BLOG

“Körlemesine yapılan ihracatla değil, bilimsel ihracatla büyüyün”

13 Aralık 202315 dk okuma

RÖPORTAJ: Mustafa Yağmurlu

“2023 herkes için zorlayıcı bir yıldı ancak 2024 yılı geçtiğimiz yıldan biraz daha çetin geçecek. Enflasyon artışı aynı hızda beklenmese de artmaya devam edecek. Bu da iç piyasanın alım gücünü haliyle talebi etkileyecek. Tüm bunlardan hareketle iç piyasadaki talep yavaşlaması ile yönünü sadece iç pazara dönmüş olan işletmeler için zorlayıcı bir süreç olacak. İşte tam da bu nedenle riski dağıtmak, gelir kalemlerini çeşitlendirmek, daralması öngörülen iç piyasaya bağımlı kalmamak ve kur dalgalanmalarından olumsuz etkilenmemek adına ihracatı tüm işletmeler önceliklerine almalılar.” 

Türkiye’deki ihracat firmaları, küresel pazarda pek çok zorluğa göğüs germek zorunda kalıyorlar. Bu zorlukların en başında ise; ‘Küresel Ekonomik Dalgalar’ geliyor. Dünya ekonomisindeki dalgalanmalar, yabancı pazarda kendini göstermek isteyen işletmeler için sarsıcı bir etki oluşturabiliyor. Firmalara bu konularda danışmanlık hizmeti veren Malogra Danışmanlık Kurucusu Bikem İnce İnaç, rekabet ortamında kayıp yaşamamaları için geleneksel çözümler yerine bilimsel ihracata yönelmelerini istedi. 2024’ün bu yıla göre daha çetin geçeğini iddia eden İnanç, özellikle un ve makarna ihracatçısı firmalara ufuk açıcı tavsiyelerde bulunuyor. 

Merhaba Bikem hanım, öncelikle röportaj talebimizi kabul ettiğiniz teşekkür ederim. Kurucusu olduğunuz Malogra Danışmanlıkla şirketlere finansal yönetim çözümleri sunuyor, teşvik ve hibeler konusunda yol haritası çiziyorsunuz. Kendinizi ve çalışmalarınızı bize anlatabilir misiniz?

Merhaba, kıymetli davetiniz için sizlere teşekkür ederim. Malogra Danışmanlık olarak yaklaşık 7 senedir işletmelere finansal yönetim çözümleri sunuyoruz. Firmanın kurucusu olarak yola ilk çıktığımda çıkış noktam finansal farkındalığın neredeyse tüm işletmelerde düşük olması, işletmelerin yanlış finansal kararlar neticesinde zora düştüğüne dair gözlemlerimdi. 

Maalesef tüm dünyada özellikle de ülkemizde muhasebe ve finans birimleri ile işleyişleri işletmelerde birbirine karıştırılıyor. Bu da işletmelerin genellikle muhasebe odaklı hareket ederek geleceğe yönelik planlamalarda geri kalmasına neden oluyor. 

Temelde muhasebe ve finansın ayrımını en basit hali ile yeri gelmişken şöyle yapabiliriz: Muhasebe işletmenin geçmiş para ve para türevindeki işlemlerinin kaydını tutan ve devlete beyan eden birimiyken, finans işletmenin geçmiş faaliyetlerinden yola çıkarak geleceğe yönelik planlama, takip, öneri ve önlem geliştirerek kontrollü hareket etmeyi, bu sayede de karlılık artışı sağlamayı amaçlayan birimidir. Malogra danışmanlık olarak danışanlarımızın karlılığını artıracak farklı finansal yönetim süreçleri ile işlerini geliştirmelerini sağlıyoruz. 

Hizmetlerimiz arasında finans departmanı hizmeti, bütçe raporlama ve analiz, fizibilite raporları, teşvik ve hibe danışmanlığı, ihracat danışmanlığı ve yurtdışında potansiyel müşteri bulma gibi danışmanlık modelleri yer almakta. 

Gelişmekte olan bir ülke olarak ihracatın Türk firmaları açısından öneminden bahseder misiniz?

Aslında ihracat geliri gelişmiş ya da gelişmekte olan ülke ayrımı olmaksızın her işletme ve ülke için oldukça önemli bir parametre. İhracat, adeta ülkeler ve işletmeler için bir kapı açıcı rol üstleniyor. Öncelikle, firmalara uluslararası pazarda büyüme ve gelir artışı sağlama konusunda fırsatlar sunuyor. Bu, sadece yerel pazarın ötesine geçmek anlamına gelmiyor; aynı zamanda firmaların küresel ölçekte rekabet edebilir hale gelmesini de sağlıyor. 

İhracat aynı zamanda bir yenilik ve rekabetçilik kaynağı oluşturuyor. Uluslararası piyasalarda var olabilmek için, firmaları sürekli olarak ürünlerini ve hizmetlerini geliştirmek, yenilikçi olmak zorunda kılıyor. Bu da teknolojiye ve yeniliklere yatırım yapma motivasyonunu artırıyor ve işletmeleri güncel kılıp, büyüme eğilimini iyileştiriyor. 

Döviz kazanımı ve risklerin dağıtılması açısından da ihracatın sağladığı avantajlar göz ardı edilemez. Yurt dışından gelir elde etmek, Türk firmalarına döviz çeşitliliği kazandırarak, dalgalanmalara karşı korunma sağlıyor.

Ayrıca, ihracat Türk firmaları için uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel açıdan zenginleşme fırsatı yaratıyor. Bu süreç, iş birliklerine ve ortaklıklara kapı aralayarak, yeni iş fırsatları doğuruyor.

Son olarak, ihracatın istihdam artışı ve sektörel gelişimdeki rolü de göz ardı edilmemeli. Büyüyen ihracat, istihdamın artmasına ve belirli sektörlerin gelişmesine katkı sağlayabilir. Kısacası, Türk firmaları için ihracat sadece bir seçenek değil, stratejik bir öncelik olma yolunda ilerliyor.

Türkiye’deki ihracatçı firmalar, küresel pazarda en çok hangi konularda zorlanıyorlar?

Küresel ticarette rekabetçi bir konum elde etmek her zaman birçok zorluğu beraberinde getirir. Türkiye’deki ihracatçı firmalar için öne çıkan temel zorluklar arasında, öncelikle pazar çeşitliliği ve erişim meseleleri bulunmakta. Farklı ülkelerin farklı tercihleri ve talepleri, bazı sektörlerde iş yapmayı daha karmaşık kılıyor. Ayrıca, rekabetçilik ve fiyatlandırma konularında sağlam bir denge kurmak da oldukça kritik. Diğer ülkelerle rekabet ederken, fiyatlandırma stratejileri ve kalite odaklı yaklaşımların yanı sıra maliyet yönetimi de oldukça önemli hale gelmekte.

Bununla birlikte, dış ticaret politikaları ve engeller de ihracatçı firmaların karşılaştığı önemli engeller arasında. Gümrük prosedürleri, vergiler ve farklı ülkeler arasındaki ticaret anlaşmaları gibi faktörler, işleri karmaşıklaştırabilir. Dahası, dil ve kültürel farklılıklar da dikkate alınması gereken bir başka husus. Farklı pazarlara hitap ederken, iletişim ve pazarlama stratejilerinin, yerel kültür ve tercihlere uygun olması oldukça büyük önem taşıyor.

Bilimsel ihracat metodları kullanarak doğru müşteri bulma konusu, ülkemizdeki işletmelerin bilmediği ve önem vermediği bir konu. Bilimsel şekilde hareket etmemeleri ayrı bir zorluk doğuruyor. Firmalar bilimsel ihracat yerine geleneksel ihracat metodlarını tercih ederlerse hedefledikleri müşteri kitlesini belirlemekte ve onlara ulaşmakta güçlük çekebilirler. Bu süreç, doğru iletişim kanallarını belirlemek, potansiyel müşterilerin ihtiyaçlarını anlamak, hali hazırda söz konusu ürünü talep eden potansiyel alıcıları tespit etmek ve onlara uygun çözümler sunmayı gerektiriyor. 

Müşteri bulma aşamasında karşılaşılan diğer bir zorluk ise güvenilir bir müşteri tabanı oluşturmak ve uzun vadeli ilişkiler kurmaktır. 

Son olarak, küresel tedarik zinciri yönetimi ve lojistik süreçleri de, ihracat yapan işletmeler için ciddi zorluklar doğurabilir. Uzun mesafeler ve farklı ülkeler arası lojistik yönetimi, sıkı planlama ve etkili bir organizasyon gerektirir. Kısacası, Türkiye’deki ihracatçı firmalar için bu zorlukları aşmak adına önemli olan, küresel pazarda rekabetçi kalmak için pazar çeşitliliği, fiyatlandırma stratejileri, ticaret politikaları, lojistik yönetimi ve bilimsel ihracat yöntemlerine önem vererek ve bu sayede doğru müşteriye ulaşarak ilerlemektir. Bu alanlarda sürekli olarak iyileştirmeler yapmak işletmeleri ihracatta oldukça ileriye taşıyacaktır. 

Finansmana erişim güçlüğü çeken ‘KOBİ’ler için neler tavsiye edersiniz?

KOBİ’ler için finansmana erişim, işletmelerin büyüme ve ilerleme potansiyelini belirleyen kilit bir unsur. Bu zorluklar, işletmelerin büyüme fırsatlarını değerlendirmesini ve gerçek potansiyellerini gerçekleştirmesini engelleyebilir. Ancak, bu zorlukların üstesinden gelmek için bir dizi strateji ve yaklaşım bulunmaktadır.

Öncelikle, işletmelerin finansal güvenilirliklerini artırmak adına etkili bir finansal planlama şarttır. Nakit akışı yönetimi, kârlılık analizi ve borçlanma gereksinimleri gibi unsurlar, sağlam bir finansal planın temel taşlarıdır. İşletmeler, finansal hedeflerini belirlerken, mevcut kaynakları etkin bir biçimde kullanmayı ve finansal büyümeyi desteklemeyi amaçlamalıdır.

KOBİ’lerin yalnızca geleneksel finansman kaynaklarına odaklanmaması önemlidir. Günümüzde, finansmana erişim için geleneksel banka kredileri dışında pek çok alternatif finansman seçeneği bulunmaktadır. Bu seçenekler arasında risk sermayesi, melek yatırımcılar, kitle fonlaması, hibe ve teşvik programları, fintech çözümleri gibi kaynaklar yer almaktadır. İşletmeler, iş modeline en uygun finansman seçeneklerini belirlemek adına farklı alternatifleri değerlendirmelidir.

Bir diğer önemli unsur, işletmelerin kredi geçmişi ve kredi skorudur. İyi bir kredi geçmişi ve yüksek bir kredi skoru, finansmana erişimde önemli bir avantaj sağlayabilir. Bu nedenle, işletmelerin düzenli olarak kredi geçmişlerini takip etmeleri, ödemelerini zamanında yapmaları ve kredi skorlarını artırmak için gereken adımları atarak finansal geçmişlerini güçlendirmeleri kritiktir.

HER YIL YAKLAŞIK 500 FARKLI DESTEK PAKETİ SUNULMAKTA

Devlet desteklerinden faydalanma konusunda da titizlikle hareket etmek gerekmektedir. Birçok ülke, KOBİ’lerin finansmana erişimini desteklemek amacıyla çeşitli teşvik ve destek programları sunmaktadır. Ülkemiz de, teşvik ve hibe mevzuatları anlamında oldukça zengin bir ülke. Her yıl yaklaşık 500 farklı destek paketi sunulmakta. Bu programlar aracılığıyla işletmeler, düşük faizli kredi imkanları, teşvikler, ihracatı geliştirme destekleri, sektörel destekler, vergi avantajları ve eğitim kaynakları gibi faydalar elde edebilirler.

Son olarak, finansmana erişimde etkin bir iletişim ve ilişkiler ağı oluşturmak, işletmeler için kritik bir unsurdur. İyi bir ilişki ve iletişim, bankalar, finansman kurumları veya yatırımcılarla daha güçlü ve sağlam iş birlikleri kurulmasına olanak sağlayabilir. İşletmelerin, finansman sağlayıcılarıyla sürekli ve şeffaf bir iletişim içinde olmaları, finansman konusunda daha iyi şartlar ve anlaşmalar elde etmelerine yardımcı olabilir.

KOBİ’ler için finansmana erişim, bir dizi strateji, planlama ve ilişki kurma sürecini gerektirir. Ancak doğru adımlar atıldığında, bu zorlukların üstesinden gelmek mümkün olabilir ve işletmeler, büyüme potansiyellerini daha etkin bir şekilde gerçekleştirebilirler.

BİLİMSEL İHRACATLA BÜYÜYÜN

Daha önceki açıklamalarınızda ‘Bilimsel İhracat ile Finansal Artış Mümkün’ demiştiniz. Bilimsel ihracatı biraz açabilir misiniz? Firmalar doğru ihracat için nasıl adım atmalı? Bilimsel ihracat nedir? 

Türkiye’de herkes ihracat yapmak istiyor ancak körlemesine bir mantıkla, rakiplerinin izlediği yolu ve pazarı takip ederek, deneme yanılma yolu ile ihracat yapmak ya da ihracatlarını geliştirmeye çalışıyorlar. Biz buna geleneksel ihracat diyoruz. Oysaki günümüzdeki bilgi erişilebilir ve global hale geldi. Bu nedenle ihracata konu ürünün özelinde gerçekleştirilen pazar araştırması raporları ile söz konusu ürünü en çok ithal eden ülkelere, bu ülkelerdeki ithalat taleplerinin sayısal verilerine, ortalama birim başı piyasadaki dolar fiyatlamasına, hedef ülkelerde alım yapan ithalatçıların firma listesine, bu firmaların iletişim bilgilerine, yetkili kişilerine erişmek mümkün. Bu raporlamalar neticesinde erişilen firmalarla iletişime geçerek daha bilimsel yollardan hali hazırda bu ürün gamını talep eden ve alan müşteri adaylarına ulaşarak ihracat yolu izlemeye biz bilimsel ihracat diyoruz. Körlemesine şekilde piyasadaki rakiplerin hareketlerini takip ederek ihracat yapmaya çalışmak kaynakları verimsiz kullanmamıza neden oluyor. Kıt kaynaklarla işletmemizin sonsuz ihtiyaçlarını karşılayarak onu geliştirmeye çalışırken bu kaynakları doğru yönetmek ve bilimsel şekilde ilerlemek işletmelere hem zaman hem de para kazandıracaktır. 

İşletmelerin global pazar hedeflerinde ihracatın önemi nedir?

İşletmelerin global pazarlara açılması ve ihracat yapması, stratejik bir avantaj sağlayarak büyüme ve sürdürülebilir rekabet gücü kazanmalarını destekleyen önemli bir unsurdur.

İhracat, işletmelerin global pazar hedeflerinde temel bir taşıyıcıdır çünkü farklı coğrafyalardaki pazar çeşitliliğini değerlendirme imkânı sunuyor. Bu, işletmelerin sadece yerel pazarın sınırlarından kurtulmasını değil, aynı zamanda farklı kültürlerdeki ve bölgelerdeki tüketici segmentlerine ulaşarak büyümeyi artırması anlamına geliyor. Bu durum, işletmelerin gelirlerini artırırken, aynı zamanda büyüme potansiyellerini de genişleten bir etken.

Aynı zamanda, global pazarlara açılmak, işletmelerin risklerini dağıtarak ekonomik belirsizliklere karşı dirençlerini de artırır. Tek bir pazarda faaliyet göstermek, o pazarın belirli risklerine maruz kalmayı ve ekonomik dalgalanmaların etkilerini daha fazla hissetmeyi gerektirebilirken, farklı pazarlarda faaliyet göstermek, riskleri dengeleyerek işletmelerin daha sağlam bir yapıya sahip olmalarını sağlayacaktır.

Bununla birlikte, uluslararası pazarlarda rekabetçi olmak, işletmelerin ürün ve hizmetlerini sürekli olarak yeniden değerlendirmelerini ve geliştirmelerini gerektirir. Bu süreç, yenilikçi çözümler üretmelerine, ürün kalitesini artırmalarına ve müşteri odaklılık konusunda gelişmeler sağlamalarına olanak tanır. Uluslararası rekabet ortamı, işletmeleri daha verimli ve rekabetçi hale getirir.

Ayrıca ihracat, işletmelere döviz kazanımı fırsatı sunar ve bu da döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı işletmeleri koruyacaktır. Farklı para birimlerinde gelir elde etmek, işletmelerin fiyat esnekliği ve maliyet yönetimi konusunda avantaj kazanmalarını sağlar.

Global pazarlara açılmak aynı zamanda işletmeler için yeni iş fırsatları ve iş birlikleri anlamına gelecektir. Farklı coğrafyalardaki ortaklıklar, işletmelerin daha geniş bir ağ oluşturmasını, yeni stratejik ilişkiler geliştirmesini ve yeni pazarlar keşfetmesini sağlayabilir.

Sonuç olarak; ihracat yapmak, işletmelerin global pazar hedeflerine ulaşmaları için kritik bir adımdır. Bu süreç, işletmelerin büyüme stratejilerini destekler, rekabet gücünü artırır ve uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme potansiyeli sunar.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler için doğru finansal yönetim nasıl olmalı? Doğru finansal artış için neler yapılmalı?

Küçük ve orta ölçekli işletmeler için doğru finansal yönetim stratejileri, büyüme ve sürdürülebilirlik açısından oldukça hayati bir öneme sahip. Öncelikle, işletmelerin sağlam bir finansal planlamaya sahip olması gerekiyor. Kapsamlı bir bütçe oluşturmak, nakit akışını yönetmek ve düzenli finansal raporlama süreçlerini izlemek, raporlamalardan çıkan sonuçları dikkate alarak faaliyetlerindeki aksiyonlara karar vermek işletmelerin sağlam bir finansal zeminde ilerlemelerini sağlar.


Ayrıca, etkin maliyet yönetimi stratejileri belirlemek, işletmelerin karlılığını artırmak ve verimliliği maksimize etmek adına önemlidir. Finansal planlama süreçlerinde, işletmelerin kısa ve uzun vadeli hedeflerini belirlemesi, bu hedeflere ulaşmak için uygun yatırım stratejileri oluşturması gerekiyor. Bu stratejiler, riskleri dengeleyerek ve işletmenin büyüme potansiyelini göz önünde bulundurarak hazırlanmalıdır.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimi de finansal yönetimde önemli bir rol oynar. İyi bir kredi geçmişi ve bankalarla sağlam ilişkiler, finansman ihtiyaçlarını karşılamak adına önemlidir. Ayrıca, teknolojik araçların finansal süreçlerde kullanımı da işletmelerin verimliliğini artırabilir.

Tüm bu stratejilerin yanı sıra, profesyonel danışmanlık hizmetlerinden faydalanmak da işletmeler için önemli bir avantaj sağlayabilir. Finansal eğitimler ve danışmanlık, işletmelerin finansal bilgi ve yetkinliklerini artırabilir, böylece doğru kararları daha bilinçli bir şekilde alabilirler.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler için doğru finansal yönetim, sadece finansal stabilite sağlamakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli büyüme stratejileri için de temel bir taşıyıcı rol oynar.

Son yıllarda ülkemizdeki enflasyonist ortamdan dolayı zorlanan un ve makarna üreticisi ve ihracatçısı firmalara kendilerini korumaları için neler önerirsiniz?

Enflasyonist bir ortamda faaliyet gösteren un ve makarna üreticileri için korunma stratejileri için işletmelerin şu adımları atması önerilir:

Maliyetleri izlemek ve optimizasyon sağlamak önemlidir. Gizli ve tasarruf sağlanabilecek pek çok gider kalemi olabilir. Bunların tespit edilip tasarruf tedbirleri almak yerinde olacaktır. Ayrıca girdi maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı uzun vadeli tedarik anlaşmaları yapmak veya fiyat sabitleme stratejileri uygulamak, işletmelerin riskini azaltabilir. Stok yönetimiyle esneklik sağlamak, ani piyasa değişimlerine karşı hazırlıklı olmak önemlidir. Aynı zamanda, farklı pazarlara açılarak gelir kaynaklarını çeşitlendirmek ve teknolojik yatırımlarla verimliliği artırmak da enflasyonist ortamın getirdiği zorluklara karşı daha güçlü bir duruş sergilemeyi sağlayacaktır.

Bu stratejiler, işletmelerin enflasyonist ortamın baskısından korunmalarına yardımcı olacak önlemlerden bazılarıdır. 

Türkiye dünya un ihracatında son 9 yıldır ilk sırada yer alıyor. Ancak pazara baktığımızda bunun büyük bir bölümünün komşu ülkelerimiz olan Irak ve Suriye’ye gerçekleştiğini görüyoruz. Özellikle Irak’ın kendi ununu içeriden temin etmek için değirmen fabrikası kurulumuna ağırlık vermesi sektör için önemli tehlikelerin başında geliyor. Türk Un sektörünün önümüzdeki dönemde sıkıntılar yaşamaması için ne gibi önlemler alınmalı? 

Belirttiğiniz gibi Türkiye’nin un ihracatındaki liderliği, özellikle komşu ülkelere yoğunlaşan ihracatla sağlanıyor. Ancak sektör, sürdürülebilir bir başarı için belirli önlemler almalı ki bu ihracat liderliği sürdürülebilir olsun. Bunun için çeşitlendirilmiş pazarlara açılmak en önemli adım bence. Un üreticileri, yeni coğrafyalara açılarak müşteri portföyünü genişletmeli ve riskleri dağıtmalıdır. Böylece tek bir coğrafyaya ve onların vereceği kararlara göre sektörün gidişatı etkilenmeyecektir. Ayrıca, teknolojik yatırımlar yapılmalı ve verimlilik artışı hedeflenmelidir. Üretimdeki verimliliği artırmak adına sektör, teknolojik altyapıya önem vermeli ve modern üretim teknikleriyle rekabet avantajı elde etmelidir. Bu yatırımlar sayesinde birim maliyet düşecek ve fiyat rekabeti elde edilecektir. Yüksek kaliteli ürünler ve katma değerli ihracat, sektörün rekabet gücünü artırabilir. Kalite odaklı ürünlerle çeşitlendirilmiş bir ihracat portföyü oluşturmak önemlidir. Ayrıca, yenilik ve Ar-Ge Odaklı stratejiler izlenebilir. Ar-Ge faaliyetleri, sektörde yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine olanak tanırken, özel içeriklere sahip ürünlerle pazar çeşitliliğini artırabilir. Komşu ülkelerle olan ticari ilişkilerin sağlam ve uzun vadeli olması sektör için önemli bir detay. Son olarak, yerel pazarı geliştirme ve çeşitlendirme, iç piyasadaki çeşitlilik ve talebi artırabilir. Bu sayede sektör, dışa bağımlılığını azaltabilir ve yerel pazar dinamiklerine odaklanabilir. Türk un sektörü, gelecekteki büyümesi ve sürdürülebilirliği için global pazarlara yönelmeli ve stratejik bir çeşitlilik yakalamalıdır. Bu adımlar, sektörün başarısı ve büyümesi için önemli adımlar olacaktır. 

Sektörde yaşanacak olası bir daralmaya karşı un ve makarna ihracatçısı firmalara neler önerirsiniz?

Sektörel daralmalar işletmeler için zorlu bir süreç olabilir, özellikle de belirli bir ürün veya sektöre odaklanmışlarsa. Un ve makarna ihracatı yapan firmaların, bu tür durumlarla başa çıkabilmeleri için birkaç strateji önerisinde bulunabilirim. İlk olarak, çeşitlendirme büyük önem taşır. Farklı pazarlara açılmak veya ürün yelpazesini genişletmek, gelir kaynaklarını çeşitlendirerek riskleri azaltabilir. Bunun yanı sıra, maliyetleri gözden geçirme ve azaltma önemlidir. Verimliliği artırarak ve gereksiz giderleri azaltarak, maliyetlerin kontrol altında tutulması sağlanabilir. Ayrıca, yenilik ve farklılaştırma da bir strateji olabilir. Yeni ürünler geliştirerek veya mevcut ürünleri iyileştirerek, pazarda daha güçlü bir konum elde edilebilir. Bunlar gibi adımlar, daralmalarla başa çıkmak ve işletmeleri daha dirençli hale getirmek için atılabilecek önemli adımlardır.

Bu firmalara uzun ömürlü ihracat yapmaları için neler tavsiye edersiniz?

Uzun süreli bir ihracat başarısı, ihracatçı firmalar için kritik önem taşımaktadır. Bu başarıyı sürdürebilmek için çeşitli stratejiler önerilmektedir. İlk olarak, pazar çeşitlendirmesi uzun vadeli başarı için temel bir adımdır. Birden fazla pazarda faaliyet göstermek, risklerin dağıtılması ve sürekli talep potansiyeli oluşturulması açısından kritiktir.

Bununla birlikte, kalite standartlarına uygun ürünler sunmak ve müşteri memnuniyetini sürekli kılmak da uzun vadeli müşteri sadakati açısından önemlidir. Sürdürülebilirlik ve çevresel faktörlerin göz önünde bulundurulması da uzun süreli rekabet avantajı sağlayabilir.

Ayrıca, sürekli değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak adına yenilik ve adaptasyon da gereklidir. Pazardaki ihtiyaçlara uyum sağlama, yerel kültür ve beklentilere uygun ürün sunma, uzun vadeli başarı için gereklidir.

Uzun vadeli iş ilişkileri ve güçlü iletişim ağları da ihracatçı firmaların sürdürülebilir başarıları için kritik bir faktördür. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin getirdiği yasal ve ticari riskleri anlamak ve yönetmek, uzun vadeli başarı için önemlidir. Ayrıca ihracatçı firmaların sadece satış değil, satış sonrası hizmetlerini de geliştirmeleri rakipleri karşısında avantaj elde etmelerini sağlayacaktır. 

Sonuç olarak, uzun süreli ihracat başarısı için pazar çeşitliliği, kalite, sürdürülebilirlik, adaptasyon, yerel ihtiyaçlara uyum, satış sonrası hizmet, güçlü iş ilişkileri ve risk yönetimi gibi faktörlerin bir araya gelmesi gerekmektedir.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önümüzdeki dönemde iç talep yavaşlayacak. Mutlaka iş alemi dış pazar arayışına girsin. Her türlü desteği vereceğiz. İhracat Türkiye’nin çıkış yoludur. Dış talep zayıf olsa da biz pazar payımızı büyütelim. Düşük de büyüseler başkalarına göre rekabetçi konuma gelin ilave pazar payı alın tavsiyesinde bulundu. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Hepimizin bildiği gibi tüm dünyada bir ekonomik kriz var. Ancak bu krizin en şiddetli hissedildiği ve dünya ile kıyaslandığında çok daha kritik önem arz ettiği ülke Türkiye maalesef. 2023 herkes için zorlayıcı bir yıldı ancak 2024 yılı geçtiğimiz yıldan biraz daha çetin geçecek. Enflasyon artışı aynı hızda beklenmese de artmaya devam edecek. Bu da iç piyasanın alım gücünü haliyle talebi etkileyecek. 

Tüm bunlardan hareketle iç piyasadaki talep yavaşlaması ile yönünü sadece iç pazara dönmüş olan işletmeler için zorlayıcı bir süreç olacak. İşte tam da bu nedenle riski dağıtmak, gelir kalemlerini çeşitlendirmek, daralması öngörülen iç piyasaya bağımlı kalmamak ve kur dalgalanmalarından olumsuz etkilenmemek adına ihracatı tüm işletmeler önceliklerine almalılar. 

Bunun için çaresizce kaynaklarını tüketmeye, umutsuzca yeni pazarlarda deneme yanılma yoluyla ihracat çabasında bulunmaya da gerek yok. Hali hazırda bu ürünleri talep eden firmaların pazar araştırması ile tespit edilmesi artık mümkün. Bu firmalara odaklanmak ve onlarla iletişime geçmek bile ihracat için yeni fırsatlar sunacaktır. 

Ayrıca gerçekten ülkemizde pek çok ihracat desteği mevcut. Bunlar hibe olarak veriliyor ve firmaların ihracat yapmaları için işlerini kolaylaştırırken maliyetlerini de azaltıyor. 

Bu nedenle herkese bilimsel ihracat yolunu izledikleri, devlet destekleri giderlerini azalttıkları ve sürdürülebilir ihracata adım attıkları bir yıl diliyorum şimdiden. 

Bu konularında dışında sizlerin eklemek istediğiniz bir konu varsa bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle kritik sorularınızla okuyuculara yol göstermeyi hedeflediğiniz için ve kıymetli sorularınız için teşekkür ederim. Tüm işletmelere; karlı, sürdürülebilir, büyüme ivmesinde, ihracat odaklı şekilde doğru stratejilerle ilerledikleri bir yolculuk diliyorum. Lütfen herkes finans ve ihracata bilimsel anlamda kıymet versin. Asla pişman olmayacaklar.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar