BLOG

İran savaşı küresel görünümü bozdu, IMF büyüme tahminini düşürdü

15 Nisan 20265 dk okuma

IMF’nin Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporu, Orta Doğu’da patlak veren savaşın ardından küresel ekonominin daha zayıf büyüme ve daha yüksek enflasyon riskiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Artan emtia fiyatları, sıkılaşan finansal koşullar ve ithalata bağımlı gelişmekte olan ekonomilerde yükselen kırılganlık, tahıl ticareti ve un sanayii açısından maliyet planlamasını daha da zorlaştırıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026 yılı için küresel büyüme tahminini yüzde 3,1, 2027 yılı için ise yüzde 3,2 olarak açıkladı. Bu oranlar, 2025’teki yüzde 3,4 seviyesinin altında kalırken, pandemi öncesi dönemin de gerisinde seyrediyor. Küresel manşet enflasyonun ise 2026’da yüzde 4,4’e yükselmesi, ardından 2027’de yüzde 3,7’ye gerilemesi bekleniyor. IMF, 2026 büyüme tahmininin Ocak 2026 güncellemesine kıyasla 0,2 puan aşağı çekildiğini, çatışma yaşanmamış olsaydı bu yıl için büyüme tahmininin yüzde 3,4’e yukarı yönlü revize edileceğini belirtiyor.

TEMEL MAKROEKONOMİK SİNYALLER

IMF’nin baz senaryosu, çatışmanın süre ve kapsam bakımından sınırlı kalacağı varsayımına dayanıyor. Ancak kurum, bu sınırlı senaryo altında bile küresel ekonominin yükselen emtia fiyatları, güçlenen enflasyon beklentileri ve sıkılaşan finansal koşullar nedeniyle baskı altında olduğunu vurguluyor. Baskının en yoğun hissedildiği alan ise, özellikle yapısal kırılganlıkları bulunan emtia ithalatçısı ülkeler olmak üzere gelişmekte olan ekonomiler.

IMF Nisan 2026: Küresel Görünüme Hızlı Bakış (Kaynak: IMF, World Economic Outlook, Nisan 2026) 

IMF’ye göre, gelişmekte olan ülkelerde büyüme 2025’teki yüzde 4,4 seviyesinden 2026’da yüzde 3,9’a geriliyor, ardından 2027’de sınırlı bir toparlanmayla yüzde 4,2’ye çıkıyor. Gelişmiş ekonomilerde ise büyümenin 2026’da yüzde 1,8, 2027’de yüzde 1,7 düzeyinde kalması bekleniyor.

Rapor, görünümdeki bozulmanın ne ölçüde savaş şokundan kaynaklandığını da açık biçimde ortaya koyuyor. IMF’ye göre, çatışma öncesinde ABD gümrük vergilerinin beklenenden düşük seyretmesi, mali destekler, elverişli finansal koşullar ve güçlü verimlilik artışları sayesinde küresel görünüm iyileşme eğilimindeydi. Ancak hidrokarbon arzı açısından kritik bir bölgede yaşanan savaş ve buna bağlı daha geniş çaplı bir enerji şoku riski, bu ivmeyi sekteye uğrattı.

ENERJİ VE FİYAT VARSAYIMLARI

Emtiaya duyarlı sektörler açısından rapordaki en önemli varsayımlardan biri petrol fiyatları. IMF, petrol fiyatlarının 2026’da varil başına ortalama 82,22 dolar olacağını, 2027’de ise 75,97 dolara gerileyeceğini öngörüyor. Kurumun referans senaryosu, 2026’da enerji emtialarında yüzde 19’luk ılımlı bir fiyat artışına dayanıyor.

IMF analizine göre, yükselen emtia fiyatları klasik bir olumsuz arz şoku işlevi görüyor: maliyetleri artırıyor, tedarik zincirlerini bozuyor, manşet enflasyonu yukarı çekiyor ve satın alma gücünü aşındırıyor. Gıda sistemleri açısından bu tablo, yoksul ithalatçı pazarlarda tüketici talebini zayıflatırken, aynı anda tedarik zincirinin tüm halkalarında işletme maliyetlerini artıracak.

TAHIL VE UN SEKTÖRÜ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?

IMF raporu, tahıla özgü bir arz-talep dengesi sunmuyor. Ancak ortaya koyduğu geniş makroekonomik çerçeve, tahıl ve un sektörleri açısından önemli sonuçlar barındırıyor. Küresel büyümedeki yavaşlama genellikle toplam talepte zayıflamaya işaret etse de, tablo bununla sınırlı değil. Tahıl ve un piyasalarında talep zayıflarken, enerji, navlun ve finansman maliyetlerinin yüksek kalması durumunda maliyet baskısı aynı anda artabiliyor.

Özellikle un sanayicileri açısından marj baskısı çoğu zaman yalnızca buğday fiyatlarından kaynaklanmıyor. Dalgalı hammadde tedarik maliyetleri, yüksek enerji faturaları, pahalı lojistik ve bu maliyet artışlarını tüketiciye sınırlı ölçüde yansıtabilme imkanı, baskıyı çok daha belirgin hale getiriyor. IMF’nin sıkı finansal koşullara ilişkin uyarısı da bu tabloyu ağırlaştırıyor. Çünkü artan borçlanma maliyetleri, stok taşıyan ithalatçılar, işleyiciler ve tüccarlar üzerinde işletme sermayesi baskısını artırabiliyor.

Bu baskının ithalata bağımlı pazarlarda daha sert hissedilmesi bekleniyor. IMF, etkinin özellikle kırılgan ve emtia ithalatçısı gelişmekte olan ekonomilerde daha ağır olduğunu belirtiyor. Afrika, Orta Doğu ve Asya’nın bazı bölgelerindeki buğday ithalatçısı ülkeler için bu durum yalnızca gıda enflasyonu riskine işaret etmiyor. Kur baskısı, dış ticaret finansmanı maliyetlerindeki artış ve stokların yönetilebilir fiyatlarla yeniden oluşturulmasındaki zorluk da önümüzdeki dönemde daha belirgin hale gelebilir. Böyle bir ortamda satın alma zamanlaması, stok disiplini ve navlun yönetimi, buğday fiyatlarının yönü kadar kritik hale geliyor.

Aşağı Yönlü Senaryolar ve Tahıl Ticaretine Olası Etkiler

AŞAĞI YÖNLÜ RİSKLER GÜCÜNÜ KORUYOR

IMF, risklerin açık biçimde aşağı yönlü olduğuna dikkat çekiyor. Enerji fiyatlarındaki artışın daha büyük ve daha kalıcı olduğu olumsuz senaryoda, küresel büyümenin 2026’da yüzde 2,5’e kadar gerileyeceği, enflasyonun ise yüzde 5,4’e yükseleceği tahmin ediliyor. Bölgesel enerji altyapısında daha büyük hasarın meydana geldiği daha ağır senaryoda ise küresel büyümenin 2026’da yaklaşık yüzde 2’ye düşeceği, manşet enflasyonun da 2027 itibarıyla yüzde 6’nın biraz üzerine çıkacağı öngörülüyor.

IMF’ye göre, böyle bir durumda gelişmekte olan ekonomiler üzerindeki darbe, gelişmiş ekonomilere kıyasla neredeyse iki kat daha ağır olabilir. Tahıl sektörü açısından bu senaryo, hububat arzında yeni bir bozulma yaşanmasa bile piyasa oynaklığının yüksek kalabileceğine işaret ediyor. Enerji kaynaklı enflasyon, jeopolitik parçalanma ve sıkı finansman koşulları; ticaret akışlarını, stok kararlarını ve alıcı güvenini etkilemeye devam edebilir.

SEKTÖRÜN ÖNÜNDEKİ GÖRÜNÜM

IMF’nin Nisan görünümü, küresel ekonomide ani bir çöküş senaryosu ortaya koymuyor. Ancak daha kırılgan bir faaliyet ortamına işaret ediyor. Daha yavaş büyüme, dezenflasyon sürecinde yaşanan duraklama ve görece dirençli gelişmiş ekonomiler ile daha kırılgan emtia ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkın açılması, önümüzdeki dönemin temel çerçevesini oluşturuyor.

Değirmencilik sektörü açısından bu tablo, tahıl arzında belirgin bir daralma yaşanmasa bile marj yönetiminin zor olmaya devam edeceğini gösteriyor. Böyle bir ortamda enerji maliyetleri, finansman koşulları ve lojistik riskleri toplam maliyet yapısının merkezindeki yerini koruyacak gibi görünüyor.

Bu açıdan bakıldığında, IMF’nin ortaya koyduğu görünüm yalnızca zayıf büyümeden ibaret değil. Aynı zamanda makroekonomik istikrarsızlığın günlük ticari kararlar üzerinde yeniden daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Un sanayicileri, tüccarlar ve gıda üreticileri için yakın vadede öncelik, hacim arayışından çok tedarik sürekliliğini korumak, işletme sermayesini güvence altına almak ve giderek daha fiyat hassas hale gelen pazarlarda maliyet aktarımını dikkatle yönetmek olacak.

Haber Kategorisindeki Yazılar