BBM Magazine 91 - August/Ağustos 2025
BBM • AUGUST - AĞUSTOS 2025 BBM • AUGUST - AĞUSTOS 2025 44 45 INTERVIEW • RÖPORTAJ INTERVIEW • RÖPORTAJ There is intense competition, particularly in Middle Eastern and African markets. What changes are needed in Turkey’s export strategy for these regions? Competition exists in every corner of the world. As Turkish flour industrialists, we are committed to maintaining our pres- ence in these strategic markets. To that end, we are taking all necessary measures—leveraging our strengths in quality and logistics—to remain competitive and ensure we do not lose our foothold. How have geopolitical developments, conflicts, and trade restrictions in neighboring countries affected Turkey’s flour exports? In your search for alternative markets, which regions are you focusing on? What is the current status in critical mar- kets like Iraq and Syria? Thanks to years of experience and perseverance, we have maintained a strong presence in neighboring markets—especial- ly Iraq and Syria. However, due to disputes between Iraq’s cen- tral government and the Kurdistan Regional Government, we are currently facing an unjustified surcharge of $120 per ton on flour exports to Iraq. We also observe that some companies based in Iraq are taking advantage of tax-free raw material procurement, which puts Turkish millers at a disadvantage. These conditions have caused some loss of momentum for us. Nevertheless, Iraq remains one of our most important markets, and our greatest as- set there is the quality of our flour. As for Syria, we have continued limited exports even through- out the years of conflict. However, following the change of gov- ernment in December 2024, Turkish flour exporters have gained a more active foothold in the market. We expect our market share in Syria to grow significantly over the course of this year. In recent years, some countries have shifted from import- ing flour to importing wheat and building their own milling capacity. How is this trend affecting Turkey’s flour exports, and how should the industry respond? The global flour market has its natural boundaries. It is only ex- pected that some countries, as part of their development efforts, invest in milling equipment and establish their own facilities. We anticipate that countries making such progress will increasingly claim a share of the international flour market through their newly built plants. We take pride in seeing that some of our fellow Turkish indus- trialists are also investing in such regions. While countries that previously imported flour from us are now building their own production infrastructure, Turkish flour continues to distinguish itself through its superior quality—remaining a preferred choice in international markets. Globally, especially in developed markets, demand is ris- ing for specialty flours such as whole grain, gluten-free, and organic. Is the Turkish flour industry adapting quickly enough to these niche markets? What are your plans in this area? Turkish millers are known for producing some of the finest and highest-quality flour in the world. In response to the growing in- terest in specialty flours like whole grain, gluten-free, and organ- ic, several companies in our sector have already initiated R&D ef- forts and begun to explore these niche segments. I am confident Komşu ülkelerdeki jeopolitik gelişmeler, savaşlar ve ticaret kısıtlamaları un ihracatımızı nasıl etkiliyor? Alter- natif pazar arayışlarınızda hangi bölgelere yöneliyorsu- nuz? Irak ve Suriye gibi kritik pazarlarda güncel durum nedir? Komşu ülkeler ile ilgili yılların verdiği tecrübe ve özveri neticesinde özellikle Irak ve Suriye pazarında bulunmakta- yız. Irak merkezi hükümetinin ve Kuzey Irak hükümetinin an- laşmazlıklarından dolayı, şu an Irak’a gönderdiğimiz undan yasal olmayan bir şekilde ton başına 120 USD vergi öde- mekteyiz. Irak’ta yerleşik bazı şirketlerin vergisiz hammad- de tedarikinden dolayı, bunu avantaja çevirdiklerini görüyo- ruz. Türk un sanayicisi olarak, bu nedenlerden dolayı biraz ivme kaybettik. Ancak halen Irak en büyük pazarlarımızdan birisi. Buradaki en önemli silahımız kalitemiz. Suriye’ye ise savaş zamanından beri az da olsa ihracat yapmaktaydık. Ancak Aralık 2024’te Suriye’de hükümet de- ğişikliği ile birlikte Türkiye un sanayicileri olarak bu ülkede daha aktif bir duruma gelmiş bulunmaktayız. Burada pazar payımızın bu yıl daha da artacağını öngörüyorum. Son yıllarda bazı ülkelerin doğrudan un yerine buğday ithalatına yönelmesi dikkat çekiyor. Bu eğilim Türkiye’nin un ihracatını nasıl etkiliyor? Bu değişime karşı nasıl bir pozisyon alınmalı? Dünya un pazarı bellidir. Bazı ülkelerin makine parkı ala- rak tesis kurmaları doğaldır. Zaman içinde biraz daha geliş- me gösteren ülkelerin yeni kurdukları tesisler ile dünya un pazarından pay alacaklarını düşünüyoruz. Burada da bazı sanayici arkadaşların yatırım yaptıklarını gururla izlemekte- yiz. Un ihracatı yapmış olduğumuz ülkeler kendi üretim te- sislerini kuruyor olsalar da Türk unu kalitesiyle her zaman fark yaratıp, tercih sebebi haline geliyor. Dünya genelinde özellikle gelişmiş pazarlarda ‘tam tahıllı’, ‘glutensiz’, ‘organik’ gibi nitelikli unlara olan ta- lep artıyor. Türk un sektörü bu niş pazarlara uyum sağla- makta yeterince hızlı mı? Bu alanlara yönelik planlarınız neler? Türk un sanayicisi dünyanın en güzel ve kaliteli ununu üretmektedir. Tam tahıllı, glütensiz ve organik gibi nitelikli unlara olan artan talep karşısında, Türk un sektöründeki bazı sanayicilerimiz Ar-Ge çalışmaları ve araştırmalar yap- maktadır. Sektörümüzün, şimdiden başlayan ve gelecekte de devam edecek olan bu talepleri başarıyla karşılayacağı- na inanıyorum. Dünya un ticaretinde önümüzdeki 5 ila 10 yılı şekillen- direcek en kritik gelişmeler ve trendler sizce neler ola- bilir? Türkiye bu yeni dengede nerede konumlanabilir? Gelecek 5 – 10 yıl içinde dünya un ticaretinde dengeleri değiştirecek iki handikap olacaktır. Bu sadece bizim sa- nayimiz için değil, tüm üretim kesimini ve lojistik ağları da etkileyecek olan su ve kuraklık sorunu. Burada önümüz- deki 10 yıl gibi kısa bir sürede karşı karşıya kalacağımız bu sorunları derinden analiz etmeli ve üretim şekillerimizi buna göre adapte etmeliyiz. Dünyada da ülkemizde de ta- rım politikaları değişiyor. Artık ülkeler suyu merkeze alan
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx