BLOG

Küresel ticarette kartlar yeniden dağıtılıyor: Hürmüz Boğazı riski ve stagflasyon kapıda

13 Nisan 20263 dk okuma

İran ve ABD arasındaki barış görüşmelerinin sonuçsuz kalmasıyla dünya ekonomisi yeni bir belirsizlik sarmalına giriyor. DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, barış masasının devrilmesinin ardından Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş riskinin kalıcı bir fiyatlama unsuru haline geleceği, enerji maliyetleri ve sigorta primlerinin tırmanacağı uyarısında bulundu. Küresel ticaretin "Stagflasyon" tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Çınar, lojistik rotaların değişmesi ve "Just in Time" (Tam Zamanında Üretim) modelinin zayıflamasıyla maliyetlerin katlanacağını vurguladı. Bu karamsar tabloya rağmen Türkiye’nin stratejik konumu ve lojistik üs olma potansiyeliyle krizden güçlenerek çıkabileceğine dikkat çeken Çınar, Türk ihracatçısı için yeni fırsatların kapıda olduğunu işaret etti. 

İran’la Amerika Birleşik Devletleri arasında gerçekleştirilen barış görüşmelerinin olumlu sonuçlanmaması sonrası ortaya çıkan tablo dünyadaki dış ticaret kartlarının yeniden dağıtılmasına sebep olacak. 

Ortaya çıkan tablonun, mevcutta devam eden belirsizliği daha da artacağını belirten DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, konuya ilişkin olarak “en büyük belirsizlik ne olacak diye düşündüğümüzde, şüphesiz ilk akla gelen soru bundan sonra Hürmüz Boğazı’na ilişkin İran’ın nasıl bir aksiyon alacağı, ardından da petrolün seyri olacak. Bugünden itibaren Hürmüz Boğazı riski kalıcı bir fiyatlama unsuru haline gelebilir. Enerji fiyatları artık sadece arz-talep değil jeopolitik risk primiyle belirlenmeye başlar ve navlun piyasasında geçici oynaklık değil, kalıcı bir belirsizlik dönemine girilir. Sigorta maliyetleri de savaş riski ile daha fazla yükseliş gösterecektir. Savaşın sona ermeyecek olmasıyla birlikte dünyadaki petrol ve doğalgaz fiyatlarında üretim maliyetleri yukarı seyredecek, ülkemiz ve bizim gibi enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı ülkeler için rekabette önemli bir kayıp dönemine girilecektir. 

Öte yandan lojistik süreleri açısından bakıldığında alternatif rotalara yönelineceği için süre ve maliyet artışları da yaşanacaktır. Körfez ve Kızıldeniz hattının yüksek riskli bir koridor olduğu düşünüldüğünde buradaki durum dezavantajlara yol açacak, CDS ve risk primi oynaklığı ile finansmana erişim de zorlaşacaktır. Üretimdeki aksamalar ile firmaların stok politikaları değişeceğinden just in time modeli gitgide zayıflayacaktır. Firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da kritik girdilerde mali yükü arttıracak, yanı sıra depolama ve finansman maliyetleri de yükselecektir.”

KÜRESEL STAGFLASYON RİSKİNİ DAHA FAZLA KONUŞACAĞIZ

DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar sözlerine şöyle devam etti: “Dünya artık daha fazla küresel stagflasyon riski altında diyebilirim. Stagflasyon; ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve artan işsizlik oranlarının aynı anda yaşandığı, klasik ekonomik politika araçlarının etkisiz kaldığı nadir ve zor bir süreçtir. Bugün küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bu riskin yalnızca teorik bir ihtimal olmaktan çıkıp somut bir senaryo haline gelmeye başladığını göstermekte. 

Bu dezavantajların tamamı ülkeler arası ticaretin öncelikle azalacağını işaret ediyor. Elbette bir gün bu savaş bitecek ve her şey normale dönecek, ancak o esnada kazananlar ve kaybedenler olacak. Ülkemiz açısından bakıldığında enerji maliyetlerinin yükelmesi dezavantaj olsa da, pek çok avantaja da sahip konumda olduğumuza işaret etmek isterim. Avrupa’ya yakınlığımız, olumlu bir dönüşe ve tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere bazı sektörlerde siparişlerin artmasına neden olacaktır. Bu durum ülkemiz için lojistik üs olma şansını da güçlendirecektir. Dünyadaki dış ticaret dengeleri bozulacak, ama gelişmelerin bir kısmı bizim lehimize olacaktır.” 

Hedef pazarı sadece Ortadoğu ve Afrika ülkeleri olan ihracatçılarımızın ise bir süre alternatif bölgelere yönelip bu dönemi atlatmalarının ama ilişkilerini sürdürmenin gerektiğini savunan Dr. Hakan Çınar sözlerini, “savaş her ne kadar istemediğimiz bir durum yaratmış olsa da, Türkiye’nin bu yeni çizilen tablodaki yerinin daha önemli hale geleceğine ve dış ticarette güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki bu dönemde iç sistemlerimizi ve bürokrasilerimizi doğru yönetmeyi başaralım” diyerek noktaladı.

Etiketler
#Hürmüz Boğazı
Haber Kategorisindeki Yazılar
10 Kasım 20232 dk okuma

Buğday nişastası pazarı hızla büyüyor

04 Ekim 20191 dk okuma

İstanbul Halk Ekmek’in organik unu Kars’tan geliyor

Kars’ın Digor ilçesinde üretilen ve “bezostaja” diye adlandırılan organik buğday, ekmek başta olmak...