Birleşmiş Milletler'in beş kuruluşu tarafından yayımlanan 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu (SOFI) Raporu, küresel açlığın üçüncü yıl üst üste gerilemesine rağmen sağlıklı beslenmeye erişimin hâlâ dünyanın en büyük sorunlarından biri olduğunu ortaya koydu. Rapora göre 2025 yılında dünya nüfusunun yüzde 32,7'si, yani yaklaşık 2,69 milyar insan sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadı.
Küresel açlıkta son üç yıldır kademeli bir iyileşme yaşansa da, sağlıklı ve dengeli beslenmeye erişim hâlâ milyarlarca insan için ulaşılamaz durumda. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), UNICEF, Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortaklaşa hazırladığı 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu (SOFI) raporu, gıda sistemlerinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların sürdüğünü gösteriyor.
Rapora göre 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 645 milyon kişi açlıkla mücadele etti. Bu rakam, 2024'e göre 14 milyon, 2022'ye göre ise 43 milyon kişilik bir iyileşmeye işaret etse de, küresel nüfusun yüzde 7,8'i hâlâ yeterli gıdaya ulaşamıyor. Açlığın en yoğun yaşandığı kıta ise, hızla artan nüfusuyla birlikte 309 milyon aç insanın bulunduğu Afrika oldu.
Sağlıklı beslenmenin maliyeti yükselmeye devam ediyor
SOFI 2026 raporunun öne çıkan başlıklarından biri de sağlıklı beslenmenin maliyeti oldu. Rapora göre sağlıklı bir beslenme düzeninin günlük ortalama maliyeti 2025 yılında kişi başına 4,28 satın alma gücü paritesi (PPP) doları seviyesine yükseldi. 2021 yılında bu rakam 3,44 dolar, 2017 yılında ise 2,94 dolar düzeyindeydi.
Her ne kadar sağlıklı beslenmeyi karşılayamayan insanların sayısı son yıllarda azalma eğilimine girse de, 2025 itibarıyla yaklaşık 2,69 milyar kişi, yani dünya nüfusunun yüzde 32,7'si, sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Başka bir ifadeyle dünya üzerindeki her üç kişiden biri dengeli ve besleyici bir diyete ekonomik olarak erişemiyor.
Bölgesel farklılıklar ise dikkat çekiyor. Afrika'da nüfusun yüzde 66,6'sı sağlıklı beslenmeyi karşılayamazken, bu oran Asya ile Latin Amerika ve Karayipler'de bunun yaklaşık yarısı seviyesinde bulunuyor.
Gıda zincirinin verimliliği kritik önem taşıyor
Rapor, sağlıklı beslenmenin maliyetini belirleyen en önemli unsurlardan birinin tarım-gıda değer zinciri olduğunu ortaya koyuyor. Tüketicinin ödediği fiyatın yüzde 70 ila 75'i, hasat sonrası süreçlerden kaynaklanıyor. İşleme, lojistik ve toptan dağıtım faaliyetleri ise toplam maliyetin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu nedenle altyapı yatırımları, soğuk zincir, lojistik verimliliği ve tedarik zincirindeki kayıpların azaltılması; besleyici gıdaların daha uygun fiyatlarla tüketiciye ulaştırılmasında kritik rol oynuyor.
Raporda ayrıca araştırma-geliştirme yatırımları, sulama altyapısı, ticaretin kolaylaştırılması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının hem gıda maliyetlerini düşüreceği hem de iklim direncini güçlendireceği vurgulanıyor.
Beslenme hedeflerinde ilerleme yetersiz
SOFI 2026 raporu, küresel beslenme göstergelerinde de istenen seviyeye ulaşılamadığına dikkat çekiyor. Çocuklarda bodurluk, zayıflık ve düşük doğum ağırlığı gibi göstergelerde yalnızca sınırlı iyileşme sağlanırken, kadınlarda kansızlık oranı artmaya devam ediyor. Yetişkin obezitesi ise yükselişini sürdürüyor. Dünya genelinde 6-23 aylık çocukların yalnızca yüzde 30,8'i yeterince çeşitli beslenebilirken, 150 milyon çocuk hâlâ bodurluk sorunu yaşıyor.
BM kuruluşları: Dayanıklı tarım-gıda sistemlerine daha fazla yatırım şart
FAO Genel Direktörü Qu Dongyu, raporun açlığın azaltılmasının mümkün olduğunu gösterdiğini ancak ilerlemenin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Bunun için güçlü siyasi irade, sürdürülebilir yatırımlar ve doğru politikaların hayata geçirilmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Qu, son yıllarda yaşanan çatışmalar, iklim kaynaklı afetler ve küresel krizlerin tarım-gıda sistemlerinin hem dayanıklılığını hem de kırılganlığını ortaya koyduğunu ifade etti. En kırılgan üretici ve tüketicilerin korunması için daha güçlü tarım-gıda sistemlerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario ise yaklaşık 2,7 milyar insanın hâlâ sağlıklı beslenmeyi karşılayamadığına dikkat çekerek, çözümün merkezinde dayanıklı tarım-gıda değer zincirlerinin yer aldığını söyledi. Lario, SOFI raporunun ortaya koyduğu verilerin artık somut yatırımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirterek, kırsal ekonomileri güçlendirecek ortaklıkların ve piyasa sistemlerinin sağlıklı gıdayı herkes için erişilebilir kılacağını ifade etti.
Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Vekili Carl Skau ise rapordaki her istatistiğin arkasında artan gıda maliyetleriyle mücadele eden bir ailenin bulunduğunu söyledi. Çatışmaların ve iklim kaynaklı afetlerin milyonlarca insanı besleyici gıdalardan daha da uzaklaştırdığına dikkat çeken Skau, krizlere karşı dayanıklı gıda sistemlerinin oluşturulması ve bu alandaki yatırımların artırılması çağrısında bulundu.
UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, her çocuğun besleyici ve ekonomik olarak erişilebilir gıdaya ulaşarak sağlıklı büyüme hakkına sahip olduğunu belirtti. Mevcut gıda sistemlerinin milyonlarca çocuk ve aile için yetersiz kaldığını ifade eden Russell, gıda, sağlık, eğitim ve sosyal koruma politikalarının birlikte ele alınmasının, özellikle kırılgan grupların küresel krizlerden korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus ise küresel açlığın azalmasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak dünya nüfusunun üçte biri için sağlıklı beslenmenin hâlâ ekonomik olarak erişilemez olduğunu söyledi. Obezitenin artmaya devam ettiğine ve anne-çocuk beslenmesinde ilerlemenin yetersiz kaldığına dikkat çeken Ghebreyesus, "Sağlıklı beslenme bir lüks değil, sağlığın temelidir ve herkes için ulaşılabilir olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.