BBM Magazine 105 - October/Ekim 2026

BBM • OCTOBER - EKİM 2026 48 ARTICLE • MAKALE ARTICLE • MAKALE share of the products to be sold throughout the year must be purchased during the harvest season. Those products are bought, stored, processed, packaged and exported, while payment may arrive weeks or even months later. Producers and exporters carry the entire financing burden in the meantime. For this reason, financing agricultural and food exports should not be treated like an ordinary commercial loan. The sector needs accessible, longer-term financing models aligned with the harvest calendar. At certain times, financing costs can exceed the potential profit from exporting. To pre- serve competitiveness, financing instruments must be aligned with production, storage and payment collection cycles. Skilled people are becoming a new source of competitive advantage Technological change in the food sector is also changing the skills re- quired of its workforce. Factories now need more than production staff: they need people who understand auto- mation systems, can interpret produc- tion data and are familiar with quality and food safety requirements. Food engineers, foreign trade spe- cialists, data analysts and digital mar- keting professionals have also be- come important contributors to export competitiveness. In the years ahead, competition will increasingly extend beyond capital to the ability to attract and develop skilled people. Technol- ogy can be purchased and machinery sourced from anywhere in the world. But without training people to use that technology effectively, investments will not deliver the expected returns. Climate change has become a direct export risk Drought, pressure on water resources, extreme heat and sudden weather events directly affect agricultural production and crop yields. Particularly for crops closely dependent on water, such as rice, production techniques that use less wa- ter, appropriate variety selection, modern irrigation systems and regional production planning have become necessities. For exporters, climate change means raw material risk. Raw material risk, in turn, means higher prices, inventory problems and lost customers. Climate adaptation policies must therefore be a core component of Türkiye’s export strategy as well as its agricultural policy. Bu nedenle tarım ve gıda ihracatının finansmanını sıradan bir ticari kredi gibi değerlendirmemeliyiz. Sektörün hasat tak- vimine uygun, daha uzun vadeli ve erişilebilir finansman mo- dellerine ihtiyacı bulunuyor. Bazı dönemlerde finansman ma- liyetleri ihracattan elde edilebilecek kârın önüne geçebiliyor. Rekabet gücünün korunabilmesi için finansman araçları üre- tim, stoklama ve tahsilat döngüsüyle uyumlu hâle getirilmeli. Yeni rekabet alanı nitelikli insan kaynağı Gıda sektöründeki teknolojik dönüşüm, ihtiyaç duyulan çalışan profilini de değiştiriyor. Artık fabrikalarda yalnızca üre- tim personeline değil; otomasyon sistemlerine hâkim, üretim verilerini okuyabilen, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini bilen çalışanlara ihtiyaç duyuluyor. Gıda mühendisleri, dış ticaret uzmanları, veri analistleri ve di- jital pazarlama profesyonelleri de ih- racat rekabetinin önemli bir parçası hâline geldi. Önümüzdeki dönemde rekabet yalnızca sermaye üzerinden yürümeyecek; aynı zamanda insan kaynağı rekabetine dönüşecek. Tek- nolojiyi satın alabilir, makineyi dünya- nın herhangi bir ülkesinden getirebi- lirsiniz. Ancak o teknolojiyi doğru kullanacak insanları yetiştirmediğiniz sürece yatırımınızdan beklediğiniz verimi alamazsınız. İklim değişikliği doğrudan ihracat riskine dönüştü Kuraklık, su kaynakları üzerindeki baskı, aşırı sıcaklıklar ve ani hava olayları tarımsal üretimi ve ürün ve- rimini doğrudan etkiliyor. Özellik- le pirinç gibi suyla yakından ilişkili ürünlerde daha az su tüketen üretim teknikleri, doğru çeşit seçimi, mo- dern sulama sistemleri ve bölgesel üretim planlaması artık bir tercih de- ğil, zorunluluktur. İhracatçı açısından iklim değişikliği hammadde riski demek- tir. Hammadde riski ise fiyat artışı, stok sorunu ve müşteri kay- bı anlamına gelir. Bu nedenle iklim değişikliğine uyum politika- ları, tarım sektörünün yanı sıra Türkiye’nin ihracat stratejisinin de temel bileşenlerinden biri olmalıdır. Yeşil dönüşüm Türkiye için önemli bir fırsat Küresel ticaret sistemi sürdürülebilirlik ekseninde hızla de- ğişiyor. Avrupa Birliği’nin tarım ve gıda politikaları; iklim krizi, pandemi, savaşlar ve tedarik zincirlerindeki aksaklıkların ar- dından üretimi daha dayanıklı hâle getirmeyi ve dışa bağımlılı- ğı azaltmayı hedefliyor. The green transition offers Türkiye a significant opportunity The global trading system is changing rapidly around sus- tainability. Following the climate crisis, the pandemic, wars and supply chain disruptions, the European Union’s agricul- tural and food policies aim to make production more resil- ient and reduce dependence on external suppliers. This transition brings both risks and significant opportuni- ties for Türkiye. Europe is one of our most important export markets. Quality, traceability, product safety and environmental performance have become integral to export competitiveness. Although the Carbon Border Adjustment Mechanism cur- rently covers only certain sectors, it signals the direction of global trade. Measuring and reporting carbon emissions across supply chains, alongside compliance with sustainabil- ity standards, will become increasingly important. We should view the green transition as more than a cost: it is one of the conditions for retaining a place in global markets in the future. We must capture more value through Turkish brands Türkiye is a strong agricultural producer. In this new era, however, we must discuss not only how much we produce but also how much of the value we create reaches world markets through Turkish brands. There is a substantial difference in added value between exporting a product as a raw material and placing it on global shelves under a brand associated with quality, traceability and reliability. Today’s consumers look beyond price. They also con- sider a product’s origin, how it was produced, its sustainability, packaging and nutritional value, as well as their trust in the brand. Türkiye can compete successfully inmany countries around the world. But we must build our export competitiveness on reliable, sustainable, value-added products rather than low prices. Lasting success will come not simply from reducing prices, but from quality, trust and strong Turkish brands. BBM • OCTOBER - EKİM 2026 49 Bu dönüşüm Türkiye açısından hem riskler hem de önemli fırsatlar barındırıyor. Avrupa, Türkiye’nin en önemli ihracat pa- zarlarından biri. Kalite, izlenebilirlik, ürün güvenliği ve çevresel performans kriterleri artık ihracat rekabetinin ayrılmaz parça- ları hâline geldi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması bugün belirli sek- törlerle sınırlı olsa da küresel ticaretin gelecekte izleyeceği yönü gösteriyor. Önümüzdeki dönemde tedarik zincirindeki karbonun ölçülmesi ve raporlanması ile sürdürülebilirlik stan- dartlarına uyum çok daha önemli olacak. Yeşil dönüşümü yal- nızca bir maliyet olarak değil, gelecekte dünya pazarlarında kalabilmenin koşullarından biri olarak görmeliyiz. Katma değeri Türk markalarıyla büyütmeliyiz Türkiye güçlü bir tarım ülkesi. Ancak yeni dönemde yalnız- ca ne kadar üretim yaptığımızı değil, oluşturduğumuz değerin ne kadarını Türk markalarıyla dünya pazarlarına ulaştırabildiği- mizi de konuşmalıyız. Bir ürünü hammadde olarak ihraç etmekle aynı ürünü ka- liteli, izlenebilir ve güvenilir bir marka altında dünya raflarına taşımak arasında ciddi bir katma değer farkı bulunuyor. Günü- müzde tüketiciler yalnızca fiyata bakmıyor. Ürünün menşeini, nasıl üretildiğini, sürdürülebilirliğini, ambalajını, besin değerini ve markaya duyduğu güveni de dikkate alıyor. Türkiye dünyanın pek çok ülkesinde başarıyla rekabet ede- bilir. Ancak ihracat rekabetimizi ucuz ürün üzerinden değil; gü- venilir, sürdürülebilir ve katma değerli ürünler üzerinden kur- malıyız. Kalıcı başarıya yalnızca fiyat düşürerek değil; kaliteyle, güvenle ve güçlü Türk markalarıyla ulaşabiliriz.

RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx