Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk beş ayında 4,8 milyar dolarlık ihracata ulaşırken, sektörün en stratejik pazarlarından biri olan Irak’ta yaşanan yüzde 28’lik daralma dikkat çekti. TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, Irak’ın özellikle Türk unu, makarnası ve bisküvileri için vazgeçilmez bir pazar olmaya devam ettiğini vurgulayarak, bölgedeki toparlanmanın sektör ihracatı açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Küresel maliyet baskılarına rağmen Türkiye’nin güçlü hammadde arzı, gelişmiş üretim altyapısı ve işlenmiş gıdadaki rekabet gücüyle un, makarna ve bisküvi ihracatında bölgesel liderliğini koruyacağını belirten Uysallı, yeni hasat döneminde beklenen yüksek rekoltenin sanayiye önemli avantaj sağlayacağını ifade etti.
Nihat Uysallı
Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk beş ayında 4,8 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ancak sektörün geleneksel olarak en güçlü pazarlarından biri olan Irak’ta yaşanan daralma, özellikle un, makarna ve bisküvi ihracatında hissedildi. Mayıs ayında gerçekleşen seçimlerle Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanlığı görevine seçilen Nihat Uysallı, sektörün ihracat performansını, Irak pazarındaki gelişmeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri değerlendirdi.
Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk beş ayında nasıl bir ihracat performansı sergiledi?
Yılın ilk beş ayında sektör olarak 4,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Miktar bazında ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,5 gerilerken, ihracat birim fiyatlarında dolar bazında yaşanan yüzde 9,9’luk artış sayesinde değer bazındaki düşüş yüzde 7,1 seviyesinde kaldı. Ayçiçek yağı ihracatı 551,3 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, makarna ile tatlı bisküvi ve gofretler de yaklaşık 400 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşarak sektörümüzün güçlü ürün grupları arasında yer aldı.
Irak, Türk gıda sanayisi açısından her zaman stratejik bir pazar oldu. Bu yıl Irak’a ihracatta nasıl bir tablo ortaya çıktı?
Irak, sektörümüzün en önemli ihracat destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak yılın ilk beş ayında Irak’a gerçekleştirdiğimiz ihracat yüzde 28 gerileyerek 560,2 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüş, doğal olarak Orta Doğu bölgesindeki toplam performansımızı da etkiledi ve bölgede yüzde 13,8’lik bir daralma yaşandı.
Özellikle un, makarna, bisküvi, gofret ve diğer işlenmiş tahıl ürünlerinde Irak pazarı Türk sanayicisi için son derece önemli bir konumda bulunuyor. Dolayısıyla bu pazardaki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Irak’ta yaşanan ekonomik ve ticari gelişmelerin yanı sıra bölgesel jeopolitik riskler de ticaret akışlarını etkileyebiliyor. Buna rağmen Irak’ın orta ve uzun vadede Türk unlu mamuller ve işlenmiş gıda ürünleri için vazgeçilmez pazarlardan biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.

Un, makarna ve bisküvi ihracatı açısından Irak’ın önemi nedir?
Türkiye bugün dünyanın önde gelen un ve makarna ihracatçıları arasında yer alıyor. Bunun yanında bisküvi ve şekerleme sektörlerimiz de küresel pazarlarda önemli bir konuma sahip. Irak ise bu ürün gruplarının tamamında en büyük ve en istikrarlı alıcı ülkelerden biri.
Özellikle Türk unu, makarnası ve bisküvileri Iraklı tüketiciler tarafından uzun yıllardır tercih ediliyor. Coğrafi yakınlık, lojistik avantajlar ve Türk ürünlerinin kalite algısı bu başarıda önemli rol oynuyor. Bu nedenle Irak pazarındaki her gelişme, sektörümüzün toplam ihracat performansını doğrudan etkileyebiliyor. Önümüzdeki dönemde bu pazardaki kayıpların telafi edilmesi ve yeniden büyüme trendine girilmesi sektörümüz açısından büyük önem taşıyor.
Buna karşın İran pazarında dikkat çekici bir büyüme yaşandı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet, İran’a ihracatımız ilk beş ayda yüzde 34,6 artışla 147,1 milyon dolara ulaştı. İran’ın Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk altı ülke arasına girmesi dikkat çekici bir gelişme. Bölgesel pazarlarda yaşanan değişimleri yakından takip ediyor ve ihracatımızı daha dengeli bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ancak Irak’ın ölçeği ve sektörümüz açısından taşıdığı stratejik önem düşünüldüğünde bu pazarın yeri çok farklıdır.
Küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler ihracat performansını nasıl etkiliyor?
Dünyada hem fiyatlar hem de maliyetler oldukça hareketli. Jeopolitik risklerin bölgesel ticaret üzerindeki etkisinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün verileri de tahıl ve şeker gibi temel girdilerde fiyatların yükseliş eğiliminde olduğunu gösteriyor. Unlu mamuller, makarna ve şekerleme sektörlerimizin ana hammaddeleri olan bu ürünlerdeki maliyet artışları, ihracatçıların uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat oluşturmasını zorlaştırıyor.
Buna enerji maliyetleri ve lojistik giderlerindeki yükselişi de eklediğimizde ihracatçılar açısından oldukça zorlu bir tablo ortaya çıkıyor. Ancak yaşanan hacim daralmasını sektörümüzün pazar kaybı olarak değil, küresel belirsizliklerin ve maliyet baskılarının doğal sonucu olarak değerlendirmek gerekiyor.
Yeni hasat dönemine girerken sektörün beklentileri neler?
Bu yılın en önemli avantajlarından biri tarımsal üretimde beklenen yüksek rekolte. TÜİK tahminlerine göre buğdayda yüzde 26,7, kırmızı mercimekte yüzde 54,1 ve ayçiçeğinde yüzde 16,2 oranında üretim artışı öngörülüyor. Bu tablo un, makarna, bitkisel yağ ve bakliyat sanayimiz için güçlü bir hammadde arzı anlamına geliyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin hasat dönemine yönelik hazırlıkları ve alım politikaları da sanayicimize güven veriyor. Kamu ve özel sektörün koordinasyon içinde hareket etmesiyle birlikte, yüksek kaliteli işlenmiş gıda ürünlerimizle dünya ticaretindeki güçlü konumumuzu koruyacağımıza inanıyoruz. Özellikle un, makarna ve bisküvi gibi katma değerli ürünlerde Türkiye’nin bölgesel liderliğini daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.