BBM Magazine 96 - January / Ocak 2026
BBM • JANUARY - OCAK 2026 BBM • JANUARY - OCAK 2026 62 63 INTERVIEW • RÖPORTAJ INTERVIEW • RÖPORTAJ Council’s Chairman and from an industrialist’s perspective, Serpi offers a wide-ranging assessment—from production and trade to price formation, sustainability and strategic stock management. Mr. Yaşar Serpi, thank you for accepting our interview re- quest and making time for us. Could you tell us about your- self and UHK’s work? The National Grain Council was established in 2010 under the framework of the Agricultural Law. It is a legal entity that brings together all stakeholders in the sector—from producers to industrialists, from universities to public institutions. Today, the Council has 185 members and operates from its headquar- ters in Ankara. UHK’s core mission is to contribute to policy-making pro- cesses across the entire value chain—from planting to final con- sumption and trade. Producing sector-guiding analyses in line with market conditions, climate risks and international develop- ments; preparing data-driven reports; and building a shared strategic perspective are among our main areas of work. In this framework, we are not an organisation that produces desk-based reports only. We have held sector meetings in 17 centres across Türkiye. For the past three seasons, pre-har- vest congresses have also been organised with participation at ministerial level. Our Scientific Board’s reports on wheat, barley, paddy rice, triticale, oats and rye have become refer- ence publications for the sector. In addition, we regularly pub- lish crop development and harvest-forecast reports through- out the year and share our views and recommendations on regulatory changes with the public. Where does Türkiye’s grain supply-demand balance stand today? Do harvest forecasts match what is seen in the field? In general terms, we can say Türkiye’s grain supply-demand balance is broadly in equilibrium. On average, we produce around 20 million tonnes (Mt) of wheat, 8 Mt of barley and 8.5 Mt of maize each year. There can be year-to-year variability in some products. For example, due to last season being dry, our wheat and barley needs increased, but because TMO held strong stocks from the previous season, there was not signifi- cant import demand. Unfortunately, our 2024/25 harvest season was affected by drought. In the 2024/25 production season, total grain output fell by 12.3% to around 34.2 million tonnes. Compared with the previous season, wheat production declined by 13.7% to 17.9 million tonnes; barley production fell by 25.9% to 6 mil- lion tonnes; rye production decreased by 20.9% to around 203,000 tonnes; and oats fell by 26.3% to around 288,000 tonnes. Maize production, however, increased by 5% to around 8.6 million tonnes. kiye hububat sektörünün mevcut durumu, arz-talep dengesi, rekolte beklentileri ve küresel piyasalardaki gelişmeler tüm bo- yutlarıyla ele alınıyor. Serpi, hem Konsey Başkanı kimliği hem de sanayici perspektifiyle; üretimden ticarete, fiyat oluşumun- dan sürdürülebilirlik ve stratejik stok yönetimine uzanan geniş bir çerçevede dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuyor. Bu kapsamlı röportajda; buğday üretiminin neden yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli bir strateji meselesi olduğu, iklim değişikliği ve jeopolitik risklerin hububat piyasalarını nasıl yeniden şekillendirdiği ve Türkiye’nin bu küresel tabloda nasıl bir pozisyon alması gerektiği net bir şekilde ortaya konuluyor. Sayın Yaşar Serpi, öncelikle röportaj talebimizi kabul et- tiğiniz ve bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve UHK’nın çalışmaları hakkında bilgi verebilir mi- siniz? Ulusal Hububat Konseyi, Tarım Kanunu çerçevesinde 2010 yılında kurulmuş, üreticiden sanayiciye, üniversitelerden kamu kurumlarına kadar sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren tüzel bir yapıdır. Bugün 185 üyeye sahip olan Konsey, Ankara merkezli olarak faaliyet göstermektedir. UHK’nin temel misyonu; hububatın ekim aşamasından nihai ürün olarak tüketime ve ticarete uzanan tüm zincirde politika ya- Our Ministry revised its initial report and confirmed our har- vest estimates in the “2025 Crop Production Second Estimate” report published on 24 October 2025. Based on our reports and the Ministry’s latest report, we can say the overall picture aligns with field conditions. While this production volume can cover domestic consump- tion in the short term, it is not sufficient when Türkiye’s potential and strategic position are taken into account. The critical issue is not only total output, but also production stability, continuity of quality, and resilience to climatic conditions. As UHK, our core approach is to focus not only on increasing planted area, but also on achieving higher and better-quality yields per unit area. You view the sector from multiple angles—both as Chair- man of the National Grain Council and as an industrialist. How do you assess 2025 in terms of grains? For the grain sector, 2025 has been a year in which multi- dimensional risks were experienced simultaneously, while the sector’s resilience was also tested. Drought linked to climate change, rising input costs and volatility in global markets put pressure on production; however, thanks to producers’ experi- ence, the processing industry’s sourcing flexibility and coordi- nation with public institutions, supply security was maintained. As UHK, we see this year as a threshold year—one that clearly pım süreçlerine katkı sağlamaktır. Piyasa koşulları, iklim riskleri ve uluslararası gelişmeler doğrultusunda sektöre yol gösterici ana- lizler üretmek, veriye dayalı raporlar hazırlamak ve ortak bir stra- tejik bakış açısı oluşturmak temel çalışma alanlarımız arasındadır. Bu çerçevede yalnızca masa başında rapor üreten bir yapı değiliz. Türkiye genelinde 17 merkezde sektör toplantıları ger- çekleştirdik. Son 3 sezondur da Bakan düzeyinde katılımlarla Hasat Öncesi Kongreler düzenlenmiştir. Bilim Kurulumuz tara- fından hazırlanan buğday, arpa, çeltik, tritikale, yulaf ve çavdar raporları sektörde referans niteliği taşıyan yayınlar haline geldi. Ayrıca yıl içerisinde düzenli olarak bitki gelişimi ve rekolte ön- görü raporları yayımlıyor, mevzuat düzenlemelerine ilişkin gö- rüş ve önerilerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. Türkiye’de Hububat Arz Talep Dengesi Bugün Nasıl Bir Nok- tada? Rekolte Tahminleri ile Sahadaki Tablo Örtüşüyor mu? Türkiye’de hububat arz talep dengesi genel anlamda den- geli diyebiliriz. Yıllık ortalama 20 MT Buğday, 8 MT Arpa ve 8,5 MT Mısır üretmekteyiz. Dönemsel olarak bazı ürünlerde yıllık değişkenlik gösterebilmektedir. Örneğin geçtiğimiz sezonun kurak geçmesiyle buğday ve arpa ihtiyacımız artmış, önceki sezondan TMO’nun elinde kuvvetli stokların olmasıyla fazla bir ithalat yapılmamıştır. Ülkemiz 2024/25 hasat sezonunda maalesef kuraklığın et- kisinde kaldı. 2024/25 üretim sezonunda ülkemizde hububat üretimi %12,3 azalarak 34,2 milyon civarında gerçekleşti. Önce- ki sezona göre, buğday üretimi %13,7 azalarak 17,9 milyon ton, arpa üretimi %25,9 azalarak 6 milyon ton, çavdar üretimi %20,9 azalarak 203 bin ton, yulaf üretimi %26,3 azalarak 288 bin ton civarında gerçekleşti. Mısır üretimi ise %5 artarak 8,6 milyon ton civarında gerçekleşti. Bakanlığımız ilk raporunu revize ederek 24 Ekim 2025 tari- hinde yayınladığı Bitkisel Üretim 2025 Yılı 2.Tahmin raporunda da bizim rekolte tahminlerimiz teyit edilmiş oldu. Bizim raporla- rımız ve Bakanlığımızın son raporunu baz alırsak sahadaki tablo ile genel anlamda örtüşüyor diyebiliriz. Bu üretimmiktarı kısa vadede iç tüketimi karşılayabilecek dü- zeyde olmakla birlikte, Türkiye’nin potansiyeli ve stratejik konu- mu dikkate alındığında yeterli değildir. Burada kritik olan yalnız- ca toplam üretim miktarı değil, üretimin istikrarı, kalite sürekliliği ve iklim koşullarına karşı dayanıklılığıdır. UHK olarak temel yaklaşımımız, ekim alanlarını artırmanın yanında birim alandan daha yüksek ve kaliteli verim elde edilmesine odaklanmaktır. Hem Ulusal Hububat Konseyi Başkanı hem de sanayici kimliğinizle sektöre çok yönlü bakıyorsunuz. 2025’i hubu- bat açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? 2025 yılı hububat sektörü açısından çok boyutlu risklerin aynı anda yaşandığı, ancak aynı zamanda sektörün dayanık- lılığının da test edildiği bir yıl olmuştur. İklim değişikliğine bağlı
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx