600 milyar doları aşan ve önümüzdeki yıl 670 milyar dolara ulaşması beklenen global unlu mamuller pazarı, firmaların iştahını kabartıyor. Özellikle pandemi, enerji fiyatlarındaki artış ve Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın ham madde fiyatlarında yol açtığı önlenemez tırmanış, üreticileri maliyetleri düşüren formül ve yöntemlere yönlendiriyor. Artık daha az elektrik tüketimiyle daha fazla ürün pişirmeye imkan veren fırınlardan tutun da un değirmelerinde enerji maliyetlerini düşüren ve düşük kaliteli buğdaydan çok kaliteli un elde etmeye imkan tanıyan uygulamaları görüyoruz. Makarna üretiminde ekmeklik buğdaydan makarna üretimini elverişli hale getiren enzim ve makinalar büyük ilgi görüyor.
Pandemi ile beraber değişen, dönüşen sosyal hayat, tüketim alışkanlıkları ve sağlık algısı tüm kategorileri etkilediği gibi unlu mamulleri de etkiliyor. Sağlıklı ürün ile lezzetli ürün arasındaki sınırlar ortadan kalkıyor. Bu alanda Ar-Ge çalışmalarına ağırlık veren firmalar avantajlı pozisyona sahip oluyor. Tüketici keyif almak için tükettiği üründe bile sağlıklı bir bileşen olduğunu bilmek ya da en azından o ürünün sağlıksız bir bileşen içermediğini görmek istiyor. Bağışıklık en önemli sağlık göstergesi haline gelirken ürün formülasyonlarına lif, protein, vitamin, mineral, probiyotik, prebiyotik gibi bileşenler eklenmesi ve bunların doğal kaynaklardan geliyor olması ürünü tüketici açısından cazip hale getiriyor.