BLOG

Hedefimiz Noodi markamızı dünya çapında tanıtmak

04 Mart 202213 dk okuma

“Daha kaliteli noodle üretmek için un değirmenciliği alanındaki uzmanlığımıza güveniyoruz, noodle ürünümüz sağlıklı, lezzetli ve helaldir. Kimyasal ve koruyucu içermez ve en yüksek gıda güvenliği standartlarına ve kalite gerekliliklerine uygundur. Fabrika tamamen Bühler'in yüksek teknolojili makineleri ve en yeni üretim hatları tarafından techiz edildi. Bu sektör umut vaat ettiğinden ve gelecekte daha da büyüyeceğinin işaretini verdiğinden ötürü, bir sonraki hedefimiz noodle üretimimizin kapasitesini sürekli artırmak, pazarlarımızı genişletmek, Noodi markamızı dünya çapında daha fazla ülkede dağıtmak."

Walid Al-Hazaa
Operasyon Müdürü
Al-Hazaa Investment Group


Ürdün'ün ilk ve tek noodle üreticisi olan Al Hazaa, karşılaştığı yüksek talebe cevap verebilmek için kapasite artırımına gitti. Ürdün'de saatte 25 bin bardaklık noodle üretimini kurdukları yeni üretim hattıyla 5 kat artırarak 120 bin bardağa ulaştıran Al-Hazaa Investment Group Operasyon Müdürü Walid Al-Hazaa ile konuştuk.

Sayın Walid Al-Hazaa, Al Hazaa Investment Group'un faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Al-Hazaa Investment Group, 1942'den bu yana gıda üretim endüstrisinin aktif bir üyesi. Ulusların gıda ihtiyacını bilinçli bir şekilde karşılamak, gıda güvenliğini artırmak ve çevremizi korumak motivasyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda, grubumuzun tesislerine temiz enerji sağlamak için kendi güneş enerjisi üretim tesisini işlettiği yem değirmenciliği, tahıl depolama ve ticareti, plastik endüstrisi ve enerji mühendisliği gibi diğer tamamlayıcı sektörlerdeki iş faaliyetlerimize ek olarak un değirmeni ve makarna & noodle üretim fabrikaları işletiyoruz. Al-Hazaa Group 80 yıllık tecrübesi ile Ortadoğu'da Irak, Ürdün, Mısır ve BAE olmak üzere dört ülkede çeşitli tesisler işletmekte, 2900'den fazla çalışanı, günlük 800 bin ton tahıl depolama kapasitesi ve 5.500 ton tahıl öğütme kapasitesi ile hizmet vermektedir.

Hedefimiz, dünyanın dengesini sarsmadan yeni ürünler geliştirmek ve iş faaliyetlerimizi genişletmek, dünyanın en iyi yenilikçi teknolojilerini ve yeni trendleri takip etmektir. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak en kaliteli, aynı zamanda verimli ve güvenli ürünler üretmek için tesislerimizi işletirken her zaman daha iyi ve daha kolay yollar bulmaya çalışıyoruz.  

Tahıl değirmenciliği, makarna üretimi, yem üretimi, plastik, enerji sektörleri gibi alanlarda birbirini tamamlayıcı nitelikte yatırımlar yapıyorsunuz. Tesislerinizde kapasite artırımına yönelik yatırımlarınız ve yeni üretim hatlarınız var. Bu yatırımlardan bahseder misiniz?

Yukarıda da belirttiğim gibi amacımız sürdürülebilir olduğu kadar yenilikçi projelere de yatırım yapmak. Dünyanın birinci sınıf teknolojilerine ve modernizasyonuna ayak uydurmaya çalışıyoruz. Mevcut üretim hatlarımızı genişletme konusundaki stratejimiz, muhtemel bir ihtiyacı veya genişleme şansını görmektir. Yani talep daha gelmeden kararımızı verdiğimiz ve makineleri yenileyerek veya kapasitelerini artırarak üretim hatlarını iyileştiriyoruz. Önümüzdeki durumu öngören vizyoner yönetimimiz ve doğru zamanda doğru kararları alan başkanımız Sayın Jamal Al-Hazaa'nın rolü ve bu stratejik planlama sayesinde her zaman bir adım öndeyiz. Bunun en büyük kanıtı ise Al-Hazaa Group'un kısa sürede bölgede birçok büyük projeye imza atarak hızla büyümesidir. Bizi rakiplerimizden farklı kılan da bu.

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayan yüksek kaliteli ürünler ürettiğimiz ve ayrıca nüfus artış hızının nispeten yüksek olduğu ülkelerde faaliyet gösterdiğimiz için, ürünlerimizin kalitesi ve çalıştığımız ülkeler de önemli bir rol oynamaktadır. Ürünlerimize her zaman yüksek bir talep gördük ve bu üretim hatlarımızı genişletmemizi kolaylaştırdı. 

Ürdün'de noodle üreten tek firmasınız. Saatte 25 bin bardaklık noodle üretiminizi 5 kat artırarak 120 bin bardağa ulaştınız. Bu yatırımınız hakkında bilgi verir misiniz?

Evet, Ürdün'deki ilk ve tek noodle üreticisiyiz ve ürünümüzün yüksek kalitesi sayesinde çok kısa sürede bölgedeki büyük markalarla rekabet etmeyi başardık. Ve şimdi ciddi bir taleple karşı karşıya olduğumuz için üretimimizi artırıyoruz. Hazır yemekler tercih eden müşterilerimize daha pratik ürünler sunabilmek için bardak noodle'ı piyasaya sürdük. Ürdün'de paketlenmiş ve bardak noodle üretimi yapan tek noodle fabrikasıyız ve ihracat pazarları için de üretimimizin büyük bir payını koruyoruz. Ürünlerimizi dünya çapında Asya, Afrika, Avrupa, Kuzey Amerika (Kanada ve ABD) ve Avustralya olmak üzere 5 kıtada 25 uluslararası pazara ihraç ediyoruz. Firmamız dakikada 750 paket erişte üretiyor ki bu da günde 1 milyon pakete denk geliyor. Yukarıda da belirtildiği gibi 25 farklı pazarda satış yapılıyor. 

Fabrikamız Amman havaalanına yakın bir sanayi bölgesinde yer almaktadır. Tüm hızlı tüketim ürünleri distribütörlerine yakın olduğu için çok stratejik bir alan. Bu da noodle ürünümüzü tüm Ürdün pazarına dağıtmamıza yardımcı oluyor. Ayrıca konumumuz havaalanına yakın. Ürdün'deki tek liman olan Akabe'ye doğrudan giden karayolu, ihracat prosedürlerimizi de kolaylaştırıyor. 


Bizi farklı kılan ve bu yüksek talep ve satışları gerçekleştirmemize yardımcı olan şey, kullandığımız hammaddelerin yüksek kalitesi, fabrikalarımızda kullanılan en iyi teknolojiler, yüksek teknoloji ürünü Bühler makineleri ve ayrıca tüketici damak tadına uygun mükemmel lezzettir. Noodle'ın ana hammaddesi Ürdün'deki un fabrikalarımız tarafından bize sağlanan buğday unudur. Nihai ürünlerimizi fabrikada üretmek için tarifimize uygun özel şartnamelere göre buğday ununu alıyoruz. Bu bize ana bileşenimizin kalitesini kontrol etme ve en iyi ürünlerin üretimini sağlayacak özellikleri elde etme imkânı verdiğinden rekabet gücü sağlıyor. 

Noodle pazarına yaptığınız yatırımlar dikkat çekiyor. Bu pazarın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sonraki hedefleriniz neler?

Bence, önümüzdeki yıllarda hazır gıda pazarı ile ilgili her alanda patlama yaşanacak. Dünya zamandan tasarruf sağlayan, çabuk hazırlanan yiyeceklere yöneliyor. Hazır noodle, hazır çorbalar, önceden pişirilmiş tahıllar, hazır karışımlar ve benzeri hazır yiyecekler buna harika bir örnek olabilir. Gıda tüketimindeki bu yönelim, çalışanların değişen davranışları ve çalışma sürelerinden kaynaklanıyor. Çoğu ülkede minimum çalışma saatleri günde 8 saat. Bazı ülkelerde daha fazla. Bu da yemek hazırlamaya harcanan zaman üzerinde baskıya sebep oluyor. Bu da geleneksel taze pişmiş gıdalar yerine paketlenmiş hazır gıdaların kullanımını teşvik ediyor. Ve hazır noodle; ucuz, doyurucu ve lezzetli olarak kabul edilirken, kolay ve hızlı hazırlanmaları sebebiyle de arzu edilen bir ürün haline geldi. Bu durum hazır makarna, hazır pirinç, yulaf ve yulaf lapası gibi tüm hazır yiyecekler için geçerli. Ve elbette, her gün gıdaya ihtiyaç duyan nüfus 7,9 milyara dayandığı için, dünya genelinde artan nüfusun tüm gıda ürünleri üzerindeki baskıyı artırmada güçlü bir rolü var.


Dolayısıyla, bu sektör umut vaat ettiğinden ve gelecekte daha da büyüyeceğinin işaretini verdiğinden ötürü, bir sonraki hedefimiz noodle üretimimizin kapasitesini sürekli artırmak, pazarlarımızı genişletmek, Noodi markamızı dünya çapında daha fazla ülkede dağıtmak ve ürünümüzü yeni lezzetler, yeni sunumlar veya şekiller açısından iyileştirmek ve belki de yeni bir hazır gıda ürününü piyasaya sürmektir.

Üretim tesisiniz ve pazarlarınız aynı coğrafyada bulunuyor. Bu nedenle hitap ettiğiniz pazarlar hemen hemen aynı. Bunun size ürün geliştirmenin ötesinde ne gibi avantajlar ve dezavantajları söz konusu?

Aslında henüz Ürdün'de bulunmamıza rağmen ürünlerimizi 5 kıtada dünya çapında 25'ten fazla ülkeye satıyoruz. Yani dünyanın neredeyse tamamına satış yapıyoruz ve ihracat pazarlarımızı daha da genişletmeyi ve gerçekten dünya çapında mümkün olan tüm pazarları kapsamayı planlıyoruz. Günümüzde iş yapmak bence artık coğrafyaya bağlı değil. Yerel pazarınızda farklı ülkelerden çok sayıda ürün görebiliyorsunuz. Tüketiciler bazen ithal ürünleri yerel ürünlere tercih ediyor. Bazen de tam tersi. Bazı tüketiciler her zaman farklı ve yeni ürünleri denemeyi tercih ederken, bazıları da bildikleri markalara ve daha önce denedikleri ürünlere bağlı kalmayı tercih ediyorlar. Yani bu bir tercih meselesi. Herkesin kendi zevki var. Siz de bu sayede ürününüz için sadece yerel piyasada değil ihracat yoluyla da her zaman müşteri bulabileceksiniz. Bu noktada markalaşma da büyük bir fark yaratıyor. İnsanların pek tanınmayan markalara karşı büyük isimleri nasıl tercih ettiğini gözlemleyebilirsiniz. Güzel ambalajlar ve renkler de tüketicilerin dikkatini çekiyor ve bu da ithal ürünlere her pazarda rekabet etme imkânı veriyor.


Aslında Ürdün'de faaliyet göstermek bize büyük bir avantaj sağladı, çünkü ülke yatırımlar için uygun bir ortam sunuyor. Yüksek bir büyüme oranına sahip olduğu için Ürdün nüfusu her yıl istikrarlı bir şekilde artıyor ve bu da gıda ürünlerine olan talebin sürekli artmasını sağlıyor. Ürdün ayrıca ürünlerimizi Avrupa, ABD, Singapur gibi bazı Uzak Doğu ülkeleri ve Kenya gibi Afrika ülkelerine kolayca ihraç etmemize yardımcı olan birçok ticaret anlaşması imzaladı. Ürdün aynı zamanda Arap ülkeleri arasındaki ticareti kolaylaştırmak ve geliştirme anlaşması olan ve bizim de ürünlerimizi Arap ülkelerine herhangi bir gümrük vergisi ödemeden ihraç etmemizi sağlayan GAFTA'nın (Büyük Arap Serbest Ticaret Bölgesi) bir parçası. İhracattaki dezavantaj ise COVID pandemisi nedeniyle fiyatların ani yükselişinden sonra tüm gıda üreticileri için artan bir endişe kaynağı hâline gelen yüksek nakliye maliyeti.

Makarnanın en ucuz olduğu coğrafyada üretim ve ihracat yapmak kalitenizi nasıl etkiliyor?

Bu çok ilginç bir soru. Tamamen haklısınız. Belirli bir ürünün fiyatı ucuz olduğunda piyasa çok rekabetçi hale geliyor. Ancak, iş stratejimiz tamamen fiyata bağlı değil. Bu pazarlarda elbette bazı zorluklarla karşılaşıyoruz ancak biz ürünümüzün kalitesini, değirmencilik ve gıda üretimindeki bilgi birikimimizi, yatırım yaptığımız en iyi teknolojileri pazarlamaya ve ürünlerimizi piyasaya sunma şeklimize odaklanıyoruz. Çünkü tüketicilerin bir ürünü tercih etmesinde tek gösterge fiyat değil. Ürününüz hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorlar, üretiminizin arkasındaki temiz etiketi görmek istiyorlar. Yani daha ucuz bir ürün sunarak fiyatta rekabet edemeseniz bile iyi satışlar elde etmek için kalite ve marka yoluyla rekabet ediyorsunuz fakat tabi ki her pazarın kendine ait bir stratejisi var. Daha kaliteli noodle üretmek için un değirmenciliği alanındaki uzmanlığımıza güveniyoruz, noodle ürünümüz sağlıklı, lezzetli ve helaldir. Kimyasal ve koruyucu içermez ve en yüksek gıda güvenliği standartlarına ve kalite gerekliliklerine uygundur. Fabrika tamamen Bühler'in yüksek teknolojili makineleri ve en yeni üretim hatları tarafından techiz edildi.

Arap pazarlarına odaklanmış bir şirketsiniz. Son zamanlarda bu pazarlara olan rağbetin artması sizi nasıl motive ediyor?

Hayır, daha önce de söylediğim gibi, Halloumi Foods Company'de ürünlerimizi dünyanın her yerine satıyoruz. Bu aynı zamanda Al-Hazaa Investment Group'un sahip olduğu diğer tesisler için de geçerli. Sadece Arap pazarlarına odaklanmıyoruz, asla tek bir bölgeye odaklanmıyoruz. Mümkün olan her pazarda fırsatlar arıyoruz ve ürünlerimizin yüksek kalitesi sayesinde her zaman da ürünlerimizi takdir eden ve arayan müşteriler bulduk. Arap pazarlarındaki yatırımlara ve satışlara olan ilgi belki stratejik konumundan, yüksek ve artan nüfusu nedeniyle sürekli artan talepten geliyor. Ayrıca bu nüfusun büyük bir kısmını un, makarna ve noodle gibi gıda ürünlerine talepleri zamanla daha da artan çocuklar ve gençler oluşturuyor.


Ar-Ge ekibiniz makarna üretimi konusunda neler yapıyor?

Ben de dahil olmak üzere Ar-Ge ekibimiz her zaman yeni lezzetler sunmaya ve pazardaki değişime ayak uydurmaya odaklanıyor. Her hafta sonu ülkenin farklı bölgelerinde hipermarketlerde ürün tadımı yapıyoruz ve tadım stantlarında müşterilere memnuniyet düzeylerini, iyileştirme önerilerini veya denemek istedikleri yeni tatları sormak için geri bildirim anketleri dağıtıyoruz. Ar-Ge departmanımız anketi inceleyerek ve gerekli önlemleri alıyor.

Araştırma ve geliştirmeye çok yatırım yapıyoruz ve hayati bir rol üstlendiğine inanıyoruz. Çalışmalarından çok memnunuz ve özellikle tadım stantlarından ve anketlerden iyi sonuçlar alıyoruz. Müşterilerinizi, ürününüzden memnun olup olmadıklarını, yeni bir şey görmek isteyip istemediklerini vb. dinlemek gerçekten çok önemli . 

Hükümetlerin stoklarını artırma hamlesi buğday fiyatlarında rekor artışlara neden oldu. Yüksek buğday fiyatları sizi nasıl etkiliyor?

Tabii ki dünyadaki hükümetler ve ayrıca buğday değirmenleri, fiyatların ani yükselişinden, artan ulaşım maliyetlerinden ve COVID pandemisinin sebep olduğu ya da en azından onunla eş zamanlı olarak gerçekleşen enerji ve gübre maliyetlerindeki artış, kötü hasat mevsimi vb. gibi son dönemde meydana gelen diğer birçok faktörden kötü etkilendikleri için buğday stoklarını artırmaya başladılar. Bizim açımızdan buğday fiyatlarındaki artış, ana hammaddemiz olan unun fiyatlarının artmasına neden oldu. Un fiyatlarındaki artış bizim için gerçek bir problemdi çünkü bu artışı absorbe etmek için alternatif bir yol bulamadık. Sonuç olarak noodle satış fiyatlarımızı da yükseltmek zorunda kaldık. Ancak tüketici üzerindeki etkiyi düşük tutmaya çalıştık ve artan üretim maliyetlerinin bu zorluğuna rağmen noodle, diğer gıda ürünleriyle karşılaştırıldığında uygun fiyatlı bir seçenek olarak kaldı.

GÜNEŞ ENERJİ SANTRALİ MALİYETLERİMİZİ DÜŞÜRDÜ

Dünya pahalı enerjiden muzdarip. Siz ise Al-Hazaa Investment Group bünyesinde kurulan güneş enerjisi santrali ile bu maliyetlere karşı daha korunaklı bir üretim yapabilirsiniz. Bunun avantajları nelerdir?

Güneş enerjisi santrali, Yönetim Kurulu Başkanımız Jamal Bey'in talimatlarının ardından inşa edildi. Çünkü Al-Hazaa Group Ürdün'de birkaç un değirmeni ve fabrika işletiyor. Bu nedenle bu adım, Al-Hazaa Group'un daha sürdürülebilir olma ve özenle çalışma vizyonunun uygulanması kapsamında atıldı. Bu nedenle Al-Hazaa Group, karbon emisyonlarımızı azaltmak için Ürdün'de ülkedeki tüm tesislerimize yeşil enerji sağlayan bir elektrik santrali işletmek için 2017 yılında yenilenebilir enerji sektörüne yatırım yapmaya karar verdi. Topluluğunu inşa etme ve ona güç verme konusunda kararlı olan ve insanımızın ve toplumumuzun refahına katkıda bulunan çeşitli devam eden girişimlere sahip olan Al-Hazaa Group, bu önemli adımla; daha üretken, verimli ve çevreye duyarlı olma değerlerine bir kez daha ulaşmış oluyor. Güneş enerjisi santrali kurulduğu günden bu yana gerçekten bize çok faydalı oldu. Üretim maliyetimizi düşürmede inkâr edilemez bir rol oynadı. Ve pandemi sırasında enerji ve diğer ani maliyetlerde yaşanan artışın ardından, santrale ihtiyaç da arttı.   

Bize rekabet gücü kazandıran ürünlerimizi ürettiğimiz elektrik ihtiyacımızın tamamı için %100 güneş enerjisi santraline dayanıyoruz. Üretim tesisleri için temiz enerji kullanmanın bir diğer avantajı da ödediğiniz enerji maliyetinin sabit olması. Diğer yandan devlet tarafından sağlanan fosil yakıt enerjisine bağımlıysanız, maliyetiniz her zaman dalgalanır. O maliyeti siz belirleyemezsiniz ve azaltamazsınız. Öte yandan Al-Hazaa için Yenilenebilir Enerjiye ödediğimiz ücret uzun süredir sabit.

Dünya, pandemiye bağlı olarak son iki yıldır çok zorlu ve olağanüstü bir dönemden geçiyor. Bu zor dönem Al-Hazaa Grubunu nasıl etkiledi? Yatırımlarınız pandemiden etkilendi mi?

Tabii ki diğer tüm üreticiler gibi biz de COVID pandemisinden etkilendik ve bu pandeminin yol açtığı kapanma ve diğer zorluklar nedeniyle işletmelerimiz olumsuz etkilendi. Hellim gıdalarındaki tüm üretim hatları Bühler China tarafından tedarik ediliyor ve bardak noodle hattımızın kurulumu, teslimatta gecikmelere ve Çin ve İsviçre'den gelen ziyaretçiler için zorluklara sebep olan pandemiye bağlı olarak gecikti. Fiyat artışı ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklar nedeniyle mevcut durum finansal olarak da ideal değildi. Ancak bu talihsiz duruma olumlu tarafından bakmayı ve bize neler öğrettiğine odaklanmayı tercih ediyoruz. 

Son iki yılın ne denli zor geçtiğini ve COVID'in hepimizi her yönüyle ne kadar etkilediğini, ticari faaliyetlerimizi ne kadar alt üst ettiğini, ulusların sağlık ve güvenliğini tehdit ettiğini ve dünya ekonomisinde istikrarsızlığa sebep olduğunu kimse inkar edemez. Ancak Ürdün'deki ve bölgedeki insanlarımız için yeterli gıda ürettiğimizden emin olmak için bu yeni duruma hızla uyum sağlamamız gerekiyordu. Zor da olsa bunu görevimiz olarak gördük. Zor durumlarla çok hızlı bir şekilde başa çıkma konusunda bize çok iyi bir tecrübe kazandırdı ve esnek stratejiler oluşturmak konusunda çok zahmetli ama başarılı bir şekilde bizi eğitmiş oldu. Ayrıca pandemi, ürünlerimizi normal şartlarda ulaşamayacağımız yeni ülkelere ihraç etmemize yardımcı oldu, çünkü bazı ülkelerdeki gıda sıkıntısı nedeniyle iş adamları nakliye fiyatlarındaki artışlara rağmen komşu ve uzak ülkelerden ithalat yapmaya teşvik edildi ve bu açığı kapatmaya çalıştı. Bu sayede birçok yeni pazara girmeyi başardık ve şimdi marka olarak bu ülkelerde acentelerimiz ve distribütörlerimiz var. 

Sürekli büyüyen bir yatırım grubusunuz. Önümüzdeki döneme ilişkin yatırım planlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Bu sorunuza, Yatırım Grubumuzun zaman içinde büyümek, daha fazla tecrübe ve bilgi edinmek dışında tercih hakkı bulunmayan bir insan vücudu gibi olduğunu düşünerek cevap verebilirim. Sonuç olarak her zaman alanımızda yatırım yapmak ve işimizi büyütmek için yeni ve cazip fırsatlar arıyoruz. Mercek altına aldığımız çok sayıda projemiz var. Bunları hayata geçirmeden önce ekibimizle yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Projeye girişmek ve yeni projeler üzerinde çalışmaya başlamak için doğru zamanı bekliyoruz. Ancak önümüzdeki yıllarda ana odak noktamız, yukarıda da belirttiğim gibi, önümüzdeki beş yıl için çok büyük bir taleple karşı karşıya kalacak olan hazır gıda pazarı olacaktır. 


Ayrıca, dijitalleşme ve otomasyon sistemlerine yatırım yapmak konularıyla yakından ilgileniyoruz. Pandemi sırasında ne kadar önemli olduklarını ve kriz ve karantina zamanlarında biz insanları nasıl destekleyebileceklerini kanıtladılar. Buna siber güvenlik yatırımları, çevrimiçi satışlar, çevrimiçi etkinlikler ve benzeri de dâhil.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Sorularınız için size ve büyük gayretleri için de bu alandaki herkese çok teşekkür ederim. Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz ama mutlaka karşılıklı desteğimizle başa çıkacağız ve üstesinden geleceğiz.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar