Küresel tahıl liderleri, Londra’da düzenlenen IGC 2025 Konferansı’nda bir araya gelerek gıda ticaretinin geleceğini güvence altına almak için mevzuat uyumu, dijital inovasyon ve dayanıklı lojistik ağlarının aciliyetine dikkat çekti. Konferans, daha bağlantılı, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir tahıl tedarik zinciri inşa etmek için kritik bir platform sundu.

Uluslararası Tahıl Konseyi’nin (IGC) medya partneri olan BBM Dergisi, bu önemli etkinlikte Londra’daydı ve sektör liderlerinden öne çıkan mesajları yerinde takip etti. 10-11 Haziran 2025 tarihleri arasında düzenlenen 34. IGC Tahıl Konferansı, dünyanın dört bir yanından 350’den fazla delegeyi bir araya getirdi. Katılımcılar arasında politika yapıcılar, tahıl tüccarları, araştırmacılar ve sektör liderleri yer aldı.
Konferans programında iki gün boyunca genel oturumlar, bölgesel çalıştaylar ve ürün bazlı yuvarlak masa toplantıları gerçekleştirildi. Ele alınan başlıca konular arasında ticaret finansmanı, biyolojik çeşitlilik, liman bağlantıları, lojistik stratejiler, Afrika ve Orta Doğu’daki bölgesel fırsatlar ile buğday, pirinç, yağlı tohumlar ve bakliyat için özel oturumlar yer aldı. İklim değişkenliği, jeopolitik gerilimler, değişen tüketim alışkanlıkları ve kırılgan lojistik ağlar, konferansın öncelikli tartışma başlıkları arasındaydı.

KÜRESEL TAHIL TİCARETİNDE YENİ DÖNEM
Konferansın açılış konuşmasında IGC Dönem Başkanı Hamed Oussama Salhi, küresel tahıl lojistiğinde yaşanan önemli dönüşüme dikkat çekti. Salhi artık ‘zamanında teslimat’ odaklı yapıdan ‘ihtimallere karşı hazırlıklı’ bir yapıya geçildiğini kaydetti. Salhi, Panama Kanalı'ndaki kuraklık ve Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri gibi gelişmelerin tedarik zincirlerini nasıl kırılgan hale getirdiğini hatırlattı. Artık anlık veri, ileri seviye tahmin sistemleri ve proaktif altyapı yatırımları vazgeçilmez hale geliyor. Salhi, bu çerçevede Japonya Hükümeti’nin desteğiyle IGC’nin gelişmiş deniz taşımacılığı izleme sistemlerine yatırım yaptığını ve OECD ile birlikte deniz taşımacılığı darboğazlarını daha etkin izlemek için iş birliği yürüttüğünü açıkladı.
Corteva Agriscience’tan Andre Negreiros, tarımsal inovasyonun hızlandırılması için mevzuat uyumu çağrısı yaptı. Negreiros, biyoteknolojik ilerlemelere rağmen, 2011’den bu yana tahıl üretimindeki büyümenin tüketimi karşılayamaz hale geldiğini ve bu durumun gelecekte arz açıklarına yol açabileceğini belirtti. “Dünyayı nasıl doyuracağımızı biliyoruz, fakat mevzuat bariyerleri bunu yapmamızı engellememeli,” ifadeleriyle güçlü bir mesaj verdi.

Negreiros’in bu vurgusu, Birleşik Krallık Gıda Güvenliği ve Kırsal İşler Bakanı Daniel Zeichner’ın açıklamalarıyla da örtüştü. Zeichner, Birleşik Krallık’ın yakında duyuracağı "arazi kullanım çerçevesi" ile gıda üretimi, çevre koruma ve konut geliştirme arasında bir denge kurmayı hedeflediklerini duyurdu. Ayrıca gen düzenleme ve dijital tarım uygulamalarını desteklediklerini vurguladı.
ORTADOĞU’DA GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN STRATEJİK VİZYON
Ortadoğu odaklı bölgesel oturumda, ithalata bağımlı ülkelerin tedarik stratejilerini nasıl çeşitlendirdiği ve gıda güvenliğini nasıl artırdığı ele alındı. FAO’dan Dmytro Prykhodko, ülkelerin buğday ihale şartnamelerini yeniden gözden geçirmeleri halinde, kaliteyi koruyarak maliyetleri optimize edebileceklerini belirtti.
FAO’nun bölgedeki çalışmaları, küçük düzenlemelerin büyük tasarruflar sağlayabileceğini ortaya koyuyor:
- Buğday protein gerekliliğini %12,5’ten %12’ye düşürmek, kaliteyi etkilemeden ton başına 5 dolara kadar tasarruf sağlayabiliyor.
- İhale hacimlerini artırmak fiyatları düşürebiliyor.
- İhalelere daha fazla tedarikçinin katılmasına izin vermek, ton başına 1,80 dolara kadar ilave fiyat avantajı sağlayabiliyor.
Golden Wheat for Grain Trading CEO’su Malak Al Akiely, Ürdün’ün son yıllarda önleyici rezerv oluşturma ve lojistik modernizasyon stratejisinin, küresel şoklar karşısında dayanıklılık sağladığını aktardı. Kuveyt Flour Mills and Bakeries CEO’su Mutlaq Al-Zayed ise Körfez krizleri, COVID-19 pandemisi ve Ukrayna savaşı sırasında uzun vadeli depolama ve ileri vadeli kontratların gıda güvenliğini sağladığını vurguladı. Corteva’dan Tarek El Azab, bölgede parçalı ve uyumsuz mevzuat yapısının yatırım ortamını zayıflattığını belirterek, bu konuda Arap Birliği veya Körfez İşbirliği Konseyi gibi bölgesel kurumlar aracılığıyla harmonize bir sistem kurulması gerektiğini dile getirdi.
TAHIL TİCARETİNDE YENİ KODLAR
IGC konferansında, Kanada Tahıl Konseyi Başkanı Erin Gowriluk’un moderatörlüğünde düzenlenen bir diğer panelde ise tahıl ticaret liderleri, dijital belgeler, anlık veri ve yapay zekâ gibi teknolojilerin lojistik ve ticaret süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Uluslararası Tahıl Ticaret Koalisyonu (IGTC) Başkanı Pat O’Shannassy, gıda güvenliği için uluslararası iş birliği ve öngörülebilir, kurallara dayalı ticaret sistemlerinin olmazsa olmaz olduğunu vurguladı. Kuzey Amerika Tahıl İhracatçıları Birliği (NAEGA) Başkanı Alejandra Castillo, milyonlarca kâğıt fümigasyon belgesinin yerini alan e-Phyto sisteminin küresel çapta hızla benimsendiğini anlattı. Ancak Castillo, dijital finans sistemleri ve altyapı genişlemeden, bu dijitalleşmenin etkisinin sınırlı kalacağı uyarısında bulundu.

ABD Soya İhracat Konseyi (USSEC) Direktörü Rosalind R. Leeck, küresel soya ticaretinde 90 farklı mevzuatla çalışmanın yarattığı karmaşıklığı anlatarak, bilime dayalı ve esnek düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi. Dünya Ticaret Örgütü Tarım ve Emtialar Direktörü Edwini Kessie, kurallara dayalı çok taraflı ticaret sisteminin özellikle dalgalı piyasalarda küresel gıda güvenliğinin temelini oluşturduğunu belirtti.
AFRİKA’DA YÜKSELEN BUĞDAY TALEBİ
Afrika oturumunda konuşan ABD Buğday Birliği Başkanı Vince Peterson, Afrika’nın 2050 yılına kadar küresel buğday talep artışının merkezi olacağını dile getirdi. Peterson, kıtanın buğday ithalatının yıllık 100 milyon tonu aşabileceğini ve mevcut altyapı ve ticaret kapasitesinin bunu karşılamakta yetersiz kalabileceğini ifade etti. Oturumdaki diğer panelistler de Afrika’nın gıda güvenliğinin yalnızca yerel üretime değil; liman kapasitesinin artırılmasına, lojistikte verimliliğe ve güvenilir veri sistemlerine de bağlı olduğunun altını çizdi. Kpler’den Ishan Bhanu, Birleşik Krallık Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi’nden Watipaso Mkandawire ile Uluslararası Tohum Federasyonu’ndan (ISF) Rose-Souza Richards, Afrika’nın gıda açığını kapatabilmesi için altyapıya acil yatırım yapılması, ticaretin uyumlaştırılması ve e-Phyto gibi dijital sertifikasyon sistemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
TAHILDA DİJİTAL ZEKÂ
Yapay zekâ odaklı panelde ise AI'nin tahıl sektöründeki potansiyel katkıları ve karşı karşıya bırakabileceği riskler detaylı biçimde tartışıldı. Panelde konuşan EURONEXT Emtia Ürünleri ve İş Geliştirme Müdürü Alexandre Bobylov, yapay zekânın vadeli işlem piyasaları ve işlem sonrası operasyonlarda şimdiden verimlilik sağladığını gösteren örnekler sundu. Ancak ADM Investor Services International Teknik Analiz Başkanı Eddie Tofpik, kamuya açık verilerin kalitesizliğine dikkat çekerek, yapay zekânın insan uzmanlığının yerini alabilecek bir sistem değil, ancak onu destekleyici bir araç olarak görülmesi gerektiği uyarısında bulundu. Ayrıca, yapay zekânın artan enerji tüketimi nedeniyle ileride elektrik arzının teknoloji adaptasyonunda bir darboğaz oluşturabileceğini vurguladı.

Hindistan-Ortadoğu Tarım İttifakı (India Middle East Agri Alliance - IMEAA) Başkanı Sudhakar Toma ise küresel tarımsal ticaretin yalnızca %10’unun dijitalleştiğini belirterek, kâğıda dayalı sistemlerin hâlâ yaygın olmasının önemli bir engel teşkil ettiğini ifade etti. HnyB Tech Genel Müdürü Deepak Pareek, yapay zekâdan tam anlamıyla faydalanabilmek için güvenilir ve kaliteli veri altyapısının hayati önem taşıdığını vurguladı. FAIRR (Farm Animal Investment Risk & Return) Girişimi’nden Helena Wright da, yatırımcıların karmaşık emtia tedarik zincirlerinde izlenebilirliği artırmak amacıyla yapay zekâdan yararlandığını, ancak sonuçların güvenilirliği için mutlaka insan onayına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Panelde öne çıkan ortak görüş ise şu oldu: Tahıl sektöründe anlamlı bir dijital dönüşüm için veri altyapısına büyük yatırımlar, sınır ötesi iş birliği ve kültürel dönüşüm şart.
KÜRESEL TAHIL GÜVENLİĞİNDE YENİ CEPHE
Küresel tedarik zincirlerinin kırılganlaştığı bir dönemde, liman verimliliği ve akıllı lojistik çözümleri, tahıl güvenliği açısından kritik öneme sahip hale geliyor. IGC Konferansı’ndaki panelde, bu alandaki yeni yatırımlar ve teknolojik çözümler masaya yatırıldı. DP World Logistics’ten Raveen Guliani, Körfez bölgesinde gıda ithalat dayanıklılığını artırmayı hedefleyen yaklaşık 270 milyon dolarlık yatırım programını tanıttı. Bu yatırımlar arasında yeni tahıl terminallerin yanı sıra entegre soğuk zincir çözümleri de yer alıyor.
Ukrayna Tahıl Birliği Başkanı Nikolay Gorbachov ise savaş koşullarında Ukrayna’nın tahıl ihracat altyapısında gösterdiği olağanüstü esnekliği paylaştı. Gorbachov, yalnızca birkaç ay içinde Tuna Nehri boyunca 28 yeni terminalin devreye alındığını belirterek, bu başarının kamu müdahalesinden ziyade özel sektörün yetkilendirilmesiyle mümkün olduğunu vurguladı.
Global Spatial Technology Solutions’tan Edward Wood ise limanlar ve gemilerin varış programlarını dinamik olarak optimize etmesini sağlayan "Oceania" adlı yapay zekâ destekli dijital platformu tanıttı. Bu sistemin liman trafiğini azaltarak yakıt tüketimini ve emisyonları düşürdüğü ifade edildi.
KÜRESEL DAYANIŞMA ŞART
IGC 2025 Konferansı’nın genelinde öne çıkan ortak görüş şuydu: İklim krizleri, jeopolitik gerilimler ve hızla değişen talep yapısı, küresel tahıl ticaretini ciddi biçimde tehdit ediyor. Bu zorluklarla başa çıkmak ise ancak tüm paydaşların koordineli, kararlı ve kapsayıcı bir iş birliği içinde hareket etmesiyle mümkün. Konferansta dile getirilen temel çözüm başlıkları şöyle özetlendi:
Mevzuat uyumu, inovasyonu engelleyen değil, destekleyen bir zemin oluşturmalı.
Dijital dönüşüm, yalnızca üretim alanlarında değil; tedarik zincirinin her aşamasında—tarladan limana, finansmandan izlenebilirliğe kadar—etkin biçimde yaygınlaştırılmalı.
Lojistik ve liman altyapısı, operasyonel bir zorunluluk olmanın ötesinde, stratejik bir öncelik olarak görülmeli.
Kamu-özel sektör iş birlikleri, geleceğin daha dayanıklı ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin inşasında vazgeçilmez bir rol oynamalı.
IGC 2025, sadece mevcut krizleri teşhis etmekle kalmadı; aynı zamanda bu krizlerin üstesinden gelmek için gerekli vizyon, yatırım ve dayanışma ruhuna da güçlü bir çağrı yaptı.