‘Türk Tarımında Sürdürülebilirlik Sorunları ve Çözümleri’ panelinde hayata geçirdikleri sözleşmeli ve sürdürülebilir tarım projelerinin detaylarını paylaşan Barilla Gıda Genel Müdürü Piero Mirra, durum buğdayı olmadan makarnadan söz edilemeyeceğini söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 4,5 milyon ton olan yıllık durum buğdayı ihtiyacına karşın, bu yıl rekoltenin 2,5 milyon ton civarında gerçekleşmesinin beklendiğine dikkat çeken Mirra, “Bu çok ciddi bir ithalatı gerektirecek. Türkiye gibi buğday ve makarna üretiminde dünyanın en önemli ülkelerinden birisi için bu tablo çok düşündürücü. Doğru yöntemleri kurumlar arası iş birliği ile uygulayarak Türkiye’yi tekrar kendine yeten bir ülke konumuna ulaştırabiliriz” dedi.
Barilla Gıda Genel Müdürü Piero Mirra, Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından 5’incisi düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörle ilgili açıklamalarda bulundu. Türk tarımında sürdürülebilirlik sorunları ve çözümlerinin konuşulduğu oturumda Piero Mirra, sürdürülebilir gıda ihtiyacının giderek arttığı günümüzde, şirketin tarladan sofraya lezzetli, sağlıklı ve güvenilir gıda anlayışını ve bu bağlamda yürüttüğü sözleşmeli ve sürdürülebilir tarım projelerinin detaylarını aktardı:
DURUM BUĞDAYIMIZIN TAMAMINI TÜRK ÇİFTÇİSİ ÜRETİYOR
Barilla bu çalışmayı son 20 yıldır çiftçiler, akademik kuruluşlar ve uzmanlarla yürütüyor. Neredeyse çeyrek asırdır yürüttüğümüz bu çalışmaların bize ve Türk tarımına büyük bir katkısı oldu. En önemli sonuçlarından biri ise Bolu’daki fabrikamızda ürettiğimiz Barilla ve Filiz markalı makarnalarımızın hammaddesi olan durum buğdaylarının tamamının Türkiye topraklarında ve bizim çiftçilerimiz tarafından üretilmesidir.
Kaliteli buğday kurum taahhüdünün en önemli parçasıdır. Durum buğdayı olmadan makarna ve hatta Barilla’dan söz edilemez. Türkiye’nin yaklaşık 4,5 milyon ton olan yıllık durum buğdayı ihtiyacına karşın, bu yıl rekoltenin 2,5 milyon ton civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu da çok ciddi bir ithalatı gerektirecek. Türkiye gibi buğday ve makarna üretiminde dünyanın en önemli ülkelerinden birisi için bu tablo çok düşündürücü. Doğru yöntemleri kurumlar arası iş birliği ile uygulayarak Türkiye’yi tekrar kendine yeten bir ülke konumuna ulaştırabiliriz. Pazarın liderlerinden biri olarak sürdürülebilir tarım uygulamalarımızla tüm hammaddemizi buradan, bizim çiftçilerimizden karşılayabiliyoruz. Onlar olmadan bunu başarabilmemiz mümkün değil. Bugün iş birliği içinde olduğumuz 400 çiftçimizi her türlü bilgi, veri ve modern tekniklerle destekleyerek bunu başarabiliyoruz.
ÇİFTÇİLERİMİZİN MALİYETİNİ YÜZDE 15 DÜŞÜRDÜK
Türkiye’de hayata geçirdiğimiz sürdürülebilir tarım projesi kapsamında birçok çalışma yapıyoruz. Proje sayesinde, düşük girdi yöntemleri ve deneyimli bir toprak yönetimi ile hem ürün verimini hem de kalitesini artırıyoruz. Çiftçi daha çok kazanırken, çevresel etki de azalıyor. Ekilebilir tarım alanlarının her geçen gün azaldığı, ulaşılabilir ve sürdürülebilir gıda ihtiyacının daha da arttığı günümüzde, şirket olarak yürüttüğümüz projenin meyvelerini alıyoruz. Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege Bölgesi ardından üç yıldır Trakya’da sözleşmeli tarım çalışmalarını yürütüyoruz. Bölgede neredeyse durma noktasına gelen makarnalık durum buğdayı üretiminde büyük başarılar elde ettik. Trakya Bölgesi’nde akademik kuruluşların desteğiyle, bilimsel tekniklere dayalı sürdürülebilir üretim modelimizi uyguluyoruz. Bu modelle çiftçilerimizin üretim maliyetlerini yaklaşık yüzde 15 oranında düşürürken, çevresel etkimizi de yüzde 20’ye yakın azalttık. Tüm bu başarılı deneyimleri birer el kitabına dönüştürerek bilgi ve teknoloji desteğiyle yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Türkiye’deki sürdürülebilir ve sözleşmeli tarım faaliyetlerimize önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz.