BBM MAGAZINE 92 - SEPTEMBER / EYLÜL 2025

BBM • SEPTEMBER - EYLÜL 2025 BBM • SEPTEMBER - EYLÜL 2025 68 69 ARTICLE • MAKALE Climate change is emerging as one of the greatest threats confronting the modern world. Scientific evidence shows that human activities are increasing the concentration of greenhouse gases in the atmosphere, leading to global warming. Yet, despite the severity of this reality, necessary measures are not being implemented quickly or compre- hensively enough at the global scale. There is a growing recognition, both scientifically and socially, that action against climate change has been de- layed. Numerous studies reveal that critical thresholds for mitigating the impacts of global warming have already been crossed, and that essential measures were not taken in time. For example, reports published by the World Meteo- rological Organization (WMO) and the United Nations Envi- Perception problems in the fight against climate change and possible solutions Climate change stands before us as one of the most critical challenges that will shape our future. To over- come this issue, it is not enough to rely solely on scientific solutions; it is also necessary to transform public perceptions and neutralize the narratives that delay climate action. While economic interests play a major role in fueling these narratives, barriers can be overcome through awareness, inclusive policies, transformative solutions, and effective communica- tion. Together, by taking responsibility and acting with determination, we can mitigate the negative impacts of climate change and build a sustainable future. İklim değişikliğiyle mücadelenin önündeki algı sorunları ve yapılabilecekler iklim değişikliği, geleceğimizi şekillendirecek en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için sadece bilim- sel çözümler değil; aynı zamanda toplumsal algıların değiştirilmesi ve iklim eylemini geciktiren söylemle- rin etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Ekonomik çıkar- lar, bu söylemleri teşvik etmekte büyük rol oynasa da, bilgilendirme, kapsayıcı politikalar, dönüşümsel çözümler ve etkili iletişim ile bu engeller aşılabilir. Hep birlikte, sorumluluk alarak ve kararlılıkla hareket ederek, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azalta- bilir ve sürdürülebilir bir gelecek inşa edebiliriz. İklim değişikliği, modern dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri olarak öne çıkıyor. Bilimsel kanıtlar, in- san faaliyetlerinin atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarını artırarak küresel ısınmaya yol açtığını gösteriyor. Ancak bu du- rumun ciddiyetine rağmen, küresel ölçekte gerekli eylemler yeterince hızlı ve kapsamlı bir şekilde hayata geçirilmiyor. İklim değişikliğiyle mücadelede geç kalındığına dair hem bilimsel hem de toplumsal düzeyde artan bir kabul söz konu- su. Birçok araştırma, küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için kritik eşiklerin çoktan aşıldığını ve gerekli önlemlerin zamanın- da alınmadığını ortaya koyuyor. Örneğin, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan raporlarda, sera gazı emisyonlarının 2020’li yılların başlarında zirveye ulaşması gerektiği belirtil- MANAGING PARTNER, ALTENSIS ALTENSIS YÖNETICI ORTAĞI Dr. Emre Ilıcalı ronment Programme (UNEP) indicated that greenhouse gas emissions needed to peak in the early 2020s. However, since these targets were not achieved, it has become al- most inevitable that global warming will exceed the 1.5°C threshold (WMO, 2020; UNEP, 2019). Meanwhile, the IPCC’s 2021 report highlights that with cur- rent policies and emission levels, the world will go far beyond the 1.5°C target by 2030, resulting in irreversible environmen- tal and societal consequences. These findings clearly dem- onstrate that timely and effective action has not been taken against climate change, and that the negative effects of delay are already becoming visible. I believe one of the main rea- sons behind this delay lies in public perception issues and the various narratives that serve to postpone climate action. Let us take a closer look at the widespread perception problems that hinder the fight against climate change, as well as the steps that can be taken to overcome them. Narratives That Delay Climate Action A 2020 study by William F. Lamb and colleagues, Dis- courses of Climate Delay, groups the arguments that hinder climate action under four main categories: Shifting Responsibility Individualism: This narrative claims that climate change can be solved through individual behavioral changes. For example, in- stead of regulating major polluters, it suggests that indi- viduals should reduce their personal carbon footprints. This approach blocks systemic change and shifts societal responsibility onto individuals. miş, ancak bu hedeflere ulaşılamadığı için küresel ısınmanın 1,5°C sınırını aşmasının neredeyse kaçınılmaz olduğu vurgu- lanmıştır (WMO, 2020; UNEP, 2019). Öte yandan, IPCC’nin 2021 raporu mevcut politikalar ve emisyon seviyeleriyle 2030 yılına kadar 1,5°C hedefinin çok ötesine geçileceğini, bunun da geri döndürülemez çevresel ve toplumsal etkiler yaratacağını ortaya koymaktadır. Bu veriler, iklim değişikliğiyle mücadelede zamanında ve etkili önlemler alınmadığını, gecikmenin olumsuz sonuçlarının ise şimdiden görülmeye başladığını açıkça göstermektedir. Bu gecikmenin ardında yatan temel nedenlerden biri, iklim değişikliğine yöne- lik toplumsal algı sorunları ve iklim eylemini ertelemeye hizmet eden çeşitli söylemler olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliğiyle mücadeleyi engelleyen yaygın algı so- runlarını ve bu sorunların üstesinden gelmek için atılabilecek adımları birlikte inceleyelim. İklim Eylemini Geciktirme Söylemleri William F. Lamb ve arkadaşlarının 2020 yılında yayınladığı “İklim Eylemini Geciktirme Söylemleri” çalışması, iklim deği- şikliğiyle mücadeleyi geciktiren argümanları dört ana başlık altında topluyor: Sorumluluğu Yönlendirme: Bireycilik: Bu söylem, iklim değişikliğiyle mücadelenin bireysel davra- nış değişiklikleriyle çözülebileceğini savunur. Örneğin, büyük kirleticileri düzenlemek yerine bireylerin karbon ayak izini azaltması gerektiği öne sürülür. Bu yaklaşım, sistemik deği- şikliklerin önüne geçer ve toplumsal sorumluluğu bireylere yükler. ARTICLE • MAKALE

RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx