BBM Magazine 96 - January / Ocak 2026

BBM • JANUARY - OCAK 2026 BBM • JANUARY - OCAK 2026 70 71 Why? Export restrictions, quota/tax practices and the reflex to “protect the domestic market” are no longer exceptions; in cer- tain periods, they have become “standard policy instruments”. Climate-driven production volatility (drought, excessive rain- fall, heat stress) increases uncertainty in harvest outcomes. Disruptions in the Black Sea basin and logistics corridors (in- surance, freight, routes, port restrictions) can make access to physical product difficult. In these conditions, price stability matters—but price volatility is often the result of supply/access uncertainty. In other words, as supply security weakens, price stability deteriorates as well. What strategic position should Türkiye take? Türkiye’s correct strategy is to establish a balance between “supply security + a competitive industry” at the same time. This requires a four-axis positioning: 1. A transformation that increases stability in production (in- suring domestic supply) – Production planning based on water availability, drought- tolerant varieties, productivity-focused technology (precision agriculture) – Quality standardisation (protein, gluten, hectolitre, etc.) and managing inter-regional quality differences – A predictable income expectation for producers (timing and clarity of supports/premiums) 2. Strategic stock and “buffer mechanism” management (a shield against market shocks) – Stock policy should be managed not only by quantity, but also by quality breakdown (bread wheat vs. durum, different quality classes) – A rules-based approach that calms markets during shock periods, but does not distort market functioning in normal times 3. Diversification in sourcing and foreign trade (reducing de- pendence on a single origin) – Diversity in supplier countries, alternative route/port plan- ning, flexibility in trade contracts – Import–export balance: a “balance” that preserves com- petitiveness for industry (flour/pasta) without undermining pro- ducer motivation 4. Positioning Türkiye as a “regional supply and processing hub” (strategic strength) – Türkiye’s strengths: processing capacity, logistics advan- tage, market access, experience – Goal: not only to be an “exporter”, but to strengthen its identity as a stable supplier and a reliable partner in crisis pe- riods – Key requirement: predictability in the domestic market and confidence in rules Türkiye is among the world’s highest bread consumers (around 200 kg per person per year). Yet countries like Ger- many and France have built far more variety and value in bakery products. Where do you think Türkiye falls short in turning high consumption into higher value-added bread and bakery? There is diversity, but “classification and narrative” are weak. In reality, Türkiye has very high regional diversity in breads and bakery products. However, we struggle to present this as a “product family” to national and international markets—sup- ported by standardised quality criteria, geographical indication/ registration infrastructure, and a story/identity/brand language. Quality standardisation and a shared “flour quality lan- guage” are not sufficiently established. In Germany/France ex- amples, consumers know the “character” of bread. In Türkiye, price-focused perception often dominates. A stronger system is needed for standardisation in flour quality based on end- use, process standards in baking, and training. R&D, innova- tion and product development remain limited. The functional/ health-focused product segment should be developed further. Shelf life, packaging, cold chain and ready/semi-ready product innovation are critical for converting consumption into value- added output. Türkiye is developing in these areas, but still lags behind its potential in scale and brand strength. An “bread culture brand” integrated with gastronomy and tourism has not been sufficiently established. France’s ba- guette is a cultural brand; gastronomy, training and standards move together. Türkiye has equivalents—such as somun, ba- zlama, lavaş, pide, yufka and tandır—but coordination is weak to turn this into a “national brand umbrella”. Waste and efficiency issues reduce value-added potential. A significant part of high consumption is associated with waste. Waste increases costs, lowers quality perception and weakens Bugünkü küresel tabloda iki risk başlığı birbirine bağlı; ancak önümüzdeki dönemde daha büyük ve daha yönetilemez risk “arz güvenliği” tarafında öne çıkma eğiliminde. Neden? İhracat kısıtlamaları, kota/vergi uygulamaları ve “iç piyasayı koruma” refleksi artık istisna değil, belirli dönemlerde “standart politika aracı” haline geldi. İklim kaynaklı üretim dalgalanmaları (kuraklık, aşırı yağış, sı- caklık stresleri) rekoltede belirsizliği artırıyor. Karadeniz havzası ve lojistik koridorlarında (sigorta, navlun, rota, liman kısıtları) yaşanan kırılmalar, fiziksel ürüne erişimi zor- laştırabiliyor. Bu koşullarda fiyat istikrarı önemli ama fiyat dalgalanması çoğu zaman arz/erişim belirsizliğinin sonucu. Yani arz güvenliği zayıfladıkça fiyat istikrarı da bozuluyor. Türkiye hangi stratejik pozisyonu almalı? Türkiye’nin doğru stratejisi “arz güvenliği + rekabetçi sanayi” dengesini aynı anda kurmaktır. Bu da 4 eksenli bir pozisyon gerektirir: 1. Üretimde istikrarı artıran dönüşüm (iç arzın sigortalanması) -Suya göre üretim planlaması, kuraklığa dayanıklı çeşitler, ve- rimlilik odaklı teknoloji (hassas tarım) -Kalite standardizasyonu (protein, gluten, hektolitre vb.) ve bölgeler arası kalite farkının yönetimi -Üreticinin öngörülebilir gelir beklentisi (destek/primlerin za- manlaması ve netliği) 2. Stratejik stok ve “tampon mekanizma” yönetimi (piyasa şoklarına karşı kalkan) -Stok politikası; sadece miktar değil, kalite kırılımı ile yönetil- meli (ekmeklik–makarnalık, farklı kalite sınıfları) -Şok dönemlerinde piyasayı sakinleştirecek, normal dönem- de ise piyasa işleyişini bozmayan kural bazlı yaklaşım 3. Tedarik ve dış ticarette çeşitlendirme (tek kaynağa bağım- lılığı azaltma) -Kaynak ülkelerde çeşitlilik, alternatif rota/liman planı, ticari sözleşmelerde esneklik -İthalat–ihracat dengesi: Sanayinin (un/makarna) rekabetçili- ğini korurken üreticinin motivasyonunu kırmayan “denge” 4. Türkiye’yi “bölgesel tedarik ve işleme üssü” olarak konum- landırma (stratejik güç) -Türkiye’nin güçlü olduğu alan: işleme kapasitesi, lojistik avantaj, pazar erişimi, tecrübe -Hedef: Sadece “ihracatçı” değil; istikrarlı tedarikçi ve kriz dö- nemlerinde güvenilir partner kimliğini pekiştirmek -Buna eşlik eden şart: İç piyasada öngörülebilirlik ve kuralla- rın güven vermesi Türkiye, kişi başına yıllık yaklaşık 200 kilogramla dünya- da en yüksek ekmek tüketimine sahip ülkeler arasında yer alıyor. Buna karşın, Almanya ve Fransa daha düşük tüketi- me rağmen Baget başta olmak üzere yüzlerce ekmek çeşidi geliştirmiş. Türkiye, bu güçlü tüketim potansiyelini ekmek ve unlu mamuller alanında katma değere dönüştürme ko- nusunda sizce nerede eksik kalıyor? Çeşitlilik var ama “sınıflandırma ve anlatı” zayıf. Türkiye’de yöresel ekmek ve unlu mamul çeşitliliği gerçekte çok yük- sek. Ancak bunu; standartlaştırılmış kalite ölçütleriyle, coğ- rafi işaret/tescil altyapısıyla, hikâye/kimlik/marka diliyle, ulusal ve uluslararası pazara “ürün ailesi” olarak sunmakta zorlanıyoruz. Kalite standardizasyonu ve “un kalitesi dili” yeterince yer- leşmiş değil. Almanya/Fransa örneklerinde tüketici; “ekmeğin karakteri”ni bilir. Bizde ise çoğu zaman fiyat odaklı algı baskın kalıyor. Un kalitesinde, kullanım amacına göre standardizasyon, fırıncılıkta proses standardı ve eğitim alanlarında daha güçlü bir sistem gerekiyor. Ar-Ge, inovasyon ve ürün geliştirme taraf sı- nırlı kalıyor. Fonksiyonel/sağlık odaklı ürünler kısmı daha geliş- tirilmeli. Raf ömrü, paketleme, soğuk zincir, hazır/yarı hazır ürün inovasyonu alanları tüketimi katma değere çevirmede kritik. Türkiye’de bu gelişiyor ama hâlâ ölçek ve marka gücü açısın- dan potansiyelin gerisinde. Gastronomi ve turizmle entegre “ekmek kültürü markası” yeterince kurulmuş değil. Fransa bageti bir kültür markasıdır; gastronomi, eğitim ve standartlar birlikte yürür. Türkiye’de de bunun karşılığı var; somun, bazlama, lavaş, baget, pide, yufka, tandır gibi ama bunu “ulusal marka şemsiyesi”ne dönüştürecek koordinasyon zayıf. İsraf ve verimlilik konusu katma değeri aşağı çekiyor. Yüksek tüketimin önemli bir kısmı israfla birlikte anılıyor. İsraf; maliyeti INTERVIEW • RÖPORTAJ INTERVIEW • RÖPORTAJ

RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx