Dünya makarnalık buğday üretiminin üst üste üçüncü sezonda tüketimi aşması bekleniyor. Ancak önemli üretim bölgelerindeki kalite sorunları, yüksek proteinli üründe arzı daraltıyor. Durum buğdayı analisti Rossella Polito, çiftçilerin düşük bulduğu satış fiyatlarının gelecek sezon ekim alanlarını da baskılayabileceği uyarısında bulundu.
Novonesis. İstanbul’daki İnovasyon ve Teknoloji Merkezi’nin kapılarını bize açtı. Düzenlenen basın toplantısı, biyolojik çözümlerin artık yalnızca sürdürülebilirlik başlığı altında değil; hammadde verimliliği, ürün standardizasyonu, maliyet yönetimi ve gıda kayıplarının azaltılması açısından da sanayinin gündemine girdiğini gösterdi. BBM Dergisi olarak takip ettiğimiz etkinliğin ardından ekmekçilik ve makarna uygulamalarının yürütüldüğü laboratuvarları da ziyaret ettik. Özellikle değişken buğday kalitesinin yönetilmesi, ekmekte tazeliğin korunması ve ekmeklik buğdaydan üretilen makarnanın kalitesinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar, biyoteknolojinin tahıl bazlı endüstrilerde üstlenebileceği yeni rolü ortaya koyuyor.
Gaziantep’ten dünya pazarlarına uzanan Özmen Un, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na (DEİK) üye oldu. Özmen Un Yönetim Kurulu Üyesi İpek Özmen Develi, şirketi Türkiye-BAE, Türkiye-Hollanda ve Türkiye-Paraguay İş Konseylerinde temsil edecek. Yeni üyelik, dört kuşaktır un sektöründe faaliyet gösteren Özmen Un’un uluslararası ticari ilişkilerini ve yeni pazarlardaki iş birliklerini geliştirme hedefinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası Makarna Örgütü (IPO) Başkanı Carl Zuanelli ile Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD) Başkanı Aykut Göymen, 25 Ekim Dünya Makarna Günü’nde sektörün geleceğine ilişkin güçlü mesajlar verdi. Küresel üretimin 17,3 milyon tona ulaştığı makarna endüstrisinde Türkiye, 2,2 milyon tonu aşan üretimi ve 165’ten fazla ülkeye ulaşan ihracatıyla dünyanın en önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Sektör temsilcileri, makarnanın geleceğini yalnızca üretim ve tüketim rakamlarının değil; erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, değişen tüketici alışkanlıkları ve paylaşma kültürünün şekillendireceğine dikkat çekiyor.
Atıştırmalık rafında rekabetin ölçüsü değişiyor. Daha fazla protein, daha az şeker ve taşınabilir ambalaj artık aynı ürün geliştirme gündeminin parçaları. Ancak tüketicinin beklentisini karşılamak, ambalajın ön yüzündeki vaatlerden daha fazlasını gerektiriyor. Fırıncılık, bisküvi ve tahıl bazlı atıştırmalık üreticileri için asıl sınav; besleyici değeri lezzetle, yeniliği hat verimiyle ve erişilebilir fiyatı sürdürülebilir kârlılıkla buluşturmak.
Endüstriyel ekmek üretiminde rekabetin ölçüsü artık yalnızca saatte çıkan ekmek sayısı değil. Değişen talebe cevap verme hızı, aynı hatta farklı reçetelerin istikrarlı kaliteyle üretilebilmesi ve enerji ile işçilik kayıplarının görünür kılınması da kapasitenin gerçek değerini belirliyor. Avrupa’da yüksek maliyetler ve iş gücü açığı, Türkiye’de ise fiyat baskısı ve ürün çeşitlenmesi üreticileri aynı soruya yöneltiyor: Yeni bir hat mı kurulmalı, yoksa mevcut hat daha akıllı ve esnek hale mi getirilmeli?
Unlu mamuller endüstrisi; artan maliyetler, sürdürülebilirlik hedefleri ve temiz etiket talebinin aynı anda şekillendirdiği yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde ürünün hacmini, dokusunu, aromasını, tazeliğini ve raf ömrünü belirleyen maya, enzim ve yağ sistemleri yer alıyor. Fermentasyonun dijital kontrolünden ürüne özel maya suşlarına, emülgatörlerin yerini alan enzim çözümlerinden sürdürülebilir yağ formülasyonlarına kadar uzanan yenilikler, ekmekten bisküviye ve kruvasandan dondurulmuş hamura kadar bütün üretim süreçlerini yeniden tanımlıyor.
Protein dönüşümü, unlu mamuller sektöründe yeni bir ürün trendinin çok ötesinde, üretim anlayışını yeniden şekillendiren küresel bir değişim sürecini temsil ediyor. Alternatif unlardan fonksiyonel ingredient’lere, yapay zekâ destekli formülasyonlardan temiz etiket uygulamalarına uzanan bu dönüşüm, makarna ve fırıncılık sektörünün geleceğini yeniden yazarken, Türkiye için de yüksek katma değerli üretim ve ihracatta önemli fırsatlar sunuyor.
Sandviç ve tostun günlük hayatı şekillendirdiği, çay saatinin fırıncılık mirasını yaşattığı İngiltere, buğdaydan ekmeğe uzanan güçlü bir üretim zincirine sahip. Birleşik Krallık genelinde yılda yaklaşık 3,8 milyon ton un üreten sektörün yanında, ithalatın ağırlık taşıdığı makarna pazarı farklı bir yapı sergiliyor. Ham madde kalitesindeki değişkenlik, üretimde tutarlılık ve farklı tüketim alışkanlıkları, bu olgun pazarın rekabet gündemini belirliyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) açıkladığı “2025 Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” araştırması, Türkiye’nin hububat işleme sanayisinde üretim ve ihracatın hangi bölgelerde yoğunlaştığını net biçimde ortaya koyuyor. Liste, dünya un ihracatındaki liderliğini ve makarna ihracatındaki küresel gücünü sürdüren Türkiye’de, özellikle Gaziantep merkezli Güneydoğu Anadolu kümesinin sektörün ihracat lokomotifi haline geldiğini gösteriyor. Un, makarna ve bisküvi sektörlerinden listeye giren firmalar incelendiğinde, ihracat başarısının tesadüfi değil; güçlü bir üretim ekosistemi, stratejik coğrafya ve onlarca yıllık sanayi birikiminin sonucu olduğu görülüyor.
Strategy&’in “Gıdanın Geleceği 2.0” çalışması yayınlandı. PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından hazırlanan “Gıdanın Geleceği 2.0” çalışması, küresel gıda ekosisteminin önümüzdeki on yılda geçireceği dönüşümü ve yeni büyüme alanlarını ortaya koyuyor.
Japonya, kısıtlı tarım alanlarına ve %90’a varan buğday ithalatına rağmen; un, fırıncılık ve noodle sektörlerinde geliştirdiği yüksek teknolojili üretim modeliyle küresel bir referans noktası olmayı sürdürüyor.
Türkiye, tarım ve gıda ürünlerini dünya pazarlarına ulaştırma konusunda önemli bir üretim ve ihracat kabiliyetine sahip. Ancak küresel pazarlardaki kalıcı başarı artık yalnızca ihracat miktarıyla ölçülmüyor. Sürdürülebilir hammadde tedariki, maliyetlerin yönetilmesi, nitelikli insan kaynağı, yeşil dönüşüm ve markalaşma, sektörün rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar hâline geliyor. Türkiye’nin ihracat stratejisini ucuz ürün yerine güvenilir, sürdürülebilir ve katma değerli üretim üzerine kurması gerekiyor.
Sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda, çoğu zaman basit bir ya o ya bu seçeneği yoktur: Enerji üretiminden ambalaj malzemelerine kadar pek çok çözüm, dikkatli bir değerlendirme gerektirir. Çünkü avantajlar, içinde bulunulan koşullara göre değişir. Aynı durum kağıt ve plastik için de geçerlidir. Her ikisi de geri dönüştürülebilir ambalaj malzemeleri olarak uygun olabilir; ancak işleme süreçlerini ve ambalaj biçimlerini kendilerine özgü şekillerde etkilerler.
İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. İlkay Gök, makarnanın geleceğinin yalnızca üretim teknolojileriyle değil; değişen tüketici beklentileri, fonksiyonel içerikler, sürdürülebilirlik ve doğru iletişim stratejileriyle şekilleneceğini söylüyor. Gök›e göre bilimsel gerçeklerin tüketiciye doğru aktarılması, makarnayı geleceğin en güçlü fonksiyonel gıdalarından biri haline getirebilir.
Sağlıklı atıştırmalık trendi, küresel gıda endüstrisinde yalnızca tüketim alışkanlıklarını değil, yatırım ve üretim stratejilerini de yeniden şekillendiriyor. Düşük reçete maliyeti, yüksek katma değer potansiyeli ve büyüyen küresel talebiyle öne çıkan Rice Cake kategorisi; doğru üretim teknolojisi, hassas proses yönetimi ve esnek mühendislik çözümleriyle üreticilere kısa sürede yüksek yatırım geri dönüşü sunuyor. Sağlıklı atıştırmalık pazarında kalıcı başarı ise ancak sürdürülebilir kalite, ürün standardizasyonu ve değişen tüketici beklentilerine hızla uyum sağlayabilen üretim altyapısıyla mümkün oluyor.
İhracattaki büyümenin işletmelerin rekabet gücüne ve sürdürülebilir kazanca dönüşmesi gerektiğini vurgulayan DIŞYÖNDER Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Çınar, yüksek üretim maliyetleri, pahalı finansman ve sertleşen fiyat rekabetine dikkat çekti. Çınar, desteklere erişimin kolaylaştırılması ve Türkiye’nin ticareti yöneten bir merkez olma potansiyelinin değerlendirilmesi çağrısında bulunuyor.
Türk makine sektörü, yeniden yapılanma sürecinin hız kazandığı Suriye’de 2025 yılında ihracatını yüzde 174,6 artırarak Çin’i geride bıraktı ve pazar liderliğine yükseldi. MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, bu avantajın korunması için finansman, gümrük ve bankacılık alanlarında rekabetçi düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Fıstıkçı Ağaoğlu 40 milyon liralık yatırımla üretimde yeni döneme hazırlanıyor. Fıstıkçı Ağaoğlu, İstanbul Esenyurt’ta hayata geçirdiği yedi katlı baklava üretim tesisiyle büyüme yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Yaklaşık 40 milyon TL yatırımla kurulan ve hâlihazırda üretim yapan tesisin kısa süre içinde tam kapasiteyle üretime geçmesi hedefleniyor. İlk aşamada markanın kendi şubelerinin ürün ihtiyacını karşılayacaklarını belirten Fıstıkçı Ağaoğlu’nun sahibi Abdurrahman Özcan, ilerleyen dönemde Türkiye’nin dört bir yanındaki ulusal ve yerel zincir marketler ile catering firmalarına da üretim yapmayı planladıklarını söyledi.
Üretimde maliyet kayıpları her zaman hammadde, enerji ya da işçilikten kaynaklanmıyor. Kalite sapmalarının geç fark edilmesi, stok bilgilerinin sahayla örtüşmemesi ve mühendislik değişikliklerinin süreçlere zamanında ulaşmaması da görünmeyen maliyetleri büyütüyor. IAS IoT Proje Yöneticisi Tolga Küçük, ERP ve IoT entegrasyonunun üretimde gerçek zamanlı izlenebilirlik sağlayarak fire, yeniden işleme, kapasite ve termin kayıplarının önüne nasıl geçebileceğini anlattı.
Avrupa’nın yüzölçümü bakımından küçük ülkelerinden Hollanda, tarım ve gıda ticaretinde sahip olduğu güçle küresel ölçekte çok daha büyük bir oyuncu konumunda. Rotterdam Limanı’nın sağladığı lojistik avantaj, gelişmiş gıda sanayisi ve Avrupa pazarının merkezindeki stratejik konumu; ülkeyi tahıl, un, ekmek ve makarna zincirinde önemli bir üretim, işleme ve dağıtım merkezine dönüştürüyor. Hollanda’nın buğday üretimi iklim koşullarına bağlı olarak önemli dalgalanmalar gösterirken, değirmencilik ve unlu mamuller sanayisi ithal hammaddeyi yüksek katma değerli ürünlere dönüştüren güçlü yapısıyla dikkat çekiyor.
Gıda güvenliği ve un kalitesi geçmişte daha çok denetimler, laboratuvar sonuçları ve mevzuata uyum çerçevesinde ele alınıyordu. Bu unsurlar hâlâ önemini koruyor; ancak artık konunun ticari açıdan taşıdığı önemi bütünüyle açıklamaya yetmiyor. Modern bir değirmen için güvenli, izlenebilir ve sürekli aynı performansı gösteren un üretebilme kabiliyeti; müşteriyi elde tutmayı, ihracat pazarlarına erişimi, ham madde tercihlerini ve günlük işletme maliyetlerini doğrudan etkiliyor.
120’den fazla ülkeden 8 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlayan İDMA İstanbul 2026, tahıl, yem ve gıda işleme sektörünün uluslararası gündemine yön verdi. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen organizasyon, 200’ün üzerinde markayı küresel alıcılarla buluştururken, gerçekleştirilen binlerce B2B görüşme yaklaşık 1 milyar dolarlık yeni ticaret ve yatırım anlaşmalarına zemin hazırladı. Fuarla eş zamanlı düzenlenen IDMA Global Grain & Milling Forum ise gıda güvenliği, küresel tahıl ticareti, dijitalleşme, yapay zekâ, depolama, lojistik ve sürdürülebilirlik başlıklarında sektörün geleceğine ışık tuttu.
Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi Etiyopya, son yıllarda buğday üretiminde gerçekleştirdiği büyük sıçramayla kıtanın yükselen tahıl gücü haline geliyor.
Üç gün boyunca tarım, gıda, sanat, ekonomi ve bilimi aynı sofrada buluşturan BBM Mutfak Sohbetleri, “Uygarlığın Haz Koleksiyonu” temasıyla İDMA İstanbul 2026’ya damga vurdu. Uzman konuşmacılar, sektör liderleri, akademisyenler ve profesyonelleri aynı platformda buluşturan etkinlik; bilgi paylaşımı, gastronomi deneyimi ve sektör içi etkileşimi bir araya getirerek fuarın en yoğun ilgi gören alanlarından biri haline geldi. Söyleşilerin yanı sıra hazırlanan pizzalar, simitler ve diğer unlu mamul ikramları BBM Mutfak’ı yalnızca bir etkinlik alanı olmaktan çıkararak İDMA’nın sosyal ve entelektüel merkezlerinden birine dönüştürdü.
Tarım, gıda, sanat, ekonomi ve bilim aynı sofrada buluşuyor. Özmen Un sponsorluğunda gerçekleşecek BBM Mutfak Sohbetleri, bu yıl “Uygarlığın Haz Koleksiyonu” temasıyla insanlığın üretimden tüketime uzanan hikâyesini farklı disiplinlerin bakış açılarıyla yeniden yorumlamaya hazırlanıyor.
Özmen Un sponsorluğunda gerçekleşen BBM Mutfak ile Geleceğin Tadına Bak sohbetlerine katılan TUSAF Başkanı Haluk Tezcan ile iklim değişikliğinin buğday ekimi üzerine etkilerini konuştuk.
BBM Mutfak Sohbetlerinin ilk konuğu Tanfer Dinler oldu.
Ulusal Hububat Konseyi (UHK) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Serpi, Antalya’da düzenlenen TUSAF 20’nci Uluslararası Kongre ve Sergisi’nde yaptığı değerlendirmede, 1 Ekim–31 Aralık dönemindeki yağışların normalin %20 altında kaldığını, ancak ocak ayından itibaren toparlanma eğilimine girdiğini söyledi.
TUSAF 20’nci Uluslararası Kongre ve Sergisi’nde konuşan TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, 17 Şubat Salı gününden itibaren Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) üzerinden buğdayda sürekli satışa çıkılacağını açıkladı.
TUSAF 20. Uluslararası Kongre ve Sergisi Antalya’da başladı. Un sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşları tek çatı altında toplayan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen 20. Uluslararası Kongre ve Sergisi Antalya’da başladı.
140 ülkeden profesyonel ziyaretçiyi İstanbul’da buluşturmayı hedefleyen IDMA, Türk değirmen makineleri sanayisinin üretim gücünü ve ihracat başarısını küresel vitrine taşımaya hazırlanıyor.
Gündemi yakalayın, etkinlikleri takip edin, özel içeriklere ulaşın!
13 Şubat 2020 1 dk okuma
Haber
Hızlı servis restoran zinciri TAB Gıda’nın Pazarlama Direktörlüğü görevine, sektörünün tecrübeli is...
27 Ağustos 2019 2 dk okuma
Mondelēz International Türkiye’de Sakız ve Şeker Pazarlama Liderliği görevini sürdüren Doğuş Kezer,...