BLOG

Makine ihracatı 7 ayda 16,5 milyar dolar oldu

20 Ağustos 20264 dk okuma

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, yılın ilk yedi ayında Türkiye'nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 16,5 milyar dolar oldu. Suriye'nin toplam makine ithalatının önceki yıla göre iki katına çıktığı 2025 yılında, Türk makine sektörünün Suriye pazarında birinci sıraya yerleştiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Hızla büyüyen Suriye pazarında Çinli ve Avrupalı üreticilerin pay kapma mücadelesi alevleniyor. İç savaşın zorlu koşullarında dahi sahayı terk etmeyerek pazar liderliğini ele geçiren Türk makine sektörü için rekabet koşullarına uygun bazı yeni düzenlemeler gerekiyor” dedi. 

Makine imalat sanayi konsolide verilerine göre; yılın yedi ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 16,5 milyar dolar oldu. Miktar bazında düşüş yaşansa da ihracat birim fiyatlarındaki %9 yükseliş, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre değer bazında %1,7 artış getirdi. En fazla makine ihracatı yapılan iki ülke %8,4 artışla 2 milyar dolar seviyesine yaklaşan Almanya ile ihracatın %28,9 yükselerek 1,4 milyar dolar seviyelerine geldiği ABD oldu. 7 aylık dönemde makine ihracatının 95 milyon dolara yaklaştığı Suriye pazarında ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %51,4’lük bir artış yakalandı. 


“Türk makine sektörü Suriye’de pazar liderliğini Çin’in elinden aldı”

Suriye’nin yeniden yapılanma ve sivil sanayi altyapısını ayağa kaldırma sürecinin güçlü bir ticari potansiyelin küllerinden doğmasını beraberinde getirdiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz bölgede oluşan yeni rekabet ortamı hakkında şunları söyledi:

“İç savaş öncesinde yıllık ortalama 1,5 milyar dolarlık makine ithalatı gerçekleştirilen Suriye pazarında, on yılı aşkın süredir devam eden yıkıcı çatışmalar sanayi yatırımlarını sekteye uğratarak ticari anlamda önemli bir potansiyelin israf edilmesine neden olmuştu. Ancak ülkenin 2025’te yeniden toparlanma evresine girmesiyle birlikte; Suriye'nin toplam makine ithalatının önceki yılın iki katına çıkarak güçlü bir sıçrama yapması ve 378 milyon dolara ulaşması, sahadaki teknolojik yenilenme ve altyapı ihtiyacının ne denli bir ivme kazandığının somut kanıtı oldu. Türk makine sektörü 2010’da beşinci sırada yer aldığı bu pazarda; 2025’te önceki yıla göre %174,6 artışla 148 milyon dolara ulaşarak Çin’i geride bırakıp birinci sıraya yerleşti. Ancak pazarda metal, plastik, gıda ve tekstil makineleri başta olmak üzere kilit sanayi kollarında ihtiyaç artarken, Çinli ve Avrupalı üreticilerin pay kapma mücadelesi de alevleniyor. İç savaşın zorlu koşullarında dahi sahayı terk etmeyerek pazar liderliğini ele geçiren Türk makine sektörü için rekabet koşullarına uygun bazı yeni düzenlemeler gerekiyor.”


“Suriye’nin riskli ülkeler kapsamından çıkarılmasının tam zamanı”

Türkiye ve Suriye hükümetlerinin çabalarıyla canlanan ticaret koridorları ve orta vadede hedeflenen 10 milyar dolarlık ikili ticaret perspektifinin bu sıçramayı destekleyen son derece elverişli bir zemin sunduğuna dikkat çeken Yılmaz şunları söyledi:

“Suriye pazarında krizin tam ortasında elde ettiğimiz bu güçlü konumu koruyabilmemiz için rakiplerimizin devlet destekli agresif finansman hamlelerine karşı direncimizi sürdürebilmemiz gerekiyor. Bu da sahadaki operasyonel gücümüzü destekleyecek finansman araçlarının devreye alınmasına bağlı. Ancak Suriye’nin, Türk Eximbank risk sınıflandırmasında en yüksek risk grubu olan 7. Kategoride yer alması; ihracatçılarımızın karşısına önemli bir finansal ve bürokratik engel olarak yüksek prim oranlarını çıkarıyor. Alıcı Kredisi mekanizmasının kapalı olması da özellikle Avrupalı rakiplerimize ciddi bir finansman avantajı sağlıyor. Savaşın yıkıcı etkilerinin geride kalmaya başladığı ve yeniden imar bütçelerinin devreye girdiği yeni dönemde devam eden bu tip kısıtlayıcı uygulamalar, işletmelerin hareket alanını daraltan riskler... Suriye’nin, Eximbank nezdinde riskli ülkeler kapsamından çıkarılmasının tam zamanı olduğunu düşünüyoruz. İhracat kredi sigortası süreçlerinde esneklik sağlanması ve pazara özel Eximbank destek mekanizmalarının ivedilikle kurgulanması gerektiğine inanıyoruz. İhracatçıların risk primi yükünü hafifletecek ve rekabetçi gücünü pekiştirecek bu adımlar, hem Türk makine sektörünün bölgedeki lider varlığını teminat altına alacak hem de Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine çok daha etkin biçimde omuz vermemizi sağlayacaktır.”


“Şam’da Suriyeli firmalarla birebir görüşeceğiz”

İhracatçıların Suriye ile ticarette yaşadıkları sorunları tespit etmek üzere üye firmalarla istişarelerde bulunduklarını ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Suriye gümrüklerinde ton başına alınan vergilerin 10 katına çıkması ve Türk ürünlerinin Uzak Asya ürünleriyle aynı gümrük tarifesine tabi tutulması, bazı alt sektörlerimizi fazlasıyla etkiledi. Özellikle niteliği gereği büyük kütleye sahip makineler hem ağırlık hem de değer bazlı gümrük vergileri nedeniyle, iki yönlü maliyete katlanmaya başladı. Operasyonel anlamda bir diğer sıkıntı da ödeme kanalları konusundaki çeşitlilik konusunda.  Doğrudan bankacılık kanalları çalışmadığı için ülkemize döviz büroları üzerinden yapılan transferler, ihracatçının döviz dönüşüm desteklerinden mahrum kalmasına yol açıyor. Bunların çözümsüz konular olmadığını, Bakanlıklarımızın kademeli bir şekilde çözüm için çabaladığının farkındayız. Bu noktada önemli olan sahada olmaya devam etmek, Suriye’deki alıcı firmaların rakiplerimizin markajından etkilenmemesini sağlamak. Bu amaçla Ağustos ayı sonunda düzenlenecek olan ve Türkiye’nin milli katılım organizasyonu gerçekleştireceği 63. Şam Uluslararası Fuarı’na titizlikle hazırlanıyoruz. Şam’daki temaslarımızda Türkiye ile ticari ortaklığın nasıl bir kazan-kazan modeli yaratacağını, Suriyeli firmalara birebir anlatacağız.” 


Haber Kategorisindeki Yazılar