BLOG

Un sektöründe yüksek katma değerli ürünler artacak

29 Eylül 20207 dk okuma

Ayten Çandar Işık Çandaroğulları Derya Un ve Yem Sanayii Yönetim Kurulu Üyesi

Sektörde kadın yönetici sayısının çok az olduğuna dikkat çeken Çandaroğulları Derya Un ve Yem Sanayii Ayten Çandar Işık, “Unutulmamalı ki kadın elinin değdiği her şey güzelleşir. Kadına bir çuval un verirseniz, size çeşitli lezzetler sergiler. Kadın önce kendini sonra da çocuğunu eğitir, eşini ve tüm dünyayı dengede tutabilecek bir güce sahiptir. Umarım sektörümüzde kadınlara daha fazla yer verilir” diyor.

Dünya un piyasalarını elinde bulunduran Türkiye un üreticileri çalışmalarıyla dikkat çekiyor. 2019 yılını 1 milyar dolara yakın ihracatla kapan sektör, Covid-19 pandemisi döneminde tam kapasite ile üretim yaparak hem yurt içi hem de yurt dışındaki tüketicileri ürünsüz bırakmadı. Bu dönemde başarılarıyla adından söz ettiren şirketlerden biri de Çandaroğulları Derya Un ve Yem Sanayii. Yurt dışında aldığı eğitimle piyasaları yakından takip eden şirketin Yönetim Kurulu üyesi Ayten Çandar Işık, her zaman Almanların disiplinlerini ve Türklerin sıcakkanlılığını birleştirerek kendine bir çalışma prensibini oluşturduğunu ifade etti. Covid-19 ile mücadele için firma olarak her türlü tedbiri aldıklarını, Devletin de tüm önlemleri aldığını vurgulayan Ayten Çandar Işık, Türkiye’de Un ve ekmek üretiminde sıkıntı yaşanacağını düşünmediğini belirtiyor.

Aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Akhisar Kadın Girişimciler Kurulu üyesi olan Başarılı işkadını Ayten Çandar Işık’ın sorularımıza verdiği cevaplarla sizleri baş başa bırakıyoruz.

Merhaba Ayten hanım, röportaj önerimizi kabul edip bize zaman ayırdığınız için sizlere çok teşekkür ederiz. Bize öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? 1983 Almanya doğumluyum, Almanya Bochum Üniversitesi Yüksek Lisans Ekonomi mezunuyum 2009 yılında işlerin yoğunlaşması ve ikinci fabrikamız olan Pınar Un’un şirkete dahil edilmesinden dolayı Almanya’daki lojistik müdürlük pozisyonumdan ayrılarak şirkete dahil oldum. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Akhisar Kadın girişimciler Kurulu üyesiyim. Aynı zamanda Akhisar Haber’de köşe yazarlığı yapmaktayım. Kişisel ve sektörel bilgiler aktarıyorum. Evliyim ve Hakan adında 10 aylık bir oğlum var.

Ayten hanım sektörünüzde bayanlar çok az, sizi başarılı bir iş kadını olarak tanıyoruz. HUBUDER konferanslarında sektöre yönelik aydınlatıcı bilgilerinizle dikkat çektiniz. Başarınızı neye borçlusunuz? Öncelikle böyle gördüğünüz için size çok teşekkür ederim, zor olan başarmaktır evet ama daha zoru bu başarıyı korumaktır. Hiç kimse kendi başına başarılı değildir, en çok yanılanlar kendi kendine yettiklerini düşünen insanlardır. Başarı asla kendi başınıza gerçekleşmez, öyle ki bizde de bu başarının arkasından çok aktif ve dinamik bir ekip var. Geçmişe değil geleceğe odaklanan, ama geçmişin tecrübelerinden yararlanan bir politika izliyoruz şirketimizde. Şahsi çalışma prensibim her zaman Almanların disiplinlerini ve Türklerin sıcakkanlılığını birleştirerek gerçekleşmiştir. Başardıkça daha çok seversiniz, sevdikçe de hep daha iyisini yapmaya çalışırsınız, bu iş hayatımın vazgeçilmez kuralıdır. Mutlu bir aile hayatınızla bunu tamamlamış oluyorsunuz.

30 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Çandaroğulları Derya Un’un çalışmaları hakkında bize bilgi verebilir misiniz? 1990 yılında Mehmet ve Mücaattin Çandar Kardeşler tarafından kurulan fabrikaya 2007 yılında Yaşar Grubu’nun Pınar Un fabrikası, 2015 yılında ise Akhisar Un fabrika şirketler grubuna dahil oldu. Bilirsiniz değişmeyen tek şey değişimdir, bizlerde buradan yola çıkarak piyasanın nabzını yoklayarak hep daha iyisini yapmak için çabalıyoruz. Bireysel yerine toplumsal düşünerek, halkımızın ihtiyacına ve talebine göre hareket ediyoruz.

Firmanızın un üretimde kullandığı teknoloji ve üretim kapasitesi hakkında görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz? Günlük 80 ton Buğday kırma kapasitesinden günümüzde 1000 tonluk Buğday kırma kapasitesine ulaşmış durumdayız, henüz tam kapasite çalışmıyoruz. Gerek hammadde kullanımımız gerek teknolojik alt yapımız ile her türlü arza cevap verebilecek durumdayız. Buğdayın fabrikaya girişinden itibaren her şey otomasyon sistemi ile una dönüştürülmekte ve tüm aşamalar uzman ekibimiz ve bizler tarafından takip edilmektedir. Sektörümüzdeki yenilikleri fuar ve dünya da gelişmelerden takip ederek bizde kendimizi güncel tutmaya çalışıyoruz. Her zaman globalleşmeyle beraber dünya küçük bir köy haline geldi diye söylerim, sanırım bunu en çok şimdi Covid-19 zamanında gördük. Kilometrelerce uzaktaki Wuhan kentinde çıkan bir virüs bir anda tüm dünyayı etkisi altına aldı.

Yıllar önce Pınar Un’u satın alarak bünyenize kattınız. Pınar un markası sizi nasıl etkiledi? Biz kendi mevcut markamız ile yola devam ettik, bundan dolayı marka olarak çok etkilemedi. Lokasyon olarak limanlara yakın olmak hem hammadde tedariğinde hem de ihracatta bize avantajlar sağladı.

Covid-19 salgınının size yansımaları nasıl oldu? Ekonomist olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Öngörüleriniz nasıl? Covid-19 hepimiz için bir belirsizlik, gerek sağlık yönünden gerekse buna bağlı olarak ülkenin aldığı ve daha alacağı önlemler ekonomik belirsizlikler taşımakta. Mart ayında Cafe ve restoran gibi mekanların kapatılması un tüketiminde talebin mekanlardan ev tüketimine geçtiğini gördük, bazı ülkelerde Un talebi bu dönemde daha çok arttı İhracat yapan çoğu fabrika atıl kapasitesini bile kullanarak üretime devam etti. Un piyasası şu anda etkilenmemiş gibi görünse de uzun vade de küresel piyasanın etkilenmesi ve yavaşlamasıyla birlikte ihracat kalemlerin de (konteyner fiyatları, sigorta fiyatları, navlun fiyatları vs) artış beklendiğinden dolayı un ticaretini etkileyeceğini söyleyebilirim. 2019 yılından 1 milyar dolar Un ihracatı gerçekleşti, böylelikle ülkemizdeki tüm Un sanayicileri ihtiyaç doğrultusunda tüm kapasitelerini iç piyasaya çevirecek ve yetecek güce sahip. İMF Eylül ayıyla birlikte yavaş da olsa bir toparlanma söz konusu olduğunu belirtirken buna rağmen bu yıl ve önümüzdeki yıl dünya ekonomisinin 12 trilyon dolar kaybedeceğini tahmin ettiklerini açıkladı. Bununla birlikte küresel işsizlik de artarak sosyal olumsuzlukları da beraberinde getirecek. Türkiye ekonomisine baktığımızda 2. çeyrekte yaklaşık %10 bir küçülme görüyoruz, en fazla etkilenen hizmet sektörüyken en az etkilenen sektör finans sektörü ve bankalar oldu.

Bu dönemde neler yaşadınız? Özellikle ilk günlerde market raflarının boşaldığını görünce neler hissetiniz? Yeni bir dalga yaşanması durumuna ne gibi hazırlık yaptınız? Pandemi sürecinde gıdanın bilhassa buğdayın ne kadar değerli olduğunu gördük, küçük bir kıvılcımın bir yandan sağlığımızı bir yandan tüm dünyadaki ekonomik dengeleri bozduğunu ve bozacağını gördük. Öz sermayenin ne kadar değerli ve gerekli olduğunu daha iyi anladık. Çok üretmenin değil de düzenli üretmenin ama öz sermaye ile üretmenin ne kadar önemli olduğunu gördük. Az önce de belirttiğim gibi dünya hem ekonomik hem psikolojik olarak hiç alışık olmadığı bir yöne sürükleniyor.

Bizde de aşırı bir talep oldu ve bunun geçici olduğunu biliyorduk. Biz hazırız, gereken tüm tedbirlerimizi aldık aynı şekilde devletimizde tüm önlemleri alıyor. Türkiye’de Un ve ekmek üretiminde sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Annelerimiz geçmişten gelen tecrübeleriyle gerekirse taşfırınlarda ekmek yapıp hepimizi doyurur. Türk kadını her daim berekettir.

Önümüzdeki yıllarda da yurt dışında yıllardır olduğu gibi ülkemizde paylaşma kültürü oluştuğunda konsolidasyonlar olacak ve o zaman daha katma değerli üretimlerin gerçekleşeceğini düşünüyorum.

Gıda güvenliği ve hijyen konusunda ne tür önlemler alıyorsunuz? Gıda güvenliği konusundan her zaman çok hassas davrandık. Önceliğimiz halkımızın sağlığı dedik üretimimizi el değmeden gerçekleştirdik. Hammadde alımından, paketleme kısmına kadar her şey otomasyon sistemiyle gerçekleşmekte. Pandemi boyunca aynı şekilde personelimizin sağlıklı giriş çıkışları için sağlık bakanlığımızın yayınladığı genelgeyi göz önünde bulundurarak tüm önlemleri alıyoruz. Umarım herkes gerekli önlemlerini alarak hızlı bir şekilde ülkemizdeki birlik beraberliğin başarıyı beraberinde getirdiğini herkese kanıtlamış olur örnek oluruz. Ürünlerinizi Türkiye genelinde hangi noktalardan müşterilerinizle buluşturuyorsunuz? Oluşturduğumuz Pazarlama ağımızla ihtiyaç olan ve talep edilen her noktaya ulaşmaya çalışıyoruz. Müşterilerin farklı ürün çeşitlerine olan taleplerine cevap vermeye çalışıyoruz.

Üretimde kullandığınız hammadde tedarikini nerelerden sağlıyorsunuz? Artan kur ve koronavirüsten dolayı hammadde temininde nasıl bir yol izlediniz? Hammaddeyi, kalitemizi koruyacak ve üretimimize uygun olabilecek her yerden temin ediyoruz, tabi ülkemizde Buğday çeşidinin çok olması işimizi biraz daha zorlaştırıyor.

Dengeler maalesef her zaman kurulmuyor, un imalatı altın işlemekten daha zor bir sanat. TMO bizim için tabiiki büyük destek, hemen devreye girdi. Buğday tahsis etti, tüccarlarla sürekli iletişim halindeyiz ve hammadde sıkıntısını bundan dolayı yaşamadık. Doğal olarak aldığınız hammaddenin ücretini ödeyebiliyorsanız tedarikte de sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Covid-19 yüzünden öne aldığınız veya ertelediğiniz bir yatırımınız oldu mu? Her yılın başında gerçekleştirdiğimiz toplantımızda vizyonlar, hedefler ve yol haritaları çizilmekte. Oluşturduğumuz yol haritalarında oluşabilecek riskler (doğal afetler, sağlık sorunları vs) göz önünde bulundurulur. Ekonominin ana kuralıdır: İnsanların bitmek bilmeyen sınırsız istek ve arzularını sınırlı imkanlarla yaratma sanatıdır ekonomi. Bu yüzden değişen taleplere göre bizde yön alıp yatırımlar planlıyoruz.

Un sektörü ne gibi sorunlarla karşılaşıyor? Sorunlar iyidir, çözümlere ulaşılabilirse... Ne kadar sorun olursa orada hareket vardır, çözüm yolları aranmaktadır. Bu yüzden sürekli innovatif ve güncel olmaya çalışıyoruz. Her sektörde olduğu gibi sanayicilerimizin de sorunları oluyor. Bununla ilgili olarak Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkan ve Yönetim Kurulu'nu tebrik etmek gerekir. Her daim dinamik ve hızlı çözümler üreterek başarıyla bizleri temsil etmişlerdir.

Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı? Öncelikle derginizde bize de yer ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Röportajın başında da bahsettiğiniz gibi sektörümüzde kadın sayısı çok az. Unutulmamalı ki kadın elinin değdiği her şey güzelleşir. Kadına bir çuval un verirseniz, size çeşitli lezzetler sergiler. Kadın önce kendini sonra da çocuğunu eğitir, eşini ve tüm dünyayı dengede tutabilecek bir güce sahiptir. Umarım sektörümüzde kadınlara daha fazla yer verilir. Pandemi sürecini ülke ve dünya olarak kayıpsız atlatırız diye temenni ediyor, üreten ve ürettiren herkesi saygıyla selamlıyorum. Bizler ülkemiz için üretiyoruz, inanıyorum ki Türk halkı olarak bu zorlu mücadelenin de üstesinden hep birlikte geleceğiz.

Bu keyifli röportaj için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Etiketler
#Maya #un
Röportaj Kategorisindeki Yazılar
28 Mayıs 20188 dk okuma

“Fırıncılık tecrübemiz ve modern teknolojimizle üretim yapıyoruz”

 Özmermer Un Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özmermer: “Müşterilerimizle aramızda her zaman uzun solukl...

11 Ekim 20237 dk okuma

TMO’nun cazip alım fiyatlarıyla buğday ekimi yeniden canlandı