BLOG

Türkiye İçin Stratejik Zorunluluk: Buğday Üretimini Artırmak

13 Kasım 20253 dk okuma

Dünya genelinde yaşanan iklimsel dalgalanmalar, su kaynaklarındaki azalma ve gıda güvenliğine yönelik endişeler, buğday gibi stratejik tarım ürünlerinin önemini her geçen gün artırıyor. Türkiye’nin hem buğdayın gen merkezi hem de un ihracatında dünya lideri, makarna ihracatında ikinci büyük ihracatçı konumunda olması, bu stratejik önemi daha da pekiştiriyor.

İsmail Uğural

Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Yönetim Kurulu Başkanı ve Hürriyet Gazetesi köşe yazarı İsmail Uğural, Hürriyet Gazetesinde en son kaleme aldığı, “Buğday üretimini neden artırmalıyız?” başlıklı yazısında Türkiye’nin buğday üretiminde atması gereken adımlara dikkat çekiyor. Uğural, “Zamanın ruhu bizlere buğday üretiminin artırılması zorunluluğunu adeta dayatıyor,” diyerek sektör genelinde farkındalık oluşturmak amacıyla bir kampanya başlattığını açıklıyor.

BUĞDAY ÜRETİMİNDE İSTİKRAR …

Uğural, yazısında un ve hububat sektörünün önde gelen temsilcilerinden Dr. Eren Günhan Ulusoy’un değerlendirmelerine de yer veriyor. Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçıları Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı da olan Dr. Ulusoy, Türkiye’nin ihracat gücünü destekleyen Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulamasına dikkat çekiyor:

“Türkiye, DİR kapsamında ihracat gerçekleştirdiği ürün kadar buğday ithalatı yapmaktadır. DİR, ihracatı teşvik etmek, sanayicinin rekabet gücünü artırmak ve katma değerli ürün üretimini desteklemek amacıyla uygulanan bir politikadır.”

Dr. Eren Günhan Ulusoy

Ulusoy, Türkiye’deki un, makarna, irmik, nişasta ve bisküvi sanayilerinin küresel rekabet gücünü bu sistemin sağladığını belirterek, buğdayın yalnızca bir gıda değil, aynı zamanda “sanayiye hammadde sağlayan stratejik bir ürün” olduğunu vurguluyor.

“Un, makarna, bulgur, yem, gluten ve biyoetanol gibi birçok sanayi kolu buğdaya dayanır. Üretimde istikrar sağlandığında, gıda sanayi için sürdürülebilir hammadde temini olur, ihracatçının rekabet gücü artar.”

BUĞDAY EKİM ALANLARININ YÜZDE 75’İ KIRAÇ VE SUSUZ

Türkiye’nin buğday veriminde dünya trendlerine paralel bir seyir izlediğini belirten Dr. Ulusoy, buna karşın ekim alanlarının azaldığına dikkat çekiyor. Üretim miktarının 2021/22 sezonundan itibaren toparlanma gösterdiğini ancak sürdürülebilir bir artış için tarımsal desteklerin güçlendirilmesi, finansman kolaylıkları ve verimlilik artışına yönelik politikaların devam etmesi gerektiğini vurguluyor.

“Türkiye’de buğday ekim alanlarının yaklaşık yüzde 25’i sulak, yüzde 75’i kıraç ve susuz alanlarda yer alıyor. Bu durum üretimi iklimsel risklere daha açık hale getiriyor. En önemli mesele su yönetiminin iyileştirilmesi.”

İklim değişikliğine karşı yeterli önlem alınmadığı takdirde, artan sıcaklıklar ve bozulan yağış rejimlerinin tarımsal üretimde dalgalanmalara yol açabileceğini belirten Ulusoy, bu durumun hububat ithalatını artırabileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’nin bu süreçte en önemli regülasyon mekanizmalarından birinin Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) olduğunu belirten Uğural, kurumun stok yönetimiyle piyasadaki istikrarı koruduğunu ifade ediyor. TMO’nun piyasayı dengeleyici rolü sayesinde hem üretici hem sanayici tarafında fiyat istikrarının sağlandığını aktarıyor.

ÜLKE İÇİN STRATEJİK BİR ÇAĞRI

İsmail Uğural, yazısında sadece üretim verimliliğine değil, aynı zamanda sektörün iletişim gücüne de vurgu yapıyor. Tarım-gıda sektörünün paydaşlarına “kamuoyunu bilinçlendirme ve karar vericilerin dikkatini çekme” çağrısında bulunan Uğural, buğday üretimini artırmaya yönelik ulusal bir farkındalık oluşturmanın önemine dikkat çekiyor.

“Geliniz, yapabildiğimiz ölçüde bu gerçekliği kamuoyuna anlatalım; ekonomi medyasının, sosyal medyanın ve karar vericilerin dikkatini çekelim.”

BBM Dergisi olarak, Türkiye’nin unlu mamuller, makarna, bulgur ve bisküvi sanayisinin sürdürülebilir büyümesi açısından buğday üretiminin artırılmasının stratejik bir zorunluluk olduğu görüşünü paylaşıyoruz.
Küresel gıda tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, iklim riskleri ve su kaynaklarının azalması dikkate alındığında, yerli üretimin güçlendirilmesi, su verimliliği yatırımlarının artırılması ve üretim planlamasının bölgesel bazda yeniden ele alınması kaçınılmaz hale geliyor.

İsmail Uğural’ın başlattığı bu farkındalık girişimi, sadece bir medya kampanyası değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal geleceğine yönelik stratejik bir çağrıdır.

İsmail Uğural’ın yazısının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Haber Kategorisindeki Yazılar
28 Mayıs 20191 dk okuma

45 yıllık Filiz Makarna özel harmanıyla yenilendi

Filiz Makarna, kuruluşunun 45’inci yılında yenilendi. Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirilen...

03 Eylül 20211 dk okuma

Romanya Gastropan Fuarı, iş dünyasını buluşturmak için gün sayıyor

Güneydoğu Avrupa'nın fırıncılık, pastacılık, şekerleme, gastronomi, dondurma, kahve ve konaklama s...

25 Eylül 20182 dk okuma

Buğday ve arpada prim desteği yüzde 100 artırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arpa ve buğdayda 5 kuruş olan prim desteğini, önümüzdeki yı...