BLOG

Turizm sezonunda gıda israfını önlemenin yolu etkin lojistikten geçiyor

06 Temmuz 20264 dk okuma

Röportaj: Mustafa Yağmurlu

Her yıl milyonlarca ton gıdanın israf edildiği dünyada, ekmek ve unlu mamuller en fazla kayıp yaşanan ürün grupları arasında yer alıyor. Özellikle sıcak yaz aylarında kesintisiz soğuk zincir, doğru depolama ve dijital izlenebilirlik uygulamaları; gıda güvenliğinin korunması, ürün raf ömrünün uzatılması ve tarladan sofraya uzanan zincirde israfın azaltılmasında kritik rol oynuyor. Lojistik süreçlerinin etkin yönetimi yalnızca ürün kalitesini değil, aynı zamanda sürdürülebilir gıda üretimini ve ülke ekonomisini de doğrudan etkiliyor.

Enes Akça
Akca Lojistik Genel Müdürü

Her yıl milyonlarca ton gıdanın israf edildiği dünyada, kayıpların önemli bir bölümü tüketiciye ulaşmadan önce tedarik zincirinde yaşanıyor. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklar ve turizm hareketliliği, soğuk zincir yönetimini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Depolamadan taşımaya, mikro dağıtımdan dijital izlenebilirliğe kadar lojistik süreçlerinde yapılacak doğru planlamalar hem gıda güvenliğini güçlendiriyor hem de israfın azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, BBM Dergisi’ne yaptığı değerlendirmede, gıda israfının önlenmesinde lojistik sektörünün üstlendiği stratejik rolü ve yaz sezonunda artan operasyonel yoğunluğu anlattı.

Gıda israfı küresel ölçekte giderek büyüyen bir sorun haline geliyor. Sizce lojistik sektörü bu mücadelenin neresinde yer alıyor?

Gıda israfı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal boyutları olan küresel bir sorun. Bir gıda ürünü tüketiciye ulaşıncaya kadar raf ömrünün önemli bir bölümünü lojistik süreçlerinde geçiriyor. Dolayısıyla depolama, taşıma ve dağıtım aşamalarında yapılacak küçük hatalar bile ürünün tamamen kaybedilmesine neden olabiliyor.

Gıda, hata toleransının en düşük olduğu ürün gruplarından biri. Bozulan bir ürünü yeniden ekonomiye kazandırmak mümkün olmuyor. Bu nedenle ürünlerin doğru sıcaklıkta depolanması, uygun koşullarda taşınması ve zamanında teslim edilmesi, gıda israfını azaltmanın en temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Yaz sezonunda turizm hareketliliği gıda lojistiğini nasıl etkiliyor?

Türkiye’nin turizmde ulaştığı büyüklük lojistik sektörüne doğrudan yansıyor. Yaz aylarında oteller, restoranlar ve turizm bölgelerindeki perakende satış noktalarının gıda talebi ciddi şekilde artıyor. Biz de bu hareketliliği depolama, mikro dağıtım ve nakliye operasyonlarımızda doğrudan hissediyoruz.

Şirket olarak turizm bölgelerine yönelik sevkiyat hacmimiz geçen yıla göre yaklaşık yüzde 10 arttı. Özellikle yaş meyve-sebze, süt ürünleri ve sıcaklık kontrollü taşınması gereken ürünlerde operasyon yoğunluğu belirgin şekilde yükseliyor.


Yaz aylarında gıda kayıplarını artıran en önemli riskler nelerdir?

Yükselen hava sıcaklıkları, gıda ürünleri açısından en önemli risklerden biri. Soğuk zincirin herhangi bir aşamasında yaşanabilecek aksaklık, ürünün kalitesini ve güvenliğini doğrudan etkiliyor.

Özellikle sıcaklık kontrollü ürünlerde doğru depolama, kesintisiz soğuk zincir ve zamanında teslimat büyük önem taşıyor. Bu süreçlerin etkin yönetilememesi hem ekonomik kayıplara hem de ciddi miktarda gıda israfına yol açabiliyor.

Türkiye’deki gıda israfının ekonomik boyutuna ilişkin nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton, Türkiye’de ise 23-26 milyon ton gıda israf ediliyor. Kişi başına düşen yıllık gıda israfı yaklaşık 102 kilogram seviyesinde bulunuyor. İsrafın önemli bölümü hanelerde gerçekleşse de hizmet sektörü ve perakende de ciddi paya sahip.

Yapılan hesaplamalar, Türkiye’de gıda israfının yalnızca yüzde 10 azaltılmasıyla yaklaşık 50 milyar TL seviyesinde ekonomik tasarruf sağlanabileceğini ortaya koyuyor. Lojistik süreçlerini ne kadar doğru planlar ve etkin yönetebilirsek ürün kayıplarını da aynı ölçüde azaltabilir, ülke ekonomisine önemli katkı sunabiliriz.

Teknoloji ve dijitalleşme gıda güvenliği ile israfın azaltılmasına nasıl katkı sağlıyor?

Bugün lojistik sektöründe en önemli başlıklardan biri izlenebilirlik. Operasyonları ne kadar yakından takip edebilirseniz, olası risklere de o kadar hızlı müdahale edebilirsiniz.

Biz dijital altyapılarımız sayesinde depolarımızı, araçlarımızı ve ürün hareketlerini anlık olarak izleyebiliyoruz. Sıcaklık değişimleri veya süreçte oluşabilecek herhangi bir sapma anında tespit edilerek gerekli önlemler alınabiliyor. Süreçlerin dijital olarak yönetilmesi yalnızca operasyonel verimliliği artırmıyor; aynı zamanda gıda güvenliğini güçlendirerek ürün kayıplarının önlenmesine de önemli katkı sağlıyor.


Son olarak, gıda israfının azaltılması konusunda sektör paydaşlarına vermek istediğiniz mesaj nedir?

Gıda israfıyla mücadele yalnızca üreticilerin ya da perakendecilerin sorumluluğu değil; tedarik zincirinin tüm halkalarının ortak görevi. Ürünlerin üretildiği andan tüketiciye ulaşıncaya kadar geçen her aşamada doğru planlama, güçlü soğuk zincir uygulamaları ve dijital izlenebilirlik sistemleri hayati önem taşıyor.

Sürdürülebilir bir gıda sistemi oluşturmak istiyorsak, lojistiği yalnızca taşıma hizmeti olarak değil; gıda güvenliğini ve kaynak verimliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir süreç olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bu bakış açısı hem israfın azaltılmasına hem de daha sürdürülebilir bir gıda ekosisteminin oluşmasına önemli katkı sağlayacaktır.


Röportaj Kategorisindeki Yazılar