Roma’da düzenlenen 2025 Dünya Durum ve Makarna Forumu’nda sektör liderleri, değirmenciler ve politika yapıcılar; küçük ölçekli tarım işletmeleri, artan maliyetler ve ithalata bağımlılığın İtalya’nın makarna tedarik zinciri üzerinde baskı yarattığı konusunda uyarılarda bulundu. Ülkenin küresel makarna liderliğini korumak için daha güçlü sözleşmeler, kalite teşvikleri ve sektör içi iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapıldı.
İkinci kez düzenlenen Dünya Durum ve Makarna Forumu, Roma’daki Palazzo Brancaccio’da 350’den fazla sektör paydaşını bir araya getirdi. İtalya, Kuzey Amerika, Türkiye, Kuzey Afrika, Kazakistan ve Karadeniz bölgesinden makarna üreticileri, değirmenciler, çiftçiler, politika yapıcılar ve piyasa analistleri; üretim, ticaret, rekabet gücü, iklim değişikliği, çiftçi gelirleri ve uluslararası rekabetin yarattığı zorlukları tartıştı.

Forumda paylaşılan veriler, İtalya’nın küresel makarna pazarındaki rakipsiz konumunu bir kez daha ortaya koydu. Ülke 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5 artışla 4 milyon tonun üzerinde makarna üretti ve bunun yaklaşık yüzde 60’ını 200’den fazla ülkeye ihraç ederek 8,7 milyar avroluk gelir elde etti. Şarap ihracatının ardından makarna, İtalya’nın en fazla ihraç ettiği ikinci tarım-gıda ürünü olmayı sürdürüyor ve dünya makarna pazarının neredeyse yarısını temsil ediyor.
Ancak rakamlar aynı zamanda yapısal bir soruna da işaret ediyor. İtalya’nın yıllık 6 milyon ton civarında durum buğdayına ihtiyacı bulunuyor, ancak 2024 yılı yurtiçi hasadı yalnızca 4,3 milyon tonla sınırlı kaldı. Bu açığın tamamı ithalatla karşılandı. Forumda konuşan birçok isim, ülkenin yaklaşık yüzde 58 düzeyindeki durum buğdayı kendine yeterlilik oranının, dış tedarike olan bağımlılığı ve yerli üretimde kalite ile verim artışının önemini açıkça gösterdiğini vurguladı.
REKABET KIZIŞIYOR
İtalyan makarnası dünya çapında hâlâ kalite standardını belirlerken, bugün dünya makarnasının yüzde 75’inden fazlası İtalya dışında üretiliyor. Türkiye, ABD ve Kanada gibi rakip ülkeler hem kaliteyi artırıyor hem de ihracatta büyüyor. 1967’de kurulan Apulialı makarna üreticisi Granoro Srl’nin CEO’su Marina Mastromauro, “Gerçek şu ki, durum buğdayı artık küresel bir emtia. Birçok ülke artık iyi kalitede makarna üretebiliyor. Bizi diğerlerinden ayıracak olan, topraklarımızla, güneşimizle ve geleneklerimizle olan güçlü bağımız olacaktır.” dedi.
ÇİFTÇİLER MALİYETLERLE BOĞUŞUYOR
Forumda en çok tartışılan konulardan biri, İtalyan çiftçilerin yaşadığı ekonomik sıkışma oldu. Verilere göre durum buğdayı üreticileri, ton başına yaklaşık 280 avro kazanıyor; bu rakam üretim maliyetlerinin altında. Campobasso merkezli, İtalya’nın önde gelen makarna ihracatçılarından La Molisana’nın CEO’su Giuseppe Ferro, “Bu ne adil ne de her gün toprağı işleyenler için sürdürülebilir.” uyarısında bulundu.

Küçük ölçekli tarım işletmeleri sorunu daha da derinleştiriyor. 1890’a uzanan köklü geçmişiyle İtalya’nın simge markalarından Divella S.p.A.’nın CEO’su Vincenzo Divella, “Puglia’da ortalama bir çiftçi yaklaşık 20 hektar arazi işletiyor; Kanada’da ise bu rakam 300, 400 hatta 500 hektara kadar çıkabiliyor.” dedi. Bu yapısal dezavantaj, İtalyan çiftçilerin maliyet rekabetinde zorlanmasına ve çoğunun üretim giderlerini karşılayamamasına yol açıyor. Divella, yerel üreticilerin rekabet gücünü koruyabilmesi için Türkiye’deki taban fiyat uygulamasına benzer mekanizmaların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
İTALYA’NIN STRATEJİK GÜCÜ: KALİTE
Tüm bu zorluklara rağmen sektör liderleri, İtalyan makarnasının en büyük rekabet avantajının kalite olduğunda hemfikir. İtalyan Gıda Birliği’ne bağlı İtalyan Makarna Üreticileri Birliği Başkanı Margherita Mastromauro, “1967’den bu yana biz İtalyanlar, sadece kaliteli makarna üretmemizi şart koşan bir saflık yasasına bağlıyız. Bu sorumluluğu seve seve üstleniyoruz; çünkü dünyanın her yerindeki tüketicilerin sofralarına güvenli ve lezzetli makarna sunmak bizim görevimiz.” ifadelerini kullandı.
Katılımcılar, İtalya’nın yüksek segment konumunu koruyabilmesi için araştırma, inovasyon ve yüksek protein içeriğini ödüllendiren sözleşme modellerine yatırım yapılması gerektiğini vurguladı. İtalya’nın en büyük durum buğdayı işleyicilerinden ve tüccarlarından biri olan Casillo S.p.A. Società Benefit’in CEO’su Francesco Casillo, “Yıllar içinde irmik kalitesiyle ilgili gereklilikler değişti; protein içeriğinden gluten gücüne, pestisit ve kalıntı limitlerine kadar. Her yeni gereklilik hem bir zorluk hem de bir fırsat. Sürdürülebilir tek yol kaliteye odaklanmaktır. Böylece hem çiftçi gelirlerini artırabilir hem de İtalya’nın itibarını koruyabiliriz.” dedi.
SEKTÖRDE YAPISAL DÖNÜŞÜM
Forumda ayrıca İtalya’nın makarna endüstrisinin geçirdiği dönüşüm de ele alındı. 1975 yılında ülkede 750 makarna üreticisi bulunurken, bugün yalnızca 20 şirket iç ve dış pazarda toplam üretimin yaklaşık yüzde 90’ını gerçekleştiriyor. Bu yoğunlaşma, üreticilerden daha sıkı kalite kriterleri, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik belgeleri talep edilmesine yol açtı.
İtalyan değirmencilik sanayisini temsil eden ulusal birlik Italmopa’nın Başkanı Vincenzo Martinelli, verim ve protein düzeylerini artırmak için uygulamalı tarım bilimine yatırım yapılması gerektiğini belirtti: “Görece basit teknolojilerle, hektar başına ortalama verimi 30 kuintalden 50’nin üzerine, protein oranını ise yüzde 12’den 15’e çıkardık. Bu uygulamaları yaygınlaştırabilirsek, ithalata olan bağımlılığı azaltır ve İtalyan çiftçilerine daha fazla kazanç sağlayabiliriz.” dedi.

İŞ BİRLİĞİ VE POLİTİKA DESTEĞİ ÇAĞRILARI
Birçok konuşmacı, tedarik zinciri genelinde daha güçlü iş birliği ve kamu desteği talep etti. Çok yıllı sözleşmeler, kalite artırıcı yatırımlar için vergi teşvikleri ve İtalyan durum buğdayını değer zincirinde öne çıkaracak özel bir platform oluşturulması öneriler arasında yer aldı. Casillo, “Karşı karşıya gelmek yerine birlikte hareket etmeliyiz. Ortak bir iletişim stratejisine ihtiyacımız var çünkü hepimiz aynı gemideyiz. Hedef belli: yüksek kaliteli makarna üretimini sürdürmek ve ihracatı artırmak.” diye konuştu.
Forum, ithalat bağımlılığı, küçük işletme yapısı ve fiyat dalgalanmaları gibi kırılganlıkların yanı sıra sektörün kalıcı gücünü — gelenek, kalite ve yenilikçiliği — bir kez daha ortaya koydu. Katılımcılardan birinin özetlediği gibi: “İtalyan makarnası sadece bir gıda ürünü değildir; bir mirastır. Bu mirası korumak, çiftçilerin emeğinin karşılığını alması, değirmencilerle güçlü ortaklıklar kurulması ve sürekli yenilikle mümkündür. Ancak bu şekilde İtalyan makarnası dünyanın zirvesinde kalabilir.”