Uluslararası Tahıl Konseyi Kıdemli Ekonomisti Alexander Karavaytsev, IDMA Global Grain & Milling Forum’da yaptığı değerlendirmede, küresel buğday üretiminin 2026/27 sezonunda önceki yılın rekor seviyesinin yüzde 3 altında kalmasının beklendiğini, ancak yüksek devir stokları sayesinde arz görünümünün rahat olduğunu söyledi. Karavaytsev’e göre yeni sezonda piyasayı yalnızca üretim rakamları değil; stokların nerede bulunduğu, bu stoklara erişim, lojistik, navlun, kalite, döviz kurları ve ithalatçı ülkelerin alım zamanlaması belirleyecek.
IGC Kıdemli Ekonomisti Alexander Karavaytsev, İstanbul’da düzenlenen IDMA Global Grain & Milling Forum’da 2026/27 sezonuna ilişkin küresel buğday piyasası görünümünü değerlendirdi. Forumun “Küresel Tahıl Ticareti: Trendler, Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ilk oturumunda konuşan Karavaytsev, üretim, arz, talep, stoklar, ticaret akışları, fiyatlar ve lojistik maliyetler üzerinden kapsamlı bir piyasa analizi sundu. IGC verilerine göre küresel buğday üretiminde önceki sezonun rekor seviyesine kıyasla düşüş beklenmesine rağmen, piyasanın bir arz kriziyle karşı karşıya olmadığı görülüyor.
Karavaytsev’in paylaştığı IGC projeksiyonlarına göre dünya buğday üretiminin 2026/27 sezonunda 821 milyon ton olması bekleniyor. Bu rakam, bir önceki sezona göre yüzde 3’lük düşüşe ve yaklaşık 24 milyon tonluk azalışa işaret ediyor. Buna rağmen söz konusu üretim seviyesi, tarihin en yüksek ikinci küresel buğday üretimi olacak.
EL NİÑO HAVA RİSKLERİNİ ARTIRIYOR
Karavaytsev, piyasa analizine El Niño riskleriyle başladı. Tropikal Pasifik’teki sıcaklık değişimlerinin yağış rejimlerini etkilediğini hatırlatan Karavaytsev, El Niño’nun etkilerinin bölgeden bölgeye değiştiğini söyledi. Bu nedenle El Niño yalnızca olumsuz bir risk olarak okunmamalı. Bazı bölgelerde kuraklık ve sıcaklık baskısı artarken, bazı üretim alanlarında yağış koşulları daha olumlu hale gelebiliyor.
Buğday piyasası açısından dikkatle izlenmesi gereken bölgelerden biri Avustralya. Karavaytsev, Avustralya buğday üretiminin El Niño kaynaklı risklere açık olabileceğini belirtti. Güneydoğu Asya, Hindistan ve ABD’nin bazı bölgeleri de hava koşulları bakımından takip edilmesi gereken alanlar arasında yer alıyor. Buna karşılık Güney Amerika, özellikle de Arjantin, El Niño ile ilişkili yağış düzeninden olumlu etkilenebilir. Bu durum, küresel hava risklerinin tek yönlü okunamayacağını ve 2026/27 sezonunda bölgesel farklılıkların daha belirleyici olacağını gösteriyor.

İHRACATÇILARDA DÜŞÜŞ, BAZI İTHALATÇILARDA GÜÇLÜ ÜRETİM
Karavaytsev’in sunumunda öne çıkan temel noktalardan biri, ihracatçı ülkeler ile bazı ithalatçı bölgeler arasında oluşan üretim ayrışmasıydı. IGC verilerine göre 2026/27 sezonunda başlıca buğday ihracatçılarının toplam üretiminde yaklaşık 42 milyon tonluk düşüş bekleniyor. Bu düşüşte ABD, Avustralya, Arjantin ve Avrupa Birliği’nin bazı bölgelerindeki üretim kayıpları etkili olacak.
Karavaytsev, ABD’de sert kırmızı kışlık buğday bölgelerinde kuraklığın etkili olduğunu, hasat dönemindeki zamansız yağışların ise yalnızca verim değil kalite açısından da soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti. Avrupa Birliği’nde ise Batı Avrupa’daki sıcak ve kurak hava koşulları dikkat çekiyor. Buna karşılık Romanya ve Bulgaristan’ın da içinde bulunduğu Orta ve Doğu Avrupa’da görünümün daha olumlu olduğu belirtiliyor.
Rusya’da baharlık buğday üretimindeki zayıflama beklentisinin iyi durumdaki kışlık buğday üretimiyle kısmen dengelenebileceği ifade ediliyor. Ukrayna ise üretimden ziyade lojistik, liman altyapısı ve savaş kaynaklı riskler nedeniyle takip edilmesi gereken önemli bir tedarikçi olmaya devam ediyor.
Buna karşılık bazı ithalatçı bölgelerde güçlü üretim beklentisi dikkat çekiyor. Karavaytsev, Kuzey Afrika, Kuzeydoğu Asya, Hindistan ve Çin’de rekor veya rekora yakın üretimlerin beklendiğini söyledi. Kuzey Afrika’da özellikle uygun hava koşulları ve üretimi teşvik eden kamu politikaları sayesinde güçlü bir toparlanma öngörülüyor.
Hindistan da yeni sezonda kritik değişkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Normalde büyük ölçüde iç piyasa odaklı bir buğday pazarı olan Hindistan’ın, fiyat koşullarının uygun olması halinde net ihracatçı konuma geçebileceği değerlendiriliyor.
ÜRETİM DÜŞSE DE ARZ GÖRÜNÜMÜ RAHAT
Küresel üretimde düşüş beklense de Karavaytsev, toplam arzın yüksek başlangıç stokları sayesinde rahat kalacağını vurguladı. IGC projeksiyonlarına göre 2026/27 sezonuna yaklaşık 286 milyon tonluk açılış stoku ile girilecek. Sezon sonu stoklarının bir miktar gerileyerek yaklaşık 280 milyon ton seviyesinde kalması bekleniyor. Bu tablo, üretimdeki düşüşün otomatik olarak bir arz sıkışıklığına dönüşmeyeceğini gösteriyor. Ancak Karavaytsev bu noktada önemli bir ayrım yaptı: Stok miktarı kadar, stokların nerede bulunduğu ve ne ölçüde erişilebilir olduğu da kritik önem taşıyor. Örneğin Rusya’da bazı devir stoklarının Sibirya ve merkezi bölgeler gibi ihracat limanlarına uzak alanlarda bulunduğu belirtiliyor. Bu ürünlerin güney limanlarına taşınması yüksek demiryolu maliyetleri gerektirdiği için, sübvansiyon olmadan bazı miktarların ekonomik olarak ihracata konu olması zorlaşabilir.
Bu nedenle 2026/27 sezonunda kâğıt üzerindeki arz miktarı ile fiilen ihracata yönlendirilebilir arz arasında fark oluşabilir. Bu ayrım özellikle değirmenciler, tüccarlar ve ithalata bağımlı ülkeler açısından dikkatle izlenmesi gereken bir başlık olacak.
NAVLUN MALİYETLERİ YÜK OLMAYA DEVAM EDİYOR
Karavaytsev’in değerlendirdiği bir diğer önemli başlık fiyatlardı. Buğday ihracat fiyatlarının önceki dönemde enerji piyasalarından yoğun biçimde etkilendiğini belirten Karavaytsev, son dönemde buğday fiyatlarının petrol fiyatlarından kısmen ayrıştığını söyledi. IGC verilerine göre 18 Haziran 2026 itibarıyla IGC GOI buğday alt endeksi yıllık bazda yalnızca yüzde 1 artarken, ICE Brent ham petrol fiyatı yüzde 4 yükseldi. Bu durum, üretim risklerine rağmen buğday fiyatlarının geçen yılki seviyelere yakın seyrettiğini gösteriyor.
Ancak navlun maliyetleri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Karavaytsev, son haftalarda bir miktar gerileme görülse de navlun fiyatlarının hâlâ geçen yılın oldukça üzerinde seyrettiğini vurguladı. Bu durum ithalatçı ülkeler için büyük önem taşıyor. Çünkü buğdayda gerçek maliyet yalnızca FOB fiyatlardan ibaret değil; ürünü alıcı ülkeye ulaştıran toplam teslim maliyeti, yani navlun ve lojistik giderleri de piyasa kararlarında belirleyici oluyor.
Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki ithalatçılar açısından yüksek navlun maliyetleri alım zamanlamasını etkileyebilir. Özellikle alıcıların fiyatların daha da gevşeyebileceği beklentisiyle alımlarını ertelemesi, sezon başında ticaret akışlarını yavaşlatabilir.

KÜRESEL BUĞDAY TICARETİNDE YÜZDE 4 DARALMA BEKLENİYOR
IGC verilerine göre, güçlü toparlanma görülen önceki sezonun ardından 2026/27’de küresel buğday ticaretinde daralma bekleniyor. Karavaytsev’in sunduğu verilere göre dünya buğday ticaretinin 214 milyon tondan 205 milyon tona gerileyerek yıllık bazda yaklaşık yüzde 4 düşmesi öngörülüyor. Bu daralmanın temel nedeni, bazı önemli ithalatçı ülkelerde daha iyi üretim beklentisi ve yüksek devir stokları. Kuzey Afrika’da yerel üretimin toparlanması ithalat ihtiyacını azaltabilir. Ancak Karavaytsev, ithalat talebindeki düşüşün her ülkede aynı ölçüde gerçekleşmeyebileceği uyarısında bulundu. Örneğin Fas’ta yerel üretim artsa bile, buğdayın protein kalitesi yeterli olmazsa ülkenin değirmencilik kalitesinde buğday ithalatına ihtiyaç duymaya devam edebileceği ifade edildi.
Pasifik Asya da izlenmesi gereken bölgeler arasında yer alıyor. Karavaytsev’e göre bazı ülkeler önceki sezonda Arjantin dahil çeşitli kaynaklardan önemli miktarda stok oluşturdu. Bu stoklar, alıcıların fiyatların daha da gerilemesini bekleyerek alımlarını geciktirmesine imkân tanıyabilir.
KARADENİZ-AB BUĞDAY İHRACAT REKABETİ SERTLEŞECEK
İhracat tarafında Karavaytsev, Güney Yarımküre ve ABD’deki daha sınırlı ihraç edilebilir fazlanın bazı kaynakların sevkiyatını kısıtlayabileceğini belirtti. IGC projeksiyonlarına göre 2026/27 sezonunda başlıca ihracatçıların buğday ihracatları şöyle öngörülüyor:
- Rusya: 47,5 milyon ton
- AB-27: 29,6 milyon ton
- Kanada: 29,5 milyon ton
- Avustralya: 23 milyon ton
- ABD: 21 milyon ton
- Ukrayna: 16 milyon ton
- Arjantin: 14 milyon ton
- Kazakistan: 9 milyon ton
- Hindistan: 1,9 milyon ton
Karavaytsev, Karadeniz bölgesi ve AB’nin talebi karşılamak açısından iyi konumlandığını, ancak lojistik, döviz kurları ve çiftçi satış davranışının belirleyici olacağını söyledi. Rusya’da özellikle ihracat limanlarına yakın güney bölgelerinde güçlü kışlık buğday üretimi, sezon başında hasat baskısı yaratabilir. Ancak rublenin seyri, demiryolu lojistiği, liman kapasitesi, yakıt tedariki ve ihracat marjları Rus buğdayının rekabetçiliğini belirleyecek temel unsurlar arasında yer alacak. Ukrayna’nın ihracatının artması beklenmekle birlikte, liman altyapısı, güvenlik ve lojistik riskleri kritik olmaya devam ediyor.
TÜRKİYE VE FAS SEZON BAŞINDA TALEBİ ZAYIFLATABILIR
Karavaytsev’in dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de Türkiye ve Fas’ın sezon başı talep üzerindeki etkisiydi. Rusya’daki güçlü kışlık buğday üretiminin, Türkiye ve Fas’tan gelen daha zayıf talep ile birleşmesi halinde sezon başında hasat baskısı oluşturabileceğini belirtti. Türkiye açısından güçlü yerel üretim ve yeterli arz, kısa vadede ithalat ihtiyacını azaltabilir. Fas’ta ise 1 Ağustos’a kadar uygulanan geçici ithalat vergisi, yakın dönem alım iştahını sınırlayan bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu tablo, sezon başında talebin daha sakin seyretmesine ve ihracatçılar arasındaki rekabetin başka pazarlarda daha da sertleşmesine yol açabilir.
HİNDİSTAN FİYAT ARTIŞLARINI SINIRLAYABİLİR
Karavaytsev’e göre sezonun ikinci yarısında özellikle Avustralya ve Arjantin gibi Güney Yarımküre üreticilerinde daha küçük hasat beklentileri teyit edilirse, buğday fiyatlarında daha güçlü bir eğilim görülebilir. Ancak fiyatlardaki olası yükselişin Hindistan’ın piyasaya girmesiyle sınırlanabileceği değerlendiriliyor. Hindistan’ın 2026/27 sezonunda başta Bangladeş ve Nepal olmak üzere komşu ülkelere ve bazı Pasifik Asya destinasyonlarına yaklaşık 1,9 milyon ton buğday ihraç etmesi bekleniyor.
Küresel fiyatların yeterince yükselmesi halinde Hindistan’ın ek miktarlarla piyasaya girebileceği ve fiyat artışları üzerinde sınırlayıcı bir rol oynayabileceği ifade ediliyor. Bununla birlikte Hindistan buğdayının kalite ve protein düzeyi konusunda soru işaretleri bulunuyor.
BUĞDAY PİYASALARI İÇİN TEMEL RİSKLER
Oturumun tartışma bölümünde Karavaytsev’e gelecek beş yılda tahıl sektörünün hangi başlıkları konuşacağı soruldu. Karavaytsev, üç temel konuya dikkat çekti: çiftçi kârlılığı, fiyat oynaklığı ve lojistik.
Çiftçi kârlılığının yapısal bir sorun olmaya devam edeceğini belirten Karavaytsev, üretimin güçlü olduğu ve fiyatların baskı altında kaldığı dönemlerde üretici marjlarının zorlandığını söyledi.
Fiyat oynaklığı da giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Karavaytsev’e göre piyasalar artık haber akışına, vadeli işlem hareketlerine ve algoritmik işlemlere çok daha hızlı tepki veriyor.
Lojistik ise iklim değişikliğinin etkisiyle daha büyük bir risk alanı haline geliyor. Düşük su seviyeleri, seller ve Ren, Tuna ve ABD’deki başlıca iç su yollarında yaşanabilecek kesintiler, tahıl akışları üzerinde giderek daha belirleyici hale geliyor.
BUĞDAY PİYASASINDA RAHAT ARZ, TEMKİNLİ GÖRÜNÜM
Karavaytsev’in küserel buğday piyasalarına dair genel değerlendirmesi dengeliydi. Küresel buğday piyasası 2026/27 sezonunda bir arz kriziyle karşı karşıya görünmüyor, ancak risklerden arınmış da değil. Yüksek açılış stokları üretimdeki düşüşü dengeleyecek. Stokların bir miktar gerilemesi beklense de arz seviyesi yeterli kalacak. Küresel ticaretin daralması, ithalatçı ülkelerdeki güçlü üretim ve yüksek devir stokları nedeniyle ihracatçı ülkeler arasında rekabeti artıracak. Buna karşılık El Niño, navlun maliyetleri, lojistik, döviz kurları, kalite sorunları, ithalatçı ülkelerin alım zamanlaması ve çiftçi kârlılığı yeni sezonun temel değişkenleri olacak.