Röportaj: Cemalettin Kanaş
80 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Al-Hazaa Investment Group, Irak’taki tek bir un fabrikasından, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren çok uluslu bir şirkete dönüşmüştür. Bugün grup, tahıl depolama ve elleçleme, un ve yem değirmenciliği, makarna ve noodle üretimi, plastik üretimi ve yenilenebilir enerji gibi kilit sektörlerde faaliyet göstererek Orta Doğu’daki gıda güvenliğini güç katıyor.
Ibrahim Al Hazaa
Al Hazaa İcra Direktörü
Bu özel röportajda, Al-Hazaa Investment Group’un İcra Direktörü İbrahim Al Hazaa, şirketin bugüne kadarki serüvenini, sürdürülebilirlik girişimlerini ve stratejik ortaklıklarını anlattı. Aynı zamanda, grubun inovasyona olan bağlılığını, temel gıda ürünlerinin güvenilir tedarikini sağlamadaki rolünü ve dijital dönüşüm çağında değirmenciliğin geleceğini değerlendirdi.
Al Hazaa Investment Group, tahıl öğütmeden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. Grubun, böylesine çeşitlenmiş bir yapıya nasıl evrildiğini paylaşır mısınız?
Al Hazaa Investment Group, 1942 yılında merhum Şerif Al-Hazaa tarafından Irak’ın Tikrit şehrinde kurulan ilk un fabrikasıyla temelleri atılan
bir aile şirketidir. Daha sonra en büyük oğlu Cemal Al-Hazaa, grubun yönetimini devraldı ve onun liderliğinde şirket, tek bir değirmenden çeşitli sektörlere yayılan bir yapıya dönüştü. Bugün, Orta Doğu’daki beş ülkede tahıl depolama ve elleçleme, un ve yem değirmenciliği, makarna ve noodle üretimi, plastik üretimi ve yenilenebilir enerji mühendisliği olmak üzere beş ana sektörde faaliyet göstermekteyiz.

Cemal Bey’in liderliği ve ailenin sektörü ileriye taşıma ve bölgesel gıda güvenliğini güçlendirme vizyonu sayesinde, sürekli olarak yenilik yaptık ve pazar ihtiyaçlarına uyum sağladık. Ancak bunları yaparken her zaman temel değerlerimize sadık kaldık.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK HEDEFLERİ İÇİN GÜNEŞ ENERJİSİ
Tesislerinizin tamamen temiz güneş enerjisiyle çalışması, sürdürülebilirliğe olan bağlılığınızı gösteriyor. Yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde karşılaştığınız sorunlar nelerdi ve bu dönüşüm operasyonlarınıza ve karbon ayak izinize nasıl yansıdı?
Öncelikle, şu anda yalnızca Ürdün’deki operasyonlarımızın tamamen güneş enerjisiyle çalıştığını belirtmek isterim. Yenilenebilir enerji kullanımını diğer ülkelerde de genişletmeyi hedefliyoruz, ancak bu geçiş kademeli olarak uygulanacak.
Ürdün’deki güneş enerjisi santralimiz, ülkenin en büyük özel kullanım amaçlı güneş enerjisi santrali konumunda. Yenilenebilir enerjiye geçiş kolay olmadı, ancak bu adım bizim için bir zorunluluktu. Un değirmenlerimiz ve gıda üretim tesislerimiz yüksek miktarda enerji tüketiyor ve enerji maliyetleri operasyonel giderlerimizin en büyük kalemlerinden birini oluşturuyor. Geleneksel enerji kaynaklarına bağımlılık, yüksek maliyetler anlamına geldiğinden, bu zorlukları göze alarak yenilenebilir enerjiye geçiş yapmaya karar verdik. Ayrıca, Ürdün hükümetinin yeşil enerji girişimlerini güçlü bir şekilde desteklemesi, bizim için bu dönüşümü daha sorunsuz hale getirdi.

Bu süreçte, güneş enerjisini ürettiğimiz santralimizden en yakın devlet istasyonuna aktardığımız ve mevcut devlet dağıtım şebekesini kullanarak enerji tükettiğimiz “wheeling” yöntemini benimsedik. Ay sonunda, tesislerimizde kullanılan enerji miktarı devlet tarafından hesaplanıyor ve santralimizde ürettiğimiz enerji ile dengeleniyor. Bu sistem, operasyonlarımızda herhangi bir aksama yaşanmadan sorunsuz bir geçiş yapmamızı sağladı. Sonuçlar oldukça etkileyici oldu – yıllık karbon ayak izimizde 18 bin tonun üzerinde düşüş sağlayarak hem çevresel etkilerimizi azalttık hem de operasyonel maliyetleri önemli ölçüde aşağı çekmiş olduk. %100 temiz enerjiyle çalışmak, bize rekabet avantajı sağlarken sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığımızı da pekiştiriyor.
GIDA GÜVENLİĞİ HEDEFLİ ENTEGRASYON VE STRATEJİK İŞ BİRLİKLERİ
Gıda güvenliği küresel bir öncelik ve şirketiniz bu konuda aktif bir rol oynuyor. Al Hazaa Investment Group, Orta Doğu’da temel gıda ürünlerinin sürdürülebilir ve güvenilir tedarikini nasıl sağlıyor?
Operasyonlarımız, buğday ve mısır unu, makarna, noodle ve hayvan yemi gibi temel gıda ürünleri etrafında şekilleniyor. Bu ürünler gıda güvenliği açısından hayati öneme sahip ve entegre üretim yapımız sayesinde kaliteyi ve verimliliği en üst seviyede tutabiliyoruz. Örneğin, değirmenlerimizde ürettiğimiz un, makarna ve noodle üretimimizin ana hammaddesi olarak kullanılıyor. Aynı zamanda, un ve yem ambalajlaması için polipropilen çuval üretimi de yapıyoruz.

Küresel iş birlikleriyle desteklenen tedarik stratejilerimiz, en yüksek kalitede hammaddeleri temin etmemize yardımcı olurken, piyasa dalgalanmalarından kaynaklanan riskleri de minimize etmemizi sağlıyor. Bazı operasyonlarımızda kendi tedarikçimiz olmamız, istikrarlı ve yüksek kaliteli bir tedarik zinciri oluşturmamıza imkân tanıyor. Bu, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan Orta Doğu gibi bir bölgede kritik bir avantaj demek. Uzun yıllara dayanan sektör tecrübemiz sayesinde beş farklı ülkede faaliyet gösterebiliyor ve gıda güvenliğini artıran stratejileri hayata geçirebiliyoruz. Yıllar içinde edindiğimiz rekabet avantajıyla, Orta Doğu’nun önemli limanlarında varlık gösteriyor ve büyük deniz limanlarında birkaç tahıl boşaltma istasyonuna sahip olarak bölgedeki arz güvenliğini güçlendiriyoruz.
İNOVATİF İŞ BİRLİKLERİ, MÜKEMMELLİK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE YÖN VERİYOR
Bühler Group ve Starlinger gibi sektör liderleriyle olan iş birlikleriniz etkileyici. Bu ortaklıkların mümkün kıldığı önemli projeler veya yeniliklerden bazılarını paylaşabilir misiniz?
Bühler Group, Starlinger ve diğer önde gelen tedarikçilerle olan ortaklıklarımız uzun yıllara dayanıyor ve başarımızda büyük rol oynuyor. Bühler ile iş birliğimiz onlarca yıl öncesine uzanıyor ve bugün faaliyet gösteren tesislerimizin büyük bir kısmı Bühler makineleriyle çalışıyor. Bu da temel gıda ürünleri üretmemize ve bölgesel gıda güvenliğini artırmamıza yardımcı oluyor. Bühler ile birlikte hayata geçirilen sayısız proje sayabilirim, ancak yeri gelmişken burada en yenisini vurgulamak istiyorum: Ürdün’ün Akabe şehrinde kurduğumuz Red Sea Mill. Son teknolojiye sahip bu tam otomatik değirmen, en yeni Bühler teknolojileriyle donatılmış olup Bühler Insights dijital platformunu kullanıyor.

Benzer şekilde, Starlinger ile olan ortaklığımız, Orta Doğu’nun en büyük polipropilen çuval üretim tesisini kurmamızı sağladı. Yıllık 150 milyon çuval üretim kapasitesine sahip olan New Plastic Industrial Co., sadece grubumuzun ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın birçok ülkesine ihracat yapıyor. Bu iş birlikleri yalnızca teknolojik uzmanlık paylaşımıyla sınırlı değil; aynı zamanda ortak değerlere ve mükemmellik anlayışına dayanıyor.
Ürdün, Irak, BAE ve Mısır’daki operasyonlarınızla kilit bölgelerde faaliyet gösteriyorsunuz. Bu kadar farklı pazarlarda kalitede tutarlılığı ve uyumu nasıl sağlıyorsunuz?
Farklı ülkelerde faaliyet göstermek, hem fırsatlar hem de zorluklar barındırıyor. Her pazarın kendine özgü ihtiyaçları, düzenlemeleri ve tüketici tercihleri oluyor. Ancak yıllara dayanan tecrübemiz sayesinde, bu farklılıkları derinlemesine anlıyor ve stratejilerimizi her bir pazara özel şekilde uyarlarken kalite standartlarımızı koruyabiliyoruz.
“ORTA DOĞU’NUN TALEBİNİ AVRUPA’NIN İNOVASYONU İLE KARŞILIYORUZ”
Birçok Avrupa şirketinin münhasır temsilcisi olarak, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki piyasa ihtiyaçlarını nasıl birbirine bağlıyorsunuz? Önümüzdeki yıllarda hangi trendleri sektörü şekillendirecek çapta görüyorsunuz?
Oldukça büyük ve sürekli büyümeye devam eden Orta Doğu pazarı, hızlı nüfus artışı ve güçlü satın alma gücü ile şekilleniyor. Bu sebeple, gıda ürünlerine olan talep sürekli artıyor ve bölgeyi Avrupa ve uluslararası şirketler için oldukça cazip hale getiriyor. Bu şirketler, teknolojilerini ve inovasyonlarını yerel piyasa ihtiyaçlarına uyarlamalarına yardımcı olacak tecrübeli ve güvenilir ortaklar arıyor – ki biz Al Hazaa Investment Group olarak bu şartları gerçek manada sağlıyor ve aktif olarak destekliyoruz.

Sektördeki en büyük trendlerden biri, tüketici farkındalığının artmasıyla birlikte daha güçlenen sağlıklı gıda ürünlerine olan talep. Ayrıca, tahıl işleme alanındaki dijital dönüşüm sektörü yeniden şekillendirmenin yanında verimlilik ve sürdürülebilirliği de artırıyor. Yapay zekâ ve otomasyonun, unlu mamuller ve gıda üretiminin geleceğinde önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz ve bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
KÜRESEL FUARLAR VE İDMA
Gulfood ve IAOM MEA gibi prestijli fuarlara aktif olarak katıldınız. Bu platformlar, yeniliklerinizi sergilemenize ve stratejik ilişkiler kurmanıza nasıl yardımcı oluyor?
Küresel fuarlara katılmak, ağımızı genişletmemize, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmemize ve potansiyel müşteriler çekmemize önemli ölçüde yardımcı oldu. Bu platformlar ayrıca, en son sektör yenilikleri ve piyasa trendleri hakkında bizi güncel tutuyor. Yıllar içinde bu etkinliklerdeki varlığımız, müşteri tabanımızı genişletmek ve marka tanınırlığını artırmak adına kritik bir rol oynadı. Ayrıca, bölgedeki bir diğer önemli etkinlik olan İDMA İstanbul’a katılmayı da sabırsızlıkla bekliyorum.

Al Hazaa Yatırım Grubu’nun uzun vadeli hedefleri nelerdir? Bölgedeki öncü konumunuzu daha da pekiştirmek için odaklandığınız belirli alanlar veya teknolojiler var mı?
Uzun vadeli vizyonumuz, herkesin güvenli ve sağlıklı gıdaya erişim hakkını uygun fiyatlarla elde etmesine yardımcı olmaktır. Orta Doğu’daki varlığımızı genişletmeye odaklandık ve özellikle önemli Arap Denizi limanları boyunca operasyonlar kurmayı hedefliyoruz.
Ayrıca, artan talebi karşılamak için operasyonlarımızı sürekli olarak genişletiyoruz. Geçen yıl, Al Hazaa Group mevcut tesislerinin birçoğunu genişletti ve üretim kapasitelerini artırdı.

PİYASADAKİ DALGALANMALARLA BAŞA ÇIKMAK
Her yeni yolculuk, kendine has zorluklarla gelir. Şirketinizin bugünkü piyasada karşılaştığı en büyük engeller nelerdir ve bunları nasıl fırsata çeviriyorsunuz?
Karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri piyasa dalgalanmaları. Özellikle buğday fiyatları günlük olarak dalgalanıyor. Ayrıca, taşıma ve nakliye maliyetleri de öngörülemiyor ve bazı jeopolitik gerginlikler sebebiyle pek çok zorlukla karşı karşıya kalınıyor. Bu riskleri azaltmak için, tahıl temin stratejilerimizi çeşitlendirdik ve tüm lokasyonlarımızda stratejik rezervler tutuyoruz. Ayrıca, tedarikçilerimizle çok güçlü ilişkilerimiz var, bu da gelecekteki alımlarımızı planlamada bize büyük kolaylık sağlıyor.
Buna ek olarak, yenilenebilir enerjiye yaptığımız yatırım, işletme maliyetlerini azaltmamıza yardımcı oldu ve bu da işimizi ekonomik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı hale getirdi.

BAŞARIYA KALİTE, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE İNOVASYONLA YÖN VERMEK
Vizyoner bir lider olarak, Al Hazaa Yatırım Grubu’nun başarısına yön verirken sizi en çok motive eden nedir? Küresel yem ve tahıl endüstrisine hangi mesajı iletmek istersiniz?
Beni en çok motive eden şey, sağlıklı ve temel gıda tedariklerini sürdürülebilir bir şekilde üretme misyonumuzdur. Gıda, temel bir ihtiyaçtır ve güvenilir. Yüksek kaliteli gıda tedariki sağlamaksa bizim ciddiyetle yerine getirdiğimiz bir sorumluluktur. Merhum kurucumuzun bir sözünü aktarmak isterim, “Gıda üretim sektöründe çalışmak Ujrah wa Ajr (أجرة وأجر) sağlar,” ki Arapçada bu, ücret ve Allah’ın ödülü anlamına gelir. Bu söz, bu alanda çalışmanın sadece emeğinizin karşılığını almakla kalmayıp, aynı zamanda gıda endüstrisini destekleyip sürdürülebilir kılarak Allah’tan manevi bir ödül de alacağınızı ifade eder.

İşimizi, kalite, sürdürülebilirlik ve inovasyon değerlerimize sadık kalarak genişletmek, son derece tatmin edici ve gurur verici bir şey. Ayrıca, vizyonumuzun bir sonraki nesil tarafından da benimsendiğini görmek beni mutlu ediyor. Şu an, bu misyonu devralan ailenin dördüncü nesli bu misyona katkı da sağlıyor.
Küresel yem ve tahıl pazarına şunu söylemek isterim: İşbirliği ve uyum sağlamak en temel esaslardandır. Hızla değişen dünyada, teknolojiye, sürdürülebilirliğe ve stratejik ortaklıklara açık olmak, gelecekteki pazarlarda yerinizi garantileyen bir yol olacaktır.