık dün- yada drone ile ilaçlama ve gübreleme yapılıyor. Teknolojinin sunduğu tüm imkanları üretimi artırmak için seferber etmeliyiz. İşte yukarıda sıraladığım bu alanlarda doğru bir yönetim sergileyebilirsek yıllık ortalama 20 milyon ton olan buğday üretimimizi 32 milyon tona çıkarmamız hayal değil. Yeter ki bu süreci ülke menfaatlerine göre doğru bir yönetim anlayışıyla doğru kararlarla yürütelim. Böyle yaparsak inanın Türkiye’de artık, “Buğdayda kendi kendimize yetiyor muyuz?” tartışması kalmaz. Kendi kendine yetmeyi bırakın, un sanayicisinin ih- racat talebini de yerel üretimle karşılarız. Yeter ki planlama yaparken aklı, bilimi ve matematiği kullanalım. Türkiye zaten un, makarna, bisküvi ve bulgur ihracatında başarı hikayeleri yazıyor. Doğru planlama ve yönetim ile dünyanın un ve unlu mamuller ülkesi olabiliriz. Bu yılki TUSAF Kongresi’nin ana başlıklarından biri ‘Üretimde Teknolojik Dönüşüm’dü. Peki, Türk uncusu bu dönüşüme hazır mı? Dünyada bu anla- mada yükselen trendler ne kadar takip ediliyor? Öncelikle, Türk un sanayicisi zaten dünyada örnek işler ya- pıyor. Türkiye, 9 yıldır dünya un ihracat şampiyonu. Bu, kısa sürede elde edilmiş bir başarı değil. Türk değirmencilik sek- törüne baktığınızda, dededen toruna, nesilden nesile geçen bir gelenek görürsünüz. Sektörde bu şekilde birçok işletme mevcut. Ülkemizde üçüncü, hatta dördüncü nesil temsilcileri- nin işin başında olduğu birçok şirket var. Ve işlerimizi devret- tiğimiz gençler çok bilinçli, çok akıllı ve dünyayı da çok yakın- dan takip ediyorlar. Eğer biz zaten bu teknolojik dönüşümü yapamazsak, şir- ketlerimizin başında kalmamız mümkün değil. Ben, değirmen- cilik sektöründe bunun şahitlerinden biriyim. Değişime ayak uyduramayanlar maalesef küme düşüyor. Değişime ayak uy- duranlar ise çok daha iyi yerlere geliyor. “Artık bu iş yapılmaz. Bu iş bize göre değil. Bu iş kârlı değil.” derseniz, karamsar olursanız, iş de size o şekilde karşılık veriyor. Dün sektörde üst sıralarda olan arkadaşlarımızın şu anda aramızda olmadı- ğına şahit oluyorum. İzmir›de bunu bire bir yaşayan kişilerden biriyim. İzmir›de 13 adet un fabrikası vardı. Ama şu anda 3 tane un fabrikası kaldı. Eğer dönüşüme ayak uyduramazsak, gele- ceği öngöremezsek, gelecek kuşakları da buna hazırlamaz- sak, bu işi gelip başkaları yapacaktır. INTERVIEW • RÖPORTAJ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx