BBM Magazine 98 - March / Mart 2026
BBM • MARCH - MART 2026 BBM • MARCH - MART 2026 68 69 in the bakery products field are essentially continuations of the same strategy: generating added value through both product and knowledge. Third: making R&D more systematic. We emphasize academ- ic collaborations with universities and a strong R&D team; we want to make this more visible on an international scale. Do you think the Turkish flour industry can move beyond being a “volume leader” and become a “brand leader”? In which areas does the sector need to transform to achieve this? It can—and in fact it must. Because competition is intensify- ing. From the rapid rise of players such as Russia and Egypt to the fact that importing countries are increasing their own mill- ing capacities and reducing flour imports, many dynamics are reshaping the environment. In such conditions, “volume” alone is not enough. For brand leadership, the transformation must occur along three axes in my view: First: standardization and traceability—this is where brand trust originates. Second: product development—rather than selling the same flour to every market, delivering the right performance for each market, product, and master craftsman. Third: corporatization—maintaining the same quality, delivery reliability, and communication discipline even in times of crisis. Programs like TURQUALITY are valuable precisely because they address these three axes simultaneously. Önümüzdeki 5–10 yıllık perspektifte Özmen Un’u nasıl bir konumda görüyorsunuz? Yeni yatırımlar, yeni pazarlar ya da yeni ürün segmentleri gündeminizde mi? 5–10 yıl dediğimizde, ben üç hedef görüyorum: Bir: Daha fazla ülkede daha güçlü marka konumu. Sektörde “40 ülkeye ihracat; 2030’a kadar 75 ülkeye açılma ve en az 10 ülkede markalı ürünlerle raflara girme” gibi iddialar konuşulu- yor; bu tür hedefler, ölçek kadarmarka yönetimi degerektiriyor. İki: Ürün segmentini genişletmek. “Kuruma özel unlar”, pro- fesyonel mutfak çözümleri ve unlu mamuller tarafında enteg- re yapılar; aslında aynı stratejinin devamı: katma değeri ürün- de ve bilgide üretmek. Üç: Ar-Ge’yi daha sistematik hale getirmek. Biz üniversi- telerle akademik iş birlikleri ve güçlü Ar-Ge ekibi vurgusu yapıyoruz; bunu uluslararası ölçekte daha görünür kılmak istiyoruz. Türk un sanayisi sizce artık “hacim lideri” olmaktan çı- kıp “marka lideri” olabilir mi? Bunun için sektörün hangi alanlarda dönüşmesi gerekiyor? Olabilir; hatta olmak zorunda. Çünkü rekabet sertleşiyor. Rusya ve Mısır gibi oyuncuların hızlı yükselişinden; ithalatçı ülkelerin kendi değirmen kapasitelerini artırıp un ithalatını azaltmasına kadar birçok dinamik var. Bu ortamda “hacim” tek başına yetmiyor. Marka liderliği için dönüşüm de bence üç eksende: Bir: standardizasyon ve izlenebilirlik—marka güveni bura- dan doğuyor. İki: ürün geliştirme—her pazara aynı unu satmak yerine, pa- zara/pataya/ustaya göre doğru performansı sunmak. Üç: kurumsallık—kriz dönemlerinde bile aynı kaliteyi, aynı teslimatı, aynı iletişim disiplinini sürdürmek. TURQUALITY gibi programlar bu üç ekseni aynı anda masaya yatırdığı için kıymetli. TURQUALITY süreciyle birlikte Özmen Un için bir son- raki büyük hedef nedir? Birsonrakihedef,TURQUALITY’yi“alındı-bitti”diyedeğil,“sür- dürüldü-geliştirildi” diye yazdırmak. Programın ruhu zaten bu: markayıbirkampanyadeğil,biryönetimsistemiolarakelealmak. Bizim özelimizde bu; daha fazla pazarda daha net bir konum, daha güçlü marka algısı ve daha yüksek katma değerli ürün portföyü anlamına geliyor. Kısacası: mesele sadece büyümek değil; doğru büyümek. Son olarak, BBM Dergisi okuyucularına – özellikle un sanayicilerine nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Un sanayisi Türkiye’nin dünyaya açılan güçlü alanlarından biri; bunu korumak için “rekabeti fiyatla sınırlamayan” bir zih- niyete ihtiyacımız var. Standardizasyon, izlenebilirlik, Ar-Ge ve marka yönetimi artık lüks değil; pazarda kalmanın şartı. Bir de küçük ama önemli bir hatırlatma: İşin merkezinde hâlâ buğday var—tarımı, tohumu, ustayı ve tüketiciyi aynı anda düşünmeden sürdürülebilir bir başarı gelmiyor. “Tahıl gelece- ğin yeşil altını” derken kastımız tam da bu. With the TURQUALITY process, what is the next major goal for Özmen Un? The next goal is not to say that TURQUALITY has been “achieved and finished,” but rather that it has been “sus- tained and developed.” The spirit of the program is already this: treating the brand not as a campaign but as a manage- ment system. For us specifically, this means a clearer position in more mar- kets, a stronger brand perception, and a higher value-added product portfolio. In short: the issue is not merely to grow, but to grow correctly. Finally, what message would you like to give to BBMMag- azine readers—especially flour industrialists? The flour industry is one of Türkiye’s strongest sectors opening to the world; to preserve this strength we need a mindset that does not limit competition to price alone. Stan- dardization, traceability, R&D, and brand management are no longer luxuries—they are prerequisites for remaining in the market. And one small but important reminder: wheat is still at the center of this business. Without considering agriculture, seeds, craftsmen, and consumers together, sustainable success can- not be achieved. When we say “grain is the green gold of the future,” this is exactly what we mean. INTERVIEW • RÖPORTAJ INTERVIEW • RÖPORTAJ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx