Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, İDMA İstanbul 2026 Fuarı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bu yıl son yılların en yüksek hububat üretim dönemlerinden birini yaşayabileceğini söyledi. Buğday rekoltesinin 22 milyon 750 bin ton, arpa rekoltesinin ise 9 milyon ton olarak tahmin edildiğini belirten Güldal, TMO’nun 600’ün üzerinde alım merkezi ve 20 milyon tonun üzerindeki depolama hazırlığıyla yeni sezona güçlü şekilde hazırlandığını vurguladı.
Değirmen makineleri, tahıl işleme teknolojileri ve hububata dayalı sanayiler açısından en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan İDMA İstanbul 2026 Fuarı, yerli ve yabancı sektör temsilcilerini İstanbul Fuar Merkezi’nde bir araya getirdi. Fuar kapsamında düzenlenen İDMA Global Grain & Milling Forum’un açılışında konuşan Ahmet Güldal, 2026 hububat sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Güldal, Türkiye’nin 2026 yılında son yılların en yüksek hububat üretim dönemlerinden birini yaşayabileceğini belirterek, sahadan alınan veriler ve iklim koşullarının rekolte beklentilerini güçlendirdiğini ifade etti. Bakanlık tarafından açıklanan ilk tahminlere göre buğday rekoltesinin 22 milyon 750 bin ton, arpa rekoltesinin ise 9 milyon ton seviyesinde beklendiğini aktaran Güldal, mevcut saha verilerinin üretimin bu rakamların da üzerine çıkabileceğine işaret ettiğini söyledi.
TMO’nun 2026 yılı hububat alım fiyatlarını hasadın başlangıcında, 2 Haziran tarihinde kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Güldal, ekmeklik ve makarnalık buğday için alım fiyatının ton başına 16 bin 500 TL, arpa için ise 12 bin 750 TL olarak belirlendiğini kaydetti. Makarnalık buğday üretiminde kaliteyi teşvik etmeyi önemsediklerini vurgulayan Güldal, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ekmeklik ve makarnalık buğday alım fiyatlarının aynı seviyede tutulduğunu belirtti. Bu uygulamayla kaliteli üretimin sürdürülebilirliğinin desteklenmesinin hedeflendiğini ifade eden Güldal, özellikle kaliteli durum buğdayı üretiminin stratejik önemine dikkat çekti.
Hasadın ülke genelinde 25 Haziran itibariyle buğdayda yüzde 14, arpada ise yüzde 13 seviyesine ulaştığını aktaran Güldal, hasat yapılan bölgelerde ortalama verimlerin 400 kilogramın üzerinde gerçekleştiğine dair olumlu veriler alındığını söyledi. Üreticilerin randevu alma konusunda herhangi bir sorun yaşamadığını dile getiren Güldal, randevu gerçekleşme oranının yüzde 80’in üzerinde olduğunu ve ürün bedeli ödemelerinin de başlatıldığını belirtti.
20 MİLYON TONUN ÜZERİNDE DEPOLAMA HAZIRLIĞI
TMO’nun yeni alım sezonuna güçlü bir organizasyonla hazırlandığını vurgulayan Güldal, 2026 alım sezonu için ülke genelinde 600’ün üzerinde alım merkezi planlandığını açıkladı. Lisanslı depolarda yaklaşık 10 milyon ton depolama kapasitesinin bulunduğunu belirten Güldal, TMO’nun kendi depoları, kiralık depoları ve açık yığın alanlarıyla birlikte toplam depolama hazırlığının 20 milyon tonun üzerine çıktığını ifade etti.
Bu kapasitenin hem üretici hem de piyasa açısından güven verici olduğunu belirten Güldal, TMO’nun üreticilerin ürününü sorunsuz şekilde teslim alabilmesi için sahada güçlü bir hazırlık yürüttüğünü söyledi. Güldal, kurumun üretici, sanayici ve tüketici arasındaki dengeyi gözeten bir anlayışla hareket ettiğini vurguladı.
İDMA, HUBUBATA DAYALI SANAYİNİN ORTAK VİTRİNİ
Konuşmasında hububata dayalı sanayinin ülke ekonomisindeki önemine de dikkat çeken Güldal, Türk üreticisinin emeğini katma değere dönüştüren sektörlerin İDMA çatısı altında buluştuğunu belirtti. Türkiye’nin bugün dünya un ihracatında birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Güldal, İDMA’nın Türkiye’nin hububata dayalı sanayilerde ulaştığı seviyeyi dünyaya göstermesi bakımından büyük önem taşıdığını söyledi. Yerli makine üreticilerinin, sanayicilerin, ihracatçıların ve kamu kurumlarının aynı zeminde bir araya gelmesinin sektör için güçlü bir sinerji oluşturduğunu vurgulayan Güldal, İDMA’nın bilgi paylaşımı, teknoloji transferi, yeni iş birlikleri ve küresel pazarlara açılım açısından değerli bir organizasyon olduğunu kaydetti.
Güldal, buğday ve mamulleri ticaretinde 2002 yılından bu yana 54 milyar dolarlık ihracata karşılık 33 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildiğini, böylece ülke ekonomisine net 21 milyar dolarlık dış ticaret katkısı sağlandığını ifade etti. Mısırda ise aynı dönemde net dış ticaret katkısının 10 milyar dolara ulaştığını kaydetti.
Bu verilerin, Türkiye’nin hububata dayalı sanayilerde yalnızca iç piyasaya hizmet eden değil, küresel pazarlarda da güçlü rekabet kabiliyetine sahip bir ülke olduğunu gösterdiğini belirten Güldal, un, makarna ve diğer tahıl bazlı mamullerde elde edilen başarının sürdürülebilirliği için üretici, sanayici ve kamu iş birliğinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
TMO TÜM PAYDAŞLAR İÇİN GÜVENLİ LİMAN
TMO’nun piyasalardaki rolüne de değinen Güldal, kurumun geçmişte olduğu gibi bugün de tüm paydaşlar için güvenli liman olma özelliğini koruduğunu söyledi. TMO’nun özel sektörle istişare içinde hareket ederek piyasanın sağlıklı işleyişine katkı sunduğunu ifade etti. TMO’nun üreticinin emeğini koruyan, sanayicinin ham maddeye erişimini destekleyen ve tüketicinin temel gıda ürünlerine kesintisiz ulaşımını gözeten bir sorumlulukla faaliyet yürüttüğünü belirtti. Bu yaklaşımın özellikle iklimsel dalgalanmalar, küresel arz belirsizlikleri ve fiyat oynaklıklarının arttığı dönemlerde daha da önemli hale geldiğini kaydetti.
KÜRESEL PİYASALARDA ARZ RİSKİ YAKINDAN İZLENİYOR
Dünya hububat piyasalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Güldal, yeni sezonda dünya buğday, arpa ve mısır üretiminde düşüş beklendiğini ancak yüksek stok seviyeleri sayesinde arz yönlü ciddi bir sorun öngörülmediğini söyledi. Buna karşın iklim değişikliği, jeopolitik gelişmeler, ticaret koridorlarındaki belirsizlikler ve enerji maliyetlerinin küresel hububat piyasaları üzerinde etkili olmaya devam ettiğini belirtti.
TMO’nun tüm bu gelişmeleri yakından ve titizlikle takip ettiğini ifade eden Güldal, Türkiye’nin güçlü stok yapısı ve yaygın alım organizasyonuyla yeni sezonda da piyasaya güven veren bir konumda olduğunu söyledi.
Konuşmasının sonunda yeni sezonun bereketli geçtiğini belirten Güldal, TMO’nun sahada üreticilerin yanında olmaya devam ettiğini vurguladı. Güldal, “TMO yalnızca yokluğu değil, bolluğu da yönetebilen köklü bir kamu kurumudur. Üreticimizin emeğini korumak, sanayicimizin ham maddeye erişimini desteklemek ve tüketicimizin temel gıda ürünlerine kesintisiz ulaşımını sağlamak sorumluluğuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.
#İDMA2026 #TMO #Hububat #Buğday #Hasat #Değirmencilik #UnSanayi #MakarnaSanayi