BLOG

Güçlü stok yönetimi piyasa istikrarının anahtarı olacak

26 Haziran 20266 dk okuma

Toprak Mahsulleri Ofisi Ticaret Daire Başkanı Tunç Necipoğlu, IDMA Global Grain & Milling Forum’da yaptığı değerlendirmede, küresel hububat piyasalarının son 15 yılda çok daha fazla ticarete bağımlı hale geldiğini belirterek, jeopolitik riskler, lojistik kırılganlıklar ve iklim kaynaklı kalite sorunları karşısında güçlü stok yönetiminin stratejik önem kazandığını söyledi. Türkiye’nin buğdayda iç tüketimi karşılayabilecek güçlü bir zemine sahip olduğunu vurgulayan Necipoğlu, TMO’nun 2026/27 sezonunda arz güvenliği, fiyat istikrarı, üretici-sanayici-tüketici dengesi ve kurumsal koordinasyonu temel öncelikler olarak belirlediğini ifade etti.

IDMA Global Grain & Milling Forum’un “Küresel Tahıl Ticareti: Trendler, Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ilk oturumunda konuşan TMO Ticaret Daire Başkanı Tunç Necipoğlu, küresel hububat piyasalarındaki değişimi, Türkiye’nin bu tablo içindeki konumunu ve TMO’nun yeni sezona ilişkin politika önceliklerini değerlendirdi.

Öncelikle küresel piyasalardaki ana eğilimlere dikkat çeken Necipoğlu, son 15 yılda dünya hububat üretimi ve tüketiminin yüzde 32 arttığını, stokların yüzde 45 yükseldiğini, buna karşılık ticaretin yüzde 65 gibi çok daha hızlı bir büyüme kaydettiğini belirtti. Bu tablonun küresel hububat piyasalarını arz şoklarına, ihracat kısıtlamalarına, lojistik aksamalara ve jeopolitik gelişmelere karşı daha hassas hale getirdiğini vurguladı. Necipoğlu’na göre, hububatın daha fazla sınır aşması, daha fazla limana ve lojistik hatta bağımlı hale gelmesi bir yandan ticari fırsatlar yaratırken, diğer yandan arz güvenliği açısından yeni kırılganlıklar doğuruyor.

Necipoğlu’nun paylaştığı verilere göre, 2026/27 sezonunda dünya hububat üretiminde yüzde 3, stoklarda yüzde 4, ticarette ise yüzde 2 düşüş beklenirken, tüketimin yüzde 1 artacağı öngörülüyor. Yüksek başlangıç stoklarının arz görünümünü rahatlatan bir unsur olduğunu belirten Necipoğlu, buna rağmen sezon sonu stoklarında düşüş beklendiğine dikkat çekti. Bu nedenle önümüzdeki dönemde stok yönetiminin en stratejik piyasa araçlarından biri olmaya devam edeceğini kaydeden Necipoğlu, kamu politikalarının belirsizlik dönemlerinde piyasanın sigortası niteliği taşıdığını ifade etti.


KARADENİZ LOJİSTİĞİ VE İHRACATÇI ÜLKE POLİTİKALARI YAKINDAN İZLENİYOR

Küresel piyasa değerlendirmesinde Rusya ve Ukrayna’ya ayrı bir parantez açan Necipoğlu, Karadeniz coğrafyasının Türkiye açısından stratejik önemini koruduğunu söyledi. Rusya’nın küresel hububat ticaretinde belirleyici aktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Necipoğlu, buğdayda yüksek stokların ve ihracat politikalarının dünya fiyatları üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti.

Rusya’nın kota, vergi ve satış kararlarının yalnızca kendi iç piyasasını değil, tüm bölgesel fiyat oluşumunu etkilediğini kaydeden Necipoğlu, arpa ve mısırda da Rusya’nın üretim ve ihracat eğilimlerinin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Ukrayna tarafında ise savaş koşullarının hâlâ piyasa üzerinde belirleyici olduğunu vurgulayan Necipoğlu, üretim ve ihracat tahminlerinin önemli olmakla birlikte, asıl kritik konunun ürünün limanlara ve dünya pazarlarına güvenli şekilde ulaştırılıp ulaştırılamaması olduğunu ifade etti. Liman güvenliği, sigorta maliyetleri ve koridor risklerinin Ukrayna kaynaklı arzın en önemli belirleyicileri arasında yer aldığını kaydetti. 

Necipoğlu, dünya fiyatlarının savaş dönemindeki zirvelerin altında seyrettiğini, ancak bunun risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. Rusya’nın fiyat oluşumunda hâlâ önemli bir referans noktası olduğunu, enerji, navlun ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin ise fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilecek unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.

BUĞDAY ÜRETİMİMİZ İÇ TÜKETİMİ KARŞILAYACAK GÜÇLÜ ZEMİNE SAHİP

Küresel tablonun ardından Türkiye piyasalarına değinen Necipoğlu, ürün bazında farklı dengelerin öne çıktığını söyledi. Türkiye’nin buğdayda iç tüketimini karşılayabilecek güçlü bir zemine sahip olduğunu vurgulayan Necipoğlu, devir stoklarının yanı sıra TÜİK’in ilk tahminlerine göre 2026/27 sezonunda buğday üretiminin 22,75 milyon ton seviyesinde beklendiğini aktardı. 

Arpada bir önceki sezon ciddi rekolte kaybı yaşandığını, bu nedenle stok yönetiminin daha da önemli hale geldiğini hatırlatan Necipoğlu, yeni sezonda 9 milyon tonluk arpa üretimi beklendiğini söyledi. Mısırda ise büyüyen yem sanayisi nedeniyle tüketim artışının devam ettiğini belirten Necipoğlu, yeni sezona ilişkin ilk üretim tahmininin 8 milyon ton civarında olduğunu ifade etti. 

Necipoğlu, mısır piyasalarında dönemsel arz-talep dengesinin dikkatle yönetilmesi gereken bir başlık olmaya devam ettiğini vurguladı. Özellikle yem talebindeki artışın mısırı stratejik ürünlerden biri haline getirdiğini belirtti.

TÜRKİYE’NİN GÜCÜ KATMA DEĞERLİ HUBUBAT MAMULLERİNDE

Necipoğlu, Türkiye’nin en güçlü olduğu alanlardan birinin hububatı katma değerli mamullere dönüştürme kapasitesi olduğunu söyledi. Un, makarna, irmik, bulgur ve diğer hububat mamullerinde güçlü bir sanayi altyapısına sahip olan Türkiye’nin, yalnızca iç piyasaya hizmet etmekle kalmadığını, dünya pazarlarında da önemli bir arz güvenliği sağladığını ifade etti.

Dış ticaret dengelerine bakıldığında dönemsel miktar dalgalanmaları yaşansa da değer bazında Türkiye’nin güçlü katkı sağlamayı sürdürdüğünü belirten Necipoğlu, bunun Türkiye’nin yalnızca ham madde üreten değil, işleyen, dönüştüren ve katma değer üreten bir ülke olduğunu gösterdiğini kaydetti. 

Toprak Mahsulleri Ofisi Ticaret Daire Başkanı Tunç Necipoğlu

Yurt içi fiyatlar konusunda ise hasadın henüz başlangıç aşamasında olduğuna dikkat çeken Necipoğlu, ürün TMO’ya ve piyasaya geldikçe fiyat dengesinin daha net oluşacağını söyledi. Bu süreçte TMO’nun fiyat oluşumlarını, ürün akışını, kaliteyi ve piyasa beklentilerini yakından takip ettiğini belirtti.

TÜRKİYE BÖLGESEL ARZ GÜVENLİĞİNDE STRATEJİK AKTÖR 

Necipoğlu, küresel ve yurt içi piyasalar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin önünde hem riskler hem de fırsatlar bulunduğunu söyledi. Risk tarafında iklim ve kalite riski, Karadeniz lojistiği, sigorta ve navlun maliyetleri, enerji ve gübre fiyatlarındaki değişkenlik, ihracatçı ülkelerin politika kararları ile mısır ve yem talebindeki artışı öne çıkardı.

Buna karşılık Türkiye’nin Karadeniz’e yakınlığı, güçlü un, makarna ve yem sanayisi, liman ve depolama altyapısı, ihracat pazarlarına erişim avantajı ve bölgesel arz güvenliği aktörü olma potansiyeli önemli fırsatlar olarak öne çıkıyor. Necipoğlu, bu unsurların Türkiye’yi yalnızca kendi arz güvenliğini sağlayan değil, bölgesel arz güvenliğine de katkı sunabilecek stratejik bir aktör haline getirdiğini ifade etti.

TMO’NUN 2026/27 ÖNCELİKLERİ

TMO’nun piyasa politikalarına da değinen Necipoğlu, kurumun alım, satış, stok yönetimi, dış ticaret, satış kanalları ve küresel izleme araçlarını bütüncül bir politika seti olarak değerlendirdiğini söyledi. Alım politikasında üretimin sürdürülebilirliğini ve kaliteyi destekleyen fiyat sinyali verdiklerini belirten Necipoğlu, satış politikasında sanayicinin ham maddeye erişimini ve tüketici maliyetlerini gözeten bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti. Stok yönetiminin ise arz güvenliği ve piyasa sürekliliği açısından temel araçlardan biri olduğunu vurguladı. TMO’nun 2026/27 sezonu için dört temel önceliği bulunduğunu belirten Necipoğlu, bunları arz güvenliği, fiyat istikrarı, üretici-sanayici-tüketici dengesi ve kurumsal koordinasyon olarak sıraladı.

“TAHIL TİCARETI ARTIK GIDA GÜVENLİĞİ MESELESİ”

Oturumun soru-cevap bölümünde Necipoğlu, Türkiye’nin küresel şoklar, savaşlar ve arz kesintileri karşısında daha esnek bir arz güvenliği ve risk yönetimi yaklaşımına yöneldiğini ifade etti. Necipoğlu, Türkiye’nin yalnızca fiyat odaklı bir bakıştan, tedarik çeşitliliğini, lojistik riskleri ve stratejik stok yönetimini merkeze alan bir yaklaşıma geçtiğini söyledi. 

Necipoğlu, ithalatçı ülkeler açısından çıkarılması gereken temel dersin açık olduğunu belirterek, tahıl ticaretinin artık yalnızca ticari bir mesele değil, gıda güvenliği meselesi haline geldiğini vurguladı. Bu nedenle ülkelerin stratejik stoklara sahip olması, tedarikçilerini çeşitlendirmesi, güvenilir lojistik hatları kurması ve hızlı aksiyon alabilecek kurumlara sahip olması gerektiğini ifade etti. 

Türkiye’nin coğrafi konumunun bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu belirten Necipoğlu, ülkenin Karadeniz, Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika arasında yer alan konumuyla hem tedarikçiler hem de ithalatçılar açısından stratejik bir merkezde bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin 2026/27 sezonundaki buğday ithalat öngörüsüne ilişkin bir soruya da yanıt veren Necipoğlu, Türkiye’nin iç üretiminin iç tüketimi karşıladığını, ithalat miktarının ise yıldan yıla kalite, fiyat ve diğer piyasa kriterlerine bağlı olarak değiştiğini belirtti. Geçmiş yıllara bakıldığında buğday ithalatının 5 milyon ton, 7 milyon ton veya 8 milyon ton gibi farklı seviyelerde gerçekleşebildiğini ifade eden Necipoğlu, mevcut sezonda hasadın ve ürün kalitesinin tamamlanmadan kesin değerlendirme yapmanın erken olduğunu söyledi. 

Etiketler
#idma istanbul
Haber Kategorisindeki Yazılar