BLOG

Türk makine sektörü Suriye’de pazar liderliğini Çin’in elinden aldı

08 Ekim 20266 dk okuma

Türk makine sektörü, yeniden yapılanma sürecinin hız kazandığı Suriye’de 2025 yılında ihracatını yüzde 174,6 artırarak Çin’i geride bıraktı ve pazar liderliğine yükseldi. MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, bu avantajın korunması için finansman, gümrük ve bankacılık alanlarında rekabetçi düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Sevda Kayhan Yılmaz
Makine İhracatçıları Birliği Başkanı

Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk yedi ayında 16,5 milyar dolara ulaşırken, sektörün Suriye pazarındaki hızlı yükselişi dikkat çekiyor. Türk makine sektörü, Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde artan makine ve teknoloji ihtiyacını fırsata çevirerek 2025 yılında Çin’i geride bıraktı ve pazar liderliğine yükseldi. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, BBM Dergisi’ne yaptığı değerlendirmede, özellikle gıda makineleri başta olmak üzere sanayi ekipmanlarına talebin arttığı Suriye’de Çinli ve Avrupalı üreticilerle rekabetin giderek sertleştiğine dikkat çekiyor. Yılmaz, Türkiye’nin mevcut avantajını koruyabilmesi için finansman, ihracat kredi sigortası, gümrük ve bankacılık alanlarında yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından açıklanan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı yılın ilk yedi ayında 16,5 milyar dolar oldu. Miktar bazındaki gerilemeye rağmen ihracat birim fiyatlarının yüzde 9 yükselmesi, ihracat değerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 artmasını sağladı.

Sektörün en büyük ihracat pazarı Almanya’ya yapılan satışlar yüzde 8,4 artarak 2 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, ABD’ye makine ihracatı yüzde 28,9 yükselerek 1,4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Suriye ise çok daha yüksek büyüme oranıyla öne çıktı. Yedi aylık dönemde Suriye’ye makine ihracatı yüzde 51,4 artarak 95 milyon dolara yaklaştı.

Suriye’nin yeniden yapılanmasıyla birlikte oluşan yeni pazar dinamiklerini, Türk makine sektörünün Çin karşısında elde ettiği liderliği ve bu konumun sürdürülebilmesi için atılması gereken adımları Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz ile konuştuk.

Türkiye’nin makine ihracatında yılın ilk yedi aylık performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yılın ilk yedi ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatımız 16,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Miktar bazında bir düşüş yaşanmasına rağmen ihracat birim fiyatlarımızdaki yüzde 9’luk yükseliş sayesinde, geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 1,7 artış sağladık.

En fazla makine ihracatı yaptığımız iki ülke Almanya ve ABD oldu. Almanya’ya ihracatımız yüzde 8,4 artarak 2 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, ABD’ye ihracatımız yüzde 28,9 yükselerek 1,4 milyar dolar seviyelerine geldi. Bunun yanında Suriye pazarı da son dönemdeki hızlı büyümesiyle sektörümüz açısından özellikle dikkat çekiyor. Yedi aylık dönemde Suriye’ye makine ihracatımız yüzde 51,4 artışla 95 milyon dolara yaklaştı.


Suriye pazarındaki bu hızlı yükselişin arkasında hangi dinamikler bulunuyor?

Suriye, iç savaş öncesinde yıllık ortalama 1,5 milyar dolarlık makine ithalatı gerçekleştiriyordu. On yılı aşkın süredir devam eden yıkıcı çatışmalar ise sanayi yatırımlarını sekteye uğratarak ticari anlamda çok önemli bir potansiyelin kullanılamamasına neden oldu.

Ancak ülkenin 2025 yılında yeniden toparlanma evresine girmesiyle tablo değişmeye başladı. Suriye’nin toplam makine ithalatı önceki yılın iki katına çıkarak 378 milyon dolara ulaştı. Bu güçlü sıçrama, ülkedeki teknolojik yenilenme ve altyapı ihtiyacının ne kadar hızlı arttığının somut bir göstergesi.

Suriye’nin yeniden yapılanması ve sivil sanayi altyapısının yeniden ayağa kaldırılması, güçlü bir ticari potansiyelin de yeniden ortaya çıkmasını sağlıyor.

Türk makine sektörü bu yeni dönemde Suriye pazarında nasıl bir konuma ulaştı?

Türk makine sektörü açısından son derece önemli bir başarıdan söz ediyoruz. Türkiye, 2010 yılında Suriye makine pazarında beşinci sıradaydı. 2025 yılında ise ihracatımız önceki yıla göre yüzde 174,6 artarak 148 milyon dolara ulaştı. Böylece Çin’i geride bırakarak Suriye’nin makine ithalatında birinci sıraya yerleştik.

Üstelik sektörümüz bu konumu çok zor şartlar altında elde etti. İç savaşın en zorlu dönemlerinde dahi Türk makine üreticileri sahayı terk etmedi. Bugün ulaşılan pazar liderliğinin arkasında bu süreklilik ve bölgedeki güçlü ticari ilişkiler bulunuyor.


Suriye’nin yeniden yapılanması hangi makine gruplarında yeni fırsatlar yaratıyor?

Pazarda metal, plastik, gıda ve tekstil makineleri başta olmak üzere kilit sanayi kollarında ihtiyaç hızla artıyor. Suriye’nin yalnızca fiziksel altyapısının değil, üretim ve sivil sanayi altyapısının da yeniden kurulması gerekiyor. Dolayısıyla makine ve üretim teknolojilerine yönelik talebin önümüzdeki dönemde daha da güçlenmesini bekliyoruz.

Ancak bu potansiyel yalnızca Türk üreticilerinin dikkatini çekmiyor. Hızla büyüyen Suriye pazarında Çinli ve Avrupalı üreticilerin pay kapma mücadelesi de giderek alevleniyor. Bu nedenle bugün sahip olduğumuz liderliği kalıcı hale getirmek için rekabet koşullarına uygun bazı yeni düzenlemelere ihtiyaç var.

Türkiye’nin Çinli ve Avrupalı üreticiler karşısındaki avantajını koruyabilmesi için hangi adımlar atılmalı?

Türkiye ve Suriye hükümetlerinin çabalarıyla ticaret koridorlarının yeniden canlanması ve orta vadede 10 milyar dolarlık ikili ticaret hacminin hedeflenmesi, sektörümüz açısından son derece elverişli bir zemin oluşturuyor.

Bununla birlikte, krizin tam ortasında elde ettiğimiz güçlü konumu koruyabilmemiz için rakiplerimizin devlet destekli agresif finansman hamlelerine karşı direncimizi sürdürebilmemiz gerekiyor. Bunun yolu da sahadaki operasyonel gücümüzü destekleyecek finansman araçlarının devreye alınmasından geçiyor.


Bu noktada Türk Eximbank uygulamalarında nasıl bir değişiklik bekliyorsunuz?

Suriye’nin Türk Eximbank risk sınıflandırmasında en yüksek risk grubu olan 7. Kategoride bulunması ihracatçılarımızın karşısına önemli bir finansal ve bürokratik engel çıkarıyor. Yüksek prim oranlarının yanı sıra Alıcı Kredisi mekanizmasının kapalı olması da özellikle Avrupalı rakiplerimize ciddi bir finansman avantajı sağlıyor.

Savaşın yıkıcı etkilerinin geride kalmaya başladığı ve yeniden imar bütçelerinin devreye girdiği yeni dönemde, bu tür kısıtlayıcı uygulamalar işletmelerimizin hareket alanını daraltıyor. Suriye’nin Eximbank nezdinde riskli ülkeler kapsamından çıkarılmasının tam zamanı olduğunu düşünüyoruz.

İhracat kredi sigortası süreçlerinde esneklik sağlanması ve pazara özel Eximbank destek mekanizmalarının ivedilikle kurgulanması gerektiğine inanıyoruz. İhracatçıların risk primi yükünü hafifletecek ve rekabet gücünü pekiştirecek bu adımlar, hem Türk makine sektörünün bölgedeki liderliğini güvence altına alacak hem de Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine çok daha etkin biçimde katkı vermemizi sağlayacaktır.


Suriye ile ticarette ihracatçıların karşılaştığı diğer önemli sorunlar neler?

Üye firmalarımızla yaptığımız istişarelerde özellikle gümrük ve ödeme sistemleri konusunda önemli sorunlar tespit ediyoruz. Suriye gümrüklerinde ton başına alınan vergilerin 10 katına çıkması ve Türk ürünlerinin Uzak Asya ürünleriyle aynı gümrük tarifesine tabi tutulması bazı alt sektörlerimizi fazlasıyla etkiledi.

Özellikle niteliği gereği büyük kütleye sahip makineler, hem ağırlık hem de değer bazlı gümrük vergileri nedeniyle iki yönlü bir maliyetle karşı karşıya kalıyor. Bu durum ağır ve büyük hacimli makine üreticilerimizin rekabetçiliğini doğrudan etkiliyor.

Bankacılık ve ödeme kanallarında da sorunlar yaşanıyor mu?

Operasyonel anlamda önemli sıkıntılardan biri de ödeme kanallarındaki çeşitliliğin yetersiz olması. Doğrudan bankacılık kanalları çalışmadığı için Türkiye’ye döviz büroları üzerinden yapılan transferler, ihracatçılarımızın döviz dönüşüm desteklerinden yararlanamamasına yol açıyor.

Bunların çözümsüz konular olmadığını ve Bakanlıklarımızın kademeli biçimde çözüm için çaba gösterdiğini biliyoruz. Burada önemli olan, bir taraftan bu sorunları çözmeye çalışırken diğer taraftan sahadaki varlığımızı sürdürmek ve Suriye’deki alıcı firmaların rakiplerimizin markajından etkilenmesini önlemek.


Türk makine sektörünün Suriye’deki liderliğini güçlendirmek için önümüzdeki dönemde nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?

Sahada olmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda Ağustos ayı sonunda düzenlenecek ve Türkiye’nin milli katılım organizasyonu gerçekleştireceği 63. Şam Uluslararası Fuarı’na titizlikle hazırlanıyoruz.

Şam’daki temaslarımızda Suriyeli firmalarla birebir görüşeceğiz. Türkiye ile kurulacak ticari ortaklığın nasıl bir kazan-kazan modeli yaratacağını doğrudan anlatacağız. Coğrafi yakınlığımız, güçlü üretim altyapımız, teknik kabiliyetimiz ve uzun yıllara dayanan ticari ilişkilerimiz önemli avantajlar sağlıyor.

Türk makine sektörünün iç savaşın zorlu koşullarında dahi terk etmediği Suriye pazarında bugün elde ettiği liderliği koruması ve daha ileri taşıması için hem firmalarımızın sahadaki etkinliğini artırmaya hem de rekabet gücünü destekleyecek finansal ve ticari mekanizmaların geliştirilmesine odaklanacağız.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar
18 Şubat 20254 dk okuma

Türk değirmen makineleri ihracatı 2024’te büyümeye devam etti, 2025 hedefi %20’lik artış

2024 yılı, tüm ekonomik ve lojistik engellere rağmen Türk değirmen makineleri sektörü için büyümenin sürdüğü bir dönem oldu.

04 Mart 202213 dk okuma

Hedefimiz Noodi markamızı dünya çapında tanıtmak

24 Kasım 20208 dk okuma

Stern-Wywiol Gruppe: Tek kişilik şirketten, gıda sektörünün şampiyonlar ligine

Volkmar Wywiol Kurucu ve Yönetici Ortak "Yeni ürün fikirleriyle şirketler kurdum, hiç kimsenin ist...